Bir çocuğum oysa

Hakan Bahçeci

Ortadoğu’da bir çocuk olsa idim bu yazı kesinlikle yazılmış olmayacaktı. Hepimiz bir çocuğuz oysa Ortadoğu’da.

Bir çocuğum ben Filistin'de, bir kardeşim Lübnan'da, diğeri Irak'ta. Annemi hep ağlarken görüyorum, babamsa gideli uzun zaman olmuş. “Yaşıyor mu yaşamıyor mu bilsem yeter” diyor annem, bense hayal meyal hatırlıyorum, neden gitmiş bilmiyorum. Oyun oynamak istiyorum bazen, koşmak, yorulana dek caddelerde parklarda. Saklambaç oynamak istiyorum bazen, bulutların ardına saklanmak misal. Fırından ekmek almak, ucundan yemek, kardeşimle bölüşmek… Hava çok sıcak olunca, mahalle çeşmesinde tüm elbiselerimle ıslanmak istiyorum. Ama artık su akmıyor, fırıncı amca ekmek çıkarmıyor. Suya yansımış yüzüme bakmayalı o kadar zaman geçti ki…


Bir çocuğum Ortadoğu’da, doğuyu güneşin doğuşuna bakarak buluyorum ama doğunun ortası neresi anlayamıyorum. Atalarıma kızıyor televizyonda birileri, satmışlar topraklarımızı diye. Bu toprakları alanlar sevmezmiş bizi zaten, benden niye bu kadar nefret ediyorlar madem. Ben onların evinin camını kırmadım ben zaten hiç cam kırmadım, hiç can kırmadım. Arkadaşlarımla sokaklarda oyun oynarız başka ne yapabiliriz…

Bir çocuğum Ortadoğu’da, uçakların korkunç sesiyle uyanırız bazen, o uçakları sevmiyorum ben, annem “her uçak böyle değildir” diyor, kimileri çok güzel ülkelere de götürürmüş bizi. Ne zaman anne ne zaman? Tanklar geliyor bazen mahallemize, büyük ağabeyler taş atıyorlar, sapan taşı fırlatıyorlar bu bir oyun sanki ama onlar oyunu bozuyorlar, bak arkadaşımı vurdular daha dün, herkes ağladı, annem ağladı, sarıldı bana uzun uzun, bende ağladım. Annem savaş dedi, anlamadım. Dedemin anlattığı savaşları bilirim ben, meydanlarda savaşçıların savaşlarını ama ben savaşçı değilim ki, bir çocuğum. Annem her Filistinli savaşçıdır diyor, hani benim elimde tüfeğim, nerede uçağım, nerede tanklarım?

Uzak ülkelerde çok güzel parklar varmış, atlıkarıncalar, çizgi film kahramanları, hızlı giden oyuncak arabalar varmış. Bizim sokakta yanmış arabalar var, çizgiler var duvarlarda öfke dolu kızgınlık dolu, yıkık evler var, kapanmış dükkânlar, eli silahlı birileri var hep. Komşularımız kaçıyor bir yerlere, bu topraklar bizim diyor annem, bir yere gidemeyiz. Gidemiyoruz zaten, onlar bırakmıyor ki, hele bir duvar var dağ gibi, çok büyük benden, dedem duvarın öte yanındaymış gidelim diyorum anneme, gidemeyiz diyor.

Bir çocuğum Ortadoğu’da, okula gidecekmişim, “hangi okula” dedim, sustu annem, uzunca sustu, annem artık çok susmaya başladı, uzaklara dalıp gidiyor kimi zaman, soruyorum susuyor ben de susuyorum. Benim yaşımda en güzel elbiselerini giyer babalarının ellerinden tutar okula gidermiş çocuklar. Hani şu dünya büyükleri çocukların haklarını korumak için sözleşme imzalamışlar, beni ve arkadaşlarımı unutmuşlar mı? Ölüm yağdırıyor canavar uçaklar, kan kusuyor tanklar, hiç yoktan elleri kelepçeye vuruluyor insanların, çocuksam bunları yaşamak mı hakkım?

Bir Çocuğum Ortadoğu’da, bomba sesleri daha da arttı, uçakları daha fazla ses çıkarıyor, her bir bombada hayallerimi yitiriyorum, şu ana dek yitirdiklerimi ise unutmak üzereyim. Büyükler konuşmayı sevmiyorlar, konuşsalar da anlaşamıyorlar. “Bir büyük hesap var oğlum” diyor annem, “onların hesabı eskilerden geliyor” diyor. Ben çocuğum anne onların hesaplarını nereden bilirim, hem bu hesap için benim ölmem gerekiyorsa bu nasıl bir dünyadır nasıl bir hesaptır, söylesene anne.

Bir çocuğum Ortadoğu’da, ölüm kokusunu duydum çiçek kokusu yerine, arkadaşlarım saklandıkları yerden çıkmadılar, gri ve kırmızı gördüğüm renkler, şarkı yerine savaş naraları söyledim, türkü yerine tank paletlerinin sesini dinledim. Elleri kolları bağlı oturan büyük ve kravatlı adamların filmini seyrettim çocuk yüreğimle.

Bir çocuğum Ortadoğu’da, sesleri duymaz oldum artık, gökyüzünden çiçekler yağıyor anne, serin bir ırmağın başındayım yemyeşil her yer, bu koku Allah’ım, nedir böyle içimi serinleten. Bak anne bak... Ama anne sen ne diye ağlar durursun, bu feryat niye, anne elimi bırakma bir çocuğum ben daha...