BİR ÖĞRENCİ GÖZÜYLE BANGLADEŞ VE ARAKAN

Osman Rahimullah
Günümüzde savaşların, iç karışıklıkların, mezhep-fırka mücadelelerinin, fakirliğin ve zulmün islam coğrafyasında yayıldığını görmekteyiz. Günümüzdeki savaşlar ve iç karışıklıklardan dolayı Suriye, Filistin, Yemen, Arakan ve bu bölgelerde Müslüman kardeşlerimiz çok zor günler geçiriyor. Kadınların, yaşlıların ve dahi çocukların da bu hisseden pay aldıklarına üzüntüyle şahidiz. Çocuklar ne sağlıklı beslenebiliyorlar ne sağlıklı bir eğitim alabiliyorlar ne de sağlıklı bir gelecek planlayabiliyorlar. Gençlerin ise maalesef kurban ya da maşa olarak kullanıldıklarını görmekteyiz. Eğitimsiz yetişen gençler ağaç yaprakları gibi oradan oraya savruluyor ve hedefsiz oklar haline getiriliyorlar. Bu durum elbette çok acı. Bunu çözmekse bizim yani ümmetin görevi.
 
Müslüman olarak birbirimizden bihaber olarak uzak düştüğümüz Arakan’da sistemli bir şekilde soykırım yapılmakta. Bu coğrafyanın insanı Müslüman olmanın diyetini canıyla ödemektedir ama inançlarından bir an bile vazgeçmemektedirler. İnsanın sadece inancından dolayı ya da ırkından dolayı zulüm görmesi, vatanından koparılması yaşama hakkının elinden alınması gerçekten çok acı. Hiç kimsenin ya da hiç bir toplumun başka bir insana veya başka bir topluma bunu yapmaya hakkı yok. Üstelik insanın kendi vatanında zulüm görmesi kendi vatanında hakkını savunamaması aciz kalması ne kadar büyük bir çaresizlik.
 
İnsanlar sadece haklarını değil bazen yaşamak için gerekli olan bir parça ekmeği dahi bulamamaktadırlar. Siyasi sorunlar, toplumsal sorunlar, ekonomik sorunlar ve bazı ülkelerin bitmek bilmeyen açgözlülüğü hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Ama yardım edenlerin, sorunları çözmeye çalışanların da gayreti, kardeşlik sevgisi ve insanlık için mücadelesi de bitmeyecek. Dünya belki çok büyük ama bir masum küçüğün gülümsemesi kadar da değerli değil.
 
Her şeyin önemi bizim ona nasıl baktığımızla alakalı. Tüm toplumlar gibi Müslüman bir devlet olan Türkiye’ye de çok büyük bir sorumluluk düşüyor. Güçlü bir devlet olmanın ilk belirtisi, ezileni koruyup korumadığında belli olur Türkiye bu anlamda tavrını belli ederek bu soykırıma tepki gösterip mazlumlara yardım etse de aynı duyarlılığı diğer dünya ülkelerinden ve diğer Müslüman ülkelerden çoğu zaman göremiyoruz.
 
Ülkem Bangladeş oldukça kalabalık bir ülke, ekonomisi zor durumda. Buna rağmen Arakanlı mazlumlara destek vermeye çalışıyor ama zorlanıyor ki bu da yadsınamaz bir gerçek. Bu kardeşlerimizi bu soykırımdan kurtarmak her Müslüman kardeşimizin boynunun borcudur. El uzatalım onlara. Ben de Müslüman bir genç olarak 2017 yılında Myanmar devletinin zulmünden kaçarak Bangladeş’e gelen kardeşlerimize yirmi gün boyunca sıcak yemek ulaştırdım. Bölgeye gelen vakıf ve derneklerle beraber temiz su kuyusu açtık. Çalışmalar hala devam etmekte. Bu süreçte bölge insanlarına Kuranı Kerim dersleri verdim. TDV, Ribat Vakfı, Yardımeli Derneği, Yeryüzü İyilik Hareketi, Elazığ Facir Derneği gibi derneklerin Bangladeş’e sığınan Arakanlı müslümanlara getirdikleri yardımların organizesini yaptım. Geçtiğimiz kurban bayramında Türkiye’den gelen kurbanların kesimini ve dağıtımını organize ettim. Bölgede çadırların kurulumuna yardımcı oldum. Bangladeş’e yardım getiren Malatya, Konya, Adıyaman gibi Türkiye’nin birçok farklı ilinden zengin iş adamlarına ve A Haber, TRT gibi yayın kurumlarına rehberlik yaptım. Bölge hakkında kendilerini bilgilendirdim.
 
Diğer yandan ikinci vatanım Türkiye’den biraz bahsetmek istiyorum. Diyanet Vakfı’nın aracılığıyla buraya lise eğitimi için geldim. Geliş sırasında bazı sıkıntılar yaşamış olsam da nasip oldu gelebildim. Kendi ülkemde orta öğrenimimi görürken hafızlık eğitimini aldığım için güzel Kur an ı Kerim okuyordum. Benim buraya gelememe sebep olan, benden Kur an dinlemiş olan abinin beni Türkiye ye getirmek istemesi ile oldu. Abi Diyanet Vakfı’nın üyesi idi. Her insan aslında geldiği yer ile vatanı arasında köprü kurar. Ben Müslüman bir ülkeye geldiğim için sıkıntılar biraz daha az oldu. Ve diğer kardeşlerime yardım götürme konusunda doğrudan aracı oldum çoğu zaman. Misafir öğrencilik iki ülke ya da bazen daha fazla ülke arasında diyaloğun güçlenmesine yardım ediyor. Benim burada sadece Türk kardeşlerim yok. Okuduğum lise de hiç bilmediğim ülkelerden bile kardeşlerim oldu. Konya ikinci evim oldu. Yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmek isteyen ablalar, abiler amcalarım oldu. Hayır da ve güzel işlerde yarışan. . Beni kendi çocukları gibi görüp güvendiler. Ve beni bazı konularda öncülük etmeye vesile ettiler. Bundan sonra belki nasip olursa daha güzel işlere de vesile olurum. Bu açıdan kendi ihya ve inşa sürecimde içinde yetiştiğim toplumun ve özelliklede gençliğin ihya ve inşasına da katkıda bulundum. İslam’ın, inanış ve yaşayışımızın, sosyal ve içtimai hayatımızın merkezinde olması halinde İslam gençliği olarak neleri başarabileceğimizi gördüm. Bu açıdan İslam’ın gençlik ile yeniden ihyasının ve gençliğin İslam ile yeniden inşasının önemini anlıyorum. Saygılarımla..