BABAMA REKLAM VERDİĞİMİ SÖYLEMEYİN

Sedat Dönmez

Reklamla gerek eğitim almış gerek ucundan kıyısından geçmiş herkes Jacques Sequela’nın reklamcılık anılarından oluşan “Anneme Reklamcı Olduğumu Söylemeyin... O Beni Bir Genelevde Piyanist Sanıyor!” adlı kitabını biliyordur. Ya okumuştur ya da kulağına bir yerlerde çalınmıştır. Okumayan varsa da tavsiye edilebilecek kitaplar arasındadır. Yaşadıkları farklı olsa da isim olarak bakıldığında günümüz reklamverenleri ile güzel bir eşleşme mevcut. Konya’da kuşaklar artık değişiyor. Yeni nesil yönetimleri devralmaya başlıyor, ufak tefek de olsa şirket içerisinde söz sahipleri el değiştirmeye başlıyor. Fakat değişmeyen bir durum varsa ataerkil ailenin baba gücü hala şirketlerin üzerinde kâbus gibi devam ediyor.

Konya’da reklam satışı içerisinde çalışanlar, ajanslar birçok firmada babasından gizli reklam veren veya reklam ajansına ciddi bedeller ödeyen müşterilerle karşılaşıyorlar. Dünyaya ticaret yapmaya başlayan, üretim hacmini her gün genişleten bu firmaların yeni kuşaklarının birçoğundan alınan cevaplar ise “Aman babamın reklam verdiğimden haberi olmasın”, “Biz bu reklamı babamdan gizli veriyoruz” oluyormuş. Yani baba duyarsa kıyamet kopacak anlayacağınız. Genç nesil her ne kadar reklama ve iletişime biraz yakın durmaya çalışsa da, reklamsız bir adım bile gidilemeyeceğini deneyim etse de hala babanın şirketteki yoğun gücü devam ettiği için korkarak reklam veriyorlar. Çünkü baba reklamı masraf ve boşa harcanan para olarak görüyor. O bugünlere reklamla gelmedi ki, bu gücü bu serveti, bu tesisleri reklamla kazanmadı ki reklam versin. Türkiye’nin en büyük sanayilerine sahip olan bir şehir olarak aslına bakarsanız durum içler acısı. Hala klasik pazarlama dönemi anlayışıyla bakarak iyi mal üretirsem satarım devri bitti. Artık iyi mal üreten değil, iyi malı ürettiğini söyleyen bile kazanamıyor. Reklamcılık ve iletişim dünyası çok farklı boyutlara geçti. Oysa Konya’daki reklamverenler hala promosyon iletişimi kurmaya devam ediyor. Bir yıl boyunca yaptıkları milyonlarca cirodan reklama düşen pay hala çok komik rakamlarda geziyor. Ayrılan rakam ise maalesef yılbaşı promosyonları, plansız, amaçsız reklam kararlarıyla tüketiliyor. Peki, sonra, “Yaa babadan habersiz bir ton para harcadık onda da bir geri dönüş olmadı” tepkisi geliyor. Evet, olmadı çünkü sizin korka korka harcadığınız paraları doğru yerlerde harcamadınız. Müşteriye dokunacak, onunla temas kuracak noktalar seçmediniz, belirli bir iletişim stratejiniz yoktu. Havadan sloganlarla yaptığınız reklamlar müşterinin gözüne bile çarpmadı. Yani birazcık çöpe para atmış oldunuz.

Dünya yerinde durmuyor, İstanbul ve tüm dünya farklı iletişim stratejileri üzerine konuşuyor. Artık başbakan çıkarmış Konya’nın da masa üstü reklamcılığından bir üst seviyeye atlama zamanı geldi. Babanızı nasıl ikna edersiniz bilmiyorum ama ünlü reklamcı Haluk Sicimoğlu hocamızın Konya’da verdiği bir seminerde dediği gibi “Beyler! Sizi buraya kadar getiren şey, buradan daha ileriye götürecek olan şey değil.”