Bir de “ihtiyar heyeti” görüntüsünden kurtulurlarsa…

Hayrettin Atak

Sivil toplum kuruluşları platformu bu kez umutlandırdı biraz beni…

İçinde bulundukları kısır döngüden kurtulmanın yollarını arıyorlar gibi bir his uyandırdılar yaptıkları toplantıda… Tanıtım ve tanışma toplantısına gerçek manada çok iyi hazırlanmışlar…  

Bu tür organizasyonların sevk ve idaresinin olabildiğince sıkıntılı olduğunu biliyoruz... Bu sıkıntı kendine has yapısından dolayı Konya’da bir kat daha artıyor onu da biliyoruz… Bunu aşabilmek için yeni yönetimin büyük bir gayret içinde olduğu da aşikar…

Ancak birkaç sıkıntıya değinmeden de geçmeyelim… Malum gazeteci adayıyız…

İlki heyecan eksikliği…

Daha çok “ihtiyar heyeti” görüntüsü veren yönetimin bir heyecan eksikliği vardı… “Ne yani içimizdeki coşkuyu göstermek için kanepeden kanepeye mi atlasaydık” demezler umarım… Tabi heyecan yaşla alakalı bir şey değil ama… Gençlerin özellikle de kalbinde mücadele aşkı bulunanların ve Konya’nın gücünü doğru kanalize edebileceklerin ön plana çıkarılması çok önemli…    

İkincisi aksiyon hatası…

Yani toplumu ve siyaseti yönlendirmek, yön vermeye çalışmak, baskı unsuru olmak yerine “Çözüm odaklı” çalışmaya konsantre olmak… Bu tek başına bile büyük bir kuvvet olan STK’ların bir araya gelince ortaya çıkacak gücün boşa harcanması anlamına gelir bundan başkası… Yani siz uyuşturucuyla mücadelede, yanlışlarından dolayı siyasete yada iktidara baskı yaparak hatalarından dönmesini sağlamaya çalışmaz da, uyuşturucuya alışmış bir gencin tedavisini üstlenerek sorunu çözmeye çalışırsanız “sorunun tedavi” etmiş olmaz, sadece hastayı tedavi etmiş olursunuz…

Projeler sunup beklemek de STK’ların temel düşüncesine aykırı diye düşünüyorum… 

Üçüncüsü de en zor olanı; Hızlı Organizasyon…    En küçüğünden en büyüğüne bütün toplumsal yaralara ilk pansumanı yapan olmak… Çok hızlı organize olabilmeli ve ilk tepkiyi koyan olmalılar… Yeni yönetim bunun için önemli adımlar atıyor…  Başarılı olmasını diliyoruz…

Çünkü onlar başarırsa Konya başarır, Türkiye kazanır…

Yediği yemeği, içtiği zıkkımı, yeni kıyafetini, yeni sevgilisini, çocuğunun zekasını, karısının güzelliğini, mezarlıktaki acısını, yataktaki hastasını, en mahrem hüznünü, en özel hatırasını, en vahşi hallerini, en uçuk fantazisini; herşeyini paylaştı sosyal medyada insanlar…

Ancak içinde bulunduğumuz şu zaman diliminde asıl tehlike bunların hiçbiri değil… Tarih boyunca var olmuştur bu ve buna benzer sapkınlıklar… Bundan sonrada var olacaktır sanıyorum… Asla küçümsemiyorum bu değerlerimizin dinamiti gibi duran paylaşımları…

Ancak…

Son zamanlar için asıl gerçek büyük tehlike, sokak ortasında ya da alışveriş merkezinde terör örgütü sempatizanı olduğu gerekçesiyle dövülen insanın görüntüsünü çekip paylaşandır… Öldürülen teröristleri polis aracının arkasına bağlayıp sürüklenirken kaydedip milyonlara göstermektir ihanet… Kim olduğunu anlayamadığımız insanları yere yatırıp “Size Türklüğün gücünü göstermeye geldik” diye bağıranların yaptığı paylaşımlardır, bugünün tehlikesi…  Kini, nefreti ve kanı büyütmekten başka hiçbir işe yaramayacak girişimler bunlar…

Bazılarının gururunu okşayan şeyler bir başkasını yanlışa sevk eder… “Sempatizan değil mi, ne olursa olsunlar” diyecekseniz eğer, sonra oturup düşünmeyeceksiniz o zaman “ne oldu bunca Müslüman Kürt’e” diye?

Müslüman akıllı ve vicdanlı davranmalı, savaşın en zor anında bile…

Tabi yemek paylaşmamak ta büyük “erdem”…