Bu Hakaretin Sebebi Ve Zamanlaması Önemli

Ali Kaya

Yaşadığımız bu coğrafya da özellikle son yüzyıllarda bu milleti idare eden  önemli devlet adamları gelmiş ve tüm imkansızlıklara rağmen görevini azami gayret göstererek kısmen de olsa büyük başarılar elde etmişlerdir. Bunların en başında  II. Abdülhamit han, Gazi  M. Kemal Atatürk, Adnan Menderes, Turgut Özal ve son Cumhurbaşkanımız   Sayın Erdoğanı sayabiliriz, hepsi bu toprakları tüm olumsuzluklara, eksikliklere rağmen başarı ile yönetmiştir . Başarılı liderlerin yanın da mutlaka Paşa, Alim veya Ulema  gibi başarılı şahsiyetler de  olmuştur.

Bunlardan  biride  yine tüm imkansızlıklara rağmen   Medine Müdafasının başında bulunan  Fahrettin Paşa dır. Yüksek sıcaklıklar hastalık ve açlıkla Medineyi savunan Fahrettin Paşa sadece Osmanlı toprağını savunmamıştır, Tüm İslam aleminin sırtını dayadığı yer, manevi gücünün desteği diyerek tabir ettiği Medine’yi savunmuştur.

Tabi ki konumuz  Fahrettin paşanın Medine Müdafası değildir, geçtiğimiz günlerde Birleşik Arap Emirliklerinde (BAE) bir  bakanının Fahrettin Paşa ve Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a hakaret etme densizliği vesilesi ile bu yazıyı kaleme aldık.  

Ülke içinde son iki yüz yıl içinde ülke menfaatine çalışan liderlere karşı batılı devletler hep hakaret içeren suçlamalarla saldırmıştır,  mesela batmış  denilen Osmanlıyı yeniden ayağa kaldırmaya çalışan Abdülhamit Han’a  yapılan düşmanlığı veya savaş zamanında tüm imkansızlıklara rağmen Anadolu’yu birleştirip  yeni bir devlet kuran Mustafa Kemal Atatürk’e olan   düşmanlık  gibi son on beş yılda hem siyasi, hem ekonomik ve Askeri alanda milli olmayı  savunan  Sayın  Erdoğan’a olan kin ve nefret  düşmanlığa dönüşmüştür. Tamam ülke içinde Sayın Erdoğan’ın politikalarını beğenmeyenler mutlaka olacaktır fakat  beğenmeyenlerin ülkenin Cumhurbaşkanına hakaret  etme hakkı da olamaz çünkü Sayın Erdoğan bu ülkenin Cumhurbaşkanıdır. Gelelim asıl meseleye bu milleti idare eden liderlere  batılı devletler tarafından  yapılan düşmanlıklar da benzerlik göstermektedir.

Şöyle ki Abdülhamit hana Kızıl Sultan, Büyük Cani, Katil veya Diktatör diyerek hakaret etmeleri sanki günümüzde de Sayın Erdoğan’a Diktatör benzetmeleri ile örtüşmesi tesadüf değildir. Çevremde yaptığım sohbetlerde bu konu mevzu bahis olduğunda   Erdoğan düşmanlığının bazı çevrelerde prim yaptığını defalarca zikretmişimdir .

Avusturya devleti ile  bizim bir sorunumuz yok fakat Avusturya idarecileri Türkiye’ye karşı düşmanca  bir tutum sergilemişlerdir veya   Hollanda seçim öncesinde Erdoğan ve Türk düşmanlığı ile oy devşirmeye çalışmıştır hakeza  Almanya yine seçim malzemesi olarak Türkiye ve Erdoğan  düşmanlığını  kullanmayı tercih etmiştir bunun ana sebebi batılı devletler de hızla yükselen İslamofobi ve Türk düşmanlığıdır.

Bizi  İslam ümmetinin bayraktarlığını yapmış bir millet olarak batılı devletlerce tarihin her döneminde  düşman olarak göstermişlerdir. Bunun temeldeki sebebi çoğunluğu  Müslüman bir millet olmamızdır. Peki son günlerde BAE’de bir  bakanın Medineyi Münevereyi  savunan Fahrettin Paşaya veya Sayın Erdoğan’a olan   kinini  öfkesini nasıl izah edebiliriz, sözde Müslüman din kardeşimiz olarak gördüğümüz bir devletin bir bakanı din kardeşine nasıl hakaret edebilir.  İslam ümmetinin tam birliğe beraberliğe ihtiyaç  duyduğu bir dönemde  Filistin toprakları ve Kudüs Siyonist İsrail tarafından işgal edilirken Amerika da buna Kudüs’ü başkent olarak tanıdığını ilan ettiği şu günlerde ifade etmesinin sebebi nedir.

İşte  zamanlama açısından çok vahim olan bu hakaretin ana sebebini tarihte aramak gerekir diye düşünüyorum. Çünkü Osmanlının gücünün zayıfladığı  son dönemlerine Arap yarımadasında ortaya çıkan yönetim boşluğundan İngiliz ve Fransızlar kendilerine maşa olarak çöl bedevilerini kullanmışlar ve Osmanlı dağıldıktan sonra da bu bedevilere destek verip kukla devletler kurdurmuşlar ve diğer Arapları Monarşi yönetimleri sayesinde kontrol altında tutmuşlardır. Arap baharının başarısızlıkla sonuçlanmasının ana sebebi de batının menfaatlerine ters düşmesidir.

Sayın Erdoğan‘ın  liderliğinde Türkiye tüm dünya mazlumlarına umut olmuş ve özellikle de Filistin meselesinde İsrail’e yüksek tonda eleştiriler yaparak İslam ülkeleri ve de Arap halkları nezdinde Ümmetin lideri olmuş bir kişiliğe bürünmüştür. Özellikle Filistin meselesi ve Trump’ın  Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararından sonra Sayın Erdoğan İslam İşbirliği Teşkilatını (İİT) acil toplantıya çağırarak Müslüman devletlerin sert bir açıklama yapmasını sağlayarak tüm Müslümanlara umut olmuştur.

Buda batının maşası olan sözde Arap halkının liderleri olan ama Şerif Hüseyin kanı gibi bozuk kan taşıyanların istemediği bir girişim olunca bu hakaretleri yapmaktalar. Çünkü Sayın Erdoğan tüm Müslümanlar ve özellikle Araplar tarafından lider olarak görülmekte ve Sayın Erdoğan ve onun nezdinde Türk milletine  sevgi beslenmektedir, bu da bazı Arap kralları, prensleri veya yönetimleri tarafından tehlikeli görülmektedir.

Çünkü bu kralların artık sonunun geldiğini göstermekte ve tehlike çanları çalmaktadır.   Son olarak İİT yapılan toplantı bunu gözler önüne sermiş ve Arap liderleri tahttan inme korkusu sarmıştır. Ne yapsalar boş Göklerden bir karar vardır.

 Saygılarımla...