Batı Mısır’la “20 Y.Y. Bitmesin” İstiyor

Hamdi Bağcı

Malumunuz geçtiğimiz Cumartesi günü sahur vaktinde Mısır’da Cuntacıların ABD parası ile finanse ettikleri orduları Mısır halkının üzerine ateş açtı ve büyük bir katliam yaşandı.

Tabi şunu da belirtelim bugünlerde her sabah uyandığımda, “yine Mısırda katliam oldu mu?” korkusunu, yaşayarak haberlere bakıyorum.

Demedi demeyin Amerika parasıyla adam olan ve İsrail ile savaşırlarken bir uçak bile kaldıramayan Mısır ordusu, İsrail tankları karşısında yerinden bile kıpırdayamayan o paçavra ordunun sahip olduğu tankları ne yazık ki Müslüman Mısırlıları öldürüyor.

Tabiî ki iç acıtıcı, tabiî ki üzücü ve hatta yıkıcı bir tablo bu…

Bu tablonun esaslı talilerini yapamazsak doğru da algılayamayız.

Öncelikle belirteyim, Mısır’da yaşananları 28 Şubat, 12 Eylül gibi Türkiye’de yaşanmış sürçlere benzetmek en basit ifade ile cahillikti.

Mısır’ı Makedonyalı İskender’den beri (MÖ 332) Mısırlılar yönetmez. Çok uzun bir dönem Roma istilasından kaldır, Romalı valiler tarafından idare edildi Mısır. Daha sonra Bizans dönemi başlar.

640 yılında Mısır, Hz. Ömer’in (R.A.) halifeliği zamanında İslam Devleti tarafından Hz. Amr Bin As (R.A.) komutasında fethedilmiştir.

Uzun uzun yazmaya gerek yok, daha sonraki yıllarda Memluklular Mısırı almış ve Yavuz Sultan Selim 1517 tarihinde Ridaniye seferi ile Mısır’ı Osmanlı topraklarına dâhil etmiştir.

1882 – 1922 tarihli arasında İngiliz sömürgesi olarak yönetilen Mısır 1922 yılında kukla bir kral ile İngiliz yönetiminde sözde bağımsızlaşmıştır.

Mısır Krallı devamlı Müslümanları ezmiş ve hatta 1970’li yıllarda başlayan Hüsnü Mübarek dönemine kadar Mısır’da binlerce Müslüman katledilmiştir.

İhvanın yaşadığı sıkıntıları uzun uzun yazmaya gerek yok, işin tuhaf tarafı İhvan 1970’li yıllarda Hüsnü Mübarek’in yönetime gelmesi ile rahat bir nefes almıştır.

Tabiî ki 1950’li yıllarda dünyada İngiltere’nin hakimiyetini kaybetmesi ve ABD’nin jandarmalığa soyunması ile Mısır hükmen ABD’nin kuklasına dönüşüvermiştir.

Amaç bellidir, beyinleri iğfal edilmiş Mısırlılar tarafından Mısır’ı yönetmek ve Siyonizm’in çıkarları doğrultusunda bu devletin idaresini sağlamaktır…

Seçimle yönetim hiçbir zaman iktidara gelmemiştir. Ta ki geçen yıl Hüsnü Mübarek sonrası Mısır’ın başına seçimle Muhammed Mursi’nin gelmesine kadar.

Peki, Türkiye öylemidir? Türkiye’nin seçil süreci başlayalı nerede ise 200 yıl olmaktadır. 1920Li yıllar sonrası CHP ile her ne kadar Türkiye’de de yönetim batı güdümlü bir sistemin içine girse de bizim ülkemiz Mısır’a bakınca her zaman bağımsız kalmıştır.

Net belirtelim, CHP’nin Mısır’daki darbeyi kendine örnek alacak darbenin normalliğini göstererek Türkiye’de darbe olmasını sağlayacak, söylemi gerçekçi değildir.

Her şeyi bir tarafa bırakın CHP’yi artık bu kadar ciddiye alınacak yanı kalmamıştır. Allah’ın izni ile kesinlikle, CHP’nin Türkiye tarihinde geleceği yoktur.

Bugün bunu ABD’de, AB’de bilmektedir. Hiç enseyi karartmayın bu ülkede artık Allah’ın izni ile darbe falan olmaz. Türkiye geriye gitmez…

Asıl sıkıntı bu değildir. Sıkıntı Dışişleri Bakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nun, “20 Yüzyıl bitmiştir” söyleminin ne yazık ki gelişmeler ile havada kaldığı gerçeğidir.

Şunu çok iyi anlıyoruz 20 Yüzyılının çöpe atılmasının tek yolu Türkiye’nin bugünkü halinden en az 100 kat büyümesinden geçmektedir.

Türkiye bugün Mısır’ın satılık ordusuna dur diyemiyorsa, Esed katilinin akıttığı kanı durduramıyorsa bunun tek nedeni ABD, Rusya, AB gibi 20. yüzyıl aktörlerinin hala oyun kurucu durumunda olmasıdır. Türkiye ordusunu güçlendirmelidir, Türkiye kendi uçağını, kendi tankını, kendi füzesini behemehal yapmalıdır.

Merhum Necmettin Erbakan Hoca’nın “Ağır Sanayi” söylemini bugün Türkiye tekrar canlandırmak zorundadır.

Aynı şekilde ağır sanayi ahlak ve maneviyatsız olmaz. Ahlaklı ve maneviyatlı bir nesil, ağır sanayi ve teknoloji devrimini yapabilmiş bir Türkiye, faizsiz bir ekonomi sistemi ile Asya ve Afrika’daki Müslümanlara ağabeylik yapabilir. Fakat bugünkü haliyle yapamaz.

Suudi Arabistan Krallı ABD’nin kuklası olduğu sürece 20 yüzyıl çöğe atılmaz.

Şu CHP konusunu bir kapatın, şimdi konuşacağımız şeyler CHP Alevi - Sünni, Kürt Türk konuları kesinlikle değildir.

Bunları aşmak zorundayız. Hükümetimiz Alevi kardeşlerimizi kapsasın, sevsin ve sevilme yollarını bulsun. Kürt Türk kardeş olduğunu artık herkes adam gibi anlasın. CHP’nin Türkiye siyasetinde bittiğini de kavrayalım.

En önemlisi artık meselenin ağır sanayi olduğunu, bu toplumun gençlerinin ahlak ve maneviyat yönünden geliştirilmesi gerektiğini ve faizsiz ekonomi kurmamızın elzemliğini konuşalım…

Bilişimi, teknolojiyi, medyada büyük dönüşümü, sinemayı, diziyi, internete hâkim olmayı, marka üretmeyi, füzeyi, uçağı, tankı, çıkarma gemisini konuşalım.

20. yüzyılı çöpe göndereceksek başka yolu yok…

Bilginiz olsun…