BEN NİYE YARGILANDIM?

Salih Köprülü

Geçen yıl, yazdığım bir haberden dolayı yargılandım.

Haksız yere… Suçsuz yere…

Haklı olduğumu ve haberimde herhangi bir suç olmadığını mahkeme de teyit etti.

Yargılanmadan önce düşündüğüm tek şey vardı.

“Niye yargılanıyorum.” “Suçum ne”

“Basın yolu ile alalen hakaret” deniliyordu ama ortada hakaret yoktu.

Kendimi düşünmeden, devlet ve millet menfaatine yazdığım bir haberdi.

Yargılanmayı, “Gazeteciliğin şiarındandır.” diyerek geçiştirdim.

Fakat kamu adına yapılan bir habere karşı bu adaletsizliği bir türlü anlayamamıştım.

Yaşadığım her badireden tecrübe kazanmasını bilen biriyim.

Bu olaydan da tecrübe kazandım.

Bu süreç içerisinde, “Gazeteciyim” diye ortalıkta gezen bazı şahısların, “BASIN HUKUKUNDAN” bihaber olduğunu gördüm.

Bacak bacak üstüne atıp, haberden anlamayan ve haberdeki hukuk kavramını bilmeyen Gazetecimsi yetkililerin farkına vardım. Ne yazık ki İletişim Fakültesi mez… Cümlenin devamını getirmeye elim bile varmıyor. Çünkü ben de İletişim Fakültesi mezunuyum.

Ayak oyunu oynamayı meziyet zanneden kişileri tanıdım.

İyi bilinenlerin de kötü çıkabileceğini öğrendim.

Kimsenin göründüğü gibi olmadığını net olarak anladım.

Arkamdan iş çevirenleri bilsem de gülüp geçmeyi en güzel yol olarak seçtim.

Galiba biraz daha olgunlaştım.

Piyasayı gözlemledikçe, “İletişim Fakültesi’nde yetişen kardeşlerimizin Gazetecilik konusunda iyi yetiştirilmesi gerektiği” düşüncesinin önemi daha da arttı.

Sadece okulda, dersi geçmek adına ezberletilen konular sahada çok da işe yaramıyor.

Sahada kimin Gazeteci, kimin Gazeteci olmadığı da iyi seçilmesi gerekiyor.

Her rastgele yazana-çizene Gazeteci denilemez.

Bu mesleğin kuralları vardır.

Bunların İletişim Fakültesi’nde tam teşekküllü öğretilmesi gerekilir.

Fakültede bazı hocaların bu kuralları bildiğinden de şüpheliyim.

Gazetecilik, artık kabuk değiştiriyor. Hızlı gelişiyor.

Bu değişimi kavramamız ve kavratmamız gerek.

İşini bilen insanların Gazetecilik yapması adına bu konu önemlidir.

Örneğin, “Bir gazetede çalışarak akademisyen olmuş birisi mi mesleği fakültede daha iyi öğretiyor yoksa gazetenin kapısından adım dahi atmamış biri mi?” araştırmak gerekiyor.

Yargılansa, haksız yere bedel ödese ve haber uğruna birçok badire-tehlike atlatsa bile dik duruşundan taviz vermeyecek Gazetecilere ihtiyaç var.

Öncelikli sorumluluğumuz topluma karşıdır.

Masa başından ahkam keserek Gazeteciliğimizi sorguladığını zannedenler varsa, aynaya baksınlar.

Masa başında ahkam kesmek kolay, bedel ödemek zordur.

Biz zor olanı göze aldık. Bu da böyle biline…