BU COĞRAFYADA TUTUNMAK

Hasan Mutluoğlu

Bin yıldan beri üzerinde yaşadığımız ve Allah’ın izniyle yaşamaya da devam edeceğimiz Anadolu Coğrafyasında tutunmanın kolay olmadığını/olamayacağını yakinen müşahade ediyoruz.

Bu coğrafyada yaşamak, geçmişte ödenilen bedeller gibi, şimdilerde de bir bedel karşılığında olabileceğini unutmamak gerekir.

Mubarek Anadolu Coğrafyası üzerinde dolaştırılan kinin, öfkenin, nefretin, anlamsız husumetlerin, kavgaların, ayrılıkların bize, ülkemize verdiği/vereceği zararları görmek ve gerekli tedbirleri almak zorundayız.

Sosyal toplumun her kesimi, bunu düşünmek ve durumdan vazife çıkararak durgun ve atalet içinde olan potansiyeli harekete geçirmek zorunda.

Anadolu coğrafyasının doğusunu, güneydoğusunu, Müslümanların yaşadığı coğrafyaya kan ve gözyaşı getiren sinsi projelere karşı uyanık olmalı, dikkat çekme, çareler üretme gayreti içinde olmalıyız.

Kamplara ayrılmış, kardeşliği yok edilmiş, güvenin kalmadığı bir toplumda, demokrasiden, hukuktan, kardeşlikten bahsedilebilir mi?

Ülkenin  nimetlerini, karşılaşılan külfetin yükünü paylaşmak mümkün olabilir mi?

Yaşadığımız bu durumun vehametinin en büyük sebeplerinden birisi, zihinlerimizi yoran korku, şüphe, tereddütlere sebep olan “BİLGİ KİRLİLİĞİ” dir.

Sosyal hayatımıza etki eden bu durumdan mutlaka kurtulmak gerekir.

Her şeye rağmen, milletimizin basiret ve ferasetine güvenerek, yapılabilecek olan önemli çalışmalar, ülkemizin birliğine, dirliğine el atmak isteyen dış güçlerin ve içimizdeki işbirlikçi mihrakların planlarını bozacaktır.

Dünya hızla değişiyor. Dengeler değişiyor. Coğrafi sınırlar değişime zorlanıyor. Millet olma değerlerini ortadan kaldırmaya yönelik kültür bombardımanı yapılıyor.

Çok kültürlülük” bizi kuşattı. Çok kültürün yükü altında ezilmeye, bağlı olduğumuz öz kültürümüzü kaybetmeye başladık.

Dünya küçüldükçe, kültürler biribirine karışmaya başladı. Yabancı kültür, geldiği coğrafya üzerinde, muhatap olduğu insan anlayışına yabancı kaldı. Öz kültürle uyşmadığı için, yabancı kalmaya da mahküm.

İnsana kazandırılıp benimsetilmeye çalışılan bu yeni kültür, genlerinde var olan ve fıtratına uygun kültürü ile çatışmaya başladı. Bu çatışma, davranışları etkileyerek, çatışmacı bir toplum olma yolunda potansiyel güç haline geldi.

Farklı kültürle beslenen insanımız, birbirleri ile çatışır hale geldi. Kendi değerlerinden koparak, benimsetilen kütürün etkisi ile, kardeşler düşman hale geldi.

Farklı dinler, farklı diller, farklı kültürler, farklı inançlar, farklı medeniyetler, farklı anlayışlar, - dünyanın kolay ulaşılabilirlilik olması açısından,- iç içe girdi.

İnandığı değerleri kaybeden kardeşler, ayrı bir milliyet duygusu ile harekete zorlanarak, birliğimize, dirliğimize zara veren fikri, silahlı çatışmalar ortaya çıktı.

Yaşadığımız coğrafya üzerinde tutnmak, yaşamak için; oynana oyunları, ortaya konan projeleri boşa çıkarmak, bize uymayan kültür yozlaşmasından kurtulmak için ihtiyaç duyduğumuz tek şey “Vahiy ve Risalet” ölçüsünde kendi değerlerimize dönmektir.

Hayat tarzımız; inancımıza, kültür dokumuza, değer yargılarımıza uygun olan ve örtüşen bir hayat tarzı olmalıdır/olacaktır.

Özlenen ve olması gereken hayat tarzımızın en önemli kaynağı “Vahiy ve Risalet” olduğundan hareketle, yapmamız gereken en önemli çalışmaların yönü bu istikamette olmalıdır.

Zaman hızlı geçiyor. İnsanın zaman ile yarışması mümkün değil. Zaman içinde insanın kendisine ömür diye biçilen zaman diliminde,  neler yapması gerktiğini öğrenmesi ve yerine getirilmesi gerkir.

“Kutlu Doğum Haftası”nın kutlanmaya başlandığı bu günleri fırsat bilerek, değerlerimizin önemli kaynağı olan “Risalet”, Peygamberimiz Hz. Muhammed’i (S.A.V) iyi anlama/anlatma çalışmalarına katılmalı, katkı yapmalıyız.

Öz kültürümüzü öğrenmeye, aynı anlayış etrafında buluşup kenetlenmeye, kardeş olmaya, bir olmaya, mubarek Anadolu Coğrafyasına sahiplenmeye, komşu coğrafyada yaşayanlara örnek olmaya, bu coğrafyanıda yaşamanın bedeleni ödemeye mecburuz.