Bahçeli de aydınlandı

Hayrettin Atak

Teröristler basar bir köyü, muhtarın kapısına dayanır. Bize istediklerimizi vermezseniz eşlerini öldürürüz. Kabul etmez tabi muhtar “Biz devletimize ihanet etmeyiz” diyerek.  

Teröristler; tehdidin şiddetini artırır. “Çoluk çocuğunu bırakmayız”

Muhtar; “Yok”

“Evini barkını tarlanı bahçeni yakarız”

“Asla”

“Üstüne senide öldürürüz” 

“Tamam bak şimdi ne istiyorsanız verelim. İş ciddiye bindi çünkü” diyen Muhtar can korkusuyla o anda taraf değiştirmeye razı olur…

Komik mi? Asla…  

Her neyse fıkra cebimizde dursun konuya gireyim;   

Daha düne kadar, yani lafın gelişi olarak değil 01.04.2016 tarihine kadar Hükümete karşı Paralelle kol kola hareket eden edemese de söylemlerinde desteğini sürekli gündeme taşıyan (Kaynak; Google’a Bahçeli’nin paralel söylemleri yazılınca 2013’ten bu yana Hükümete ne denli yüklendiğine dair haber başlıkları çıkıyor, Paralele sahip çıkmaktan, sevdalı olmaya kadar her şeyle suçlanıyor) MHP Lideri Devlet Bahçeli dün itibariyle Paralel karşısındaki yerini almış bulunuyor.

Düğün değil bayram değil niye karşıya geçti demeyin. Düğün yok Kurultay var…

Bu kavga ilk başladığı günden bu yana yeni bir oluşumun hayalini kuran Paralel Cenah’ın en büyük hayaliydi Haşim Kılıç ya da Meral Akşener Başkanlığında bir oluşum.  

İşte kurultay için baskılar arttıkça Bahçeli’nin aydınlanma süreci başladı. Gerçi arası çok da iyi değildi Bahçeli’nin Okyanus ötesiyle, sürekli bir çatışma hali de söz konusuydu belki ama parti içinde onca kargaşaya, onca tapeye, onca yatak görüntülerine rağmen bu savaşta hükümetin karşısında yer almak daha çekici gelmişti Sayın Genel Başkan’a, bu tarihe kadar…

Yani, ta ki işte kongre süreci ciddileşinceye ve karşı tarafın ayak seslerinin çok güçlü hissedildiği ana kadar… Karşılıklı aşk sözcüklerinin yerini ‘Kökü kurutulmalı’ ifadeleri aldı. Dün ki ilanı aşk cümlelerinin yerini suçlamalara bıraktı…

İşte ey koltuk sen nelere kadirsin… Altımızdan gitme ihtimali doğunca bir flaş patlıyor ve her şeyi tüm çıplaklığıyla görmeye başlıyoruz. 

Başbakan Davutoğlu’nun Sur mitinginde neden Türk Bayrağı yokmuş… Bunu seçim dönemlerinde dahi oy devşirmek için bile olsa oralara bırakın gidebilmeyi sınırlarından bile geçemeyenler söylüyor bir de.

Bir cevabı bile hak etmiyor bu nedenle bu tür suçlamalar aslında.

Meydanlarda bayrak sallamakla milliyetçi olunmuyor. Ölme pahasına bile o meydanda hazır bulunmakla olunuyor.

Vatanseverlik bir meydanda ne kadar bayrak sallandığıyla ya da sallanmadığıyla değil yürekler aynı fikre çarptığı zaman yaşanıyor… 

Birlik kardeşinize ‘Nasılsınız’ diye sorabilmekle oluyor… Uzaktan ‘sallamakla’ değil…

Beraberlik en sıkıntılı anda ‘Ellerinden’ tutmakla oluyor… ‘Küfretmekle’ değil… 

Önce ulusalcılıktan vazgeçin, sonra anlarsınız en güzel duyguları yüreğinizde yeşertmeyi ve yaşatmayı…

…