Ben de meydan okuyorum!

Türkan Yılmaz

10 Mart gecesi Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Türkiye’de bir vakanın görüldüğünü duyurdu.

Hayatımız o gece, Covid-19’un Türkiye’ye girişi ile kısa zamanda çok fazla değişikliğe uğradı.

Herkes marketlere yöneldi, stok yapmaya başladı. Kolonyalar, temizlik malzemeleri, gıda alanında ürünler tükendi.

Önlem alınması gerektiği için gelen yasaklar ile kafe, restaurant hepsi kepenk indirdi. Bazı mekanlar paket servis uygulamasına geçtiler.

Hemen her sektör olumsuz manada etkilendi. Çünkü sektörlerin hepsi birbirine bağlantılı alanlar…

Şüphesiz bu kötü durumların olumlu etkilediği sektörler; kolonya ve temizlik alanında hizmet veren firmalar oldu.

Bu dönem içerisinde mecbur iş yerini açmak zorunda olan firmalar ortamlarını dezenfekte ettiler.

Çünkü klasik yapılan temizlikler bulaşıcı hastalığın (covid-19) önüne geçmiyor. Antibakteriyel temizlik gerekiyor.

Antibakteriyel temizliği 7 ay önce Konya’da bir ilk gerçekleştiren “Mutlu Hijyen” firması ile tanımıştım.

Obsesif olarak temizliğe çok dikkat ettiğim için bu işletme o zaman dikkatimi çekmişti. Hatta köşe yazımda da yer vermiştim.

İşletmeyi ilk açtıklarında yaptığımız röportaj sonrası işletme sahibi Muhammed Bakır İpek, insanların antibakteriyel temizliği çok önemsemediklerini dile getirmişti ve ben hiç şaşırmamıştım.

Çünkü herkes evlerinin ve ofisinin temizliğini bünyesinde yapıyordu. Hijyen alanlı temizlik önemsenmiyordu.

Muhammed Bey temizlik konusunda “Antibakteriyel temizlik olmazsa, temizlik yapılmış olmaz, hastalık riski de böylece yüksek olur” söylemlerinde bulunmuştu. Ve bu sözleri şimdi herkesten duymaya başlar olduk.

Mutlu Hijyen firmasının sistemi şöyle; antibakteriyel temizlik öncesi firma ve kurumlardaki bakteri seviyesini ölçüyorlar.

Ölçüm sonrasında antibakteriyel temizliğe başlıyorlar.

Temizlik bitiminde de tekrar ölçüm yapılıp bakteri seviyesindeki azalmayı sonuçlandırıyorlar.

Uygulamalar sonrası o ortamda bulunanların viral enfeksiyona kapılma oranlarını da düşürüyor.

Böylelikle size geride dezenfekte olmuş tertemiz bir ofis, işletme ve ev ortamı kalıyor.

Ayrıca eldiven, bez ve antibakteriyel dezenfektandan oluşan bir pakette telefon dezenfektanının da satışını yapıyorlar.

Çünkü en fazla bakterinin yer aldığı telefonlarımızın haftalık temizlenmesi gerekiyor.

Bu kısma kadar dışarda devam eden hayattan bahsettim de peki evde kalan halk ne durumda?

Bildiğimiz gibi çalışma mecburiyeti olmayan ve yasak kapsamında olan kişiler evlerinde…

Tabi ki çoğunluğun düşüncesi bir an önce işlerinin başına geçmek ve güzel günlerin gelmesi.

Herkes dışarıda kahve içip arkadaşlarıyla sohbet etmek, sinemaya gitmek, sadece temiz bir hava almak gibi basit olayları bile özler oldu. Ki henüz çok kısa bir zaman geçti.

Evde kal çağrıları ile evde kalan halk eğlenecek faaliyet arayışına girince sosyal medyalarından farklı akımlar başlattılar.

“Sen hangi kitabı okuyorsun, bugün ne yemek yaptın?” gibi birçok örneğin sıralanacağı akımlar yer aldı.

Ünlüler sosyal medyalarında canlı yayınlarla şarkılar söyledi.

Sosyal medyadaki kişiler ünlülerin yaşantısını da dikkate aldığı için ünlüler “evdeyim,ya sen” etiketleri başka bir ünlüyü etiketlediği zincirler oluşturdular.

Bu ve bu gibi akımlar hala da devam ediyor.

Kısacası dışarda olan paylaşımları evde de sürdürebiliriz ve hayat evde de devam ediyor algısını oluşturmaya çalışıyor herkes…

*****

Tabi bir de herkes farklı bakış açıları ile bir şey söylüyor.

Araştırmacı bakış “Bu virüs dünya düzeninin yeniden kurulması için ortaya çıkarıldı, her şey kurgu.”

Pozitif yönlü bakış “Bu virüs doğanın intikamı, bakın hava temizleniyor ve hayvanlar yaşamına kavuştu.”

Yersiz, cesaretli bakış “Virüs bana bir şey yapmaz, o benden korksun”

Bilimsel bakış “Bu virüs ne ki buzulların erimesiyle birlikte ortaya çıkacak eski virüslere hazırlanalım.”

Yaşlı bakış “Ölümden falan korkmuyoruz, evlere de girmiyoruz” diyor.

Her geçen gün bu konuşmalar böyle sürüp gidiyor.

Bu süreci beden sağlığı kadar ruh sağlığımızı koruyarak da atlatsak çok iyi olacak.

Kısa sürede atlatalım ve eski veryansın ettiğimiz aslında kıymet bilinesi hayatımıza geri dönelim.

Bu kötü durumdan çıkardığım güzel çıkarımlar;

Bundan sonrası için insanlar yaşadığı hayatın kıymetini bileceği bir dönem olacak.

Bu kıymet artık bilinçlenmemize yol açar diye de temenni ediyorum.