Bu İşte Bir Çomarlık Var

Ali Kaya

Öncelikle bu hafta ki yazımızı Suudi Arabistan büyükelçiliğine girip çıkamayan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı olayı ve güncel meseleler hakkında yazacağız. Bu yıl mart ayının ilk günlerinde İngiltere de Novichok adlı kimyasal bir zehirle öldürülen Rus ajanı İngiltere ile dostları bir araya gelerek Rusya’ya karşı tavır alarak Rus diplomatları sınır dışı etme kararı ile ilişkilerin gerildiğini görmüştük. Suudili gazeteci yazar Cemal Kaşıkçı’nın öldü mü,  öldürüldü mü,  kaçırıldı mı gibi soruları tüm dünya kamuoyunun merak ediyor olması Kaşıkçı olayını tüm dünyanın ana gündemi haline getirmiş durumda. Kaşıkçı olayının vahim tarafı Türkiye de olması ve milli istihbaratın bu olay da herhangi bir açıklama yapmamış olması ( en azından ben duymadım)  daha açık ifade ile bizim istihbarat teşkilatı Kaşıkçı olayına biraz Fransız kalmış durum da.  Biraz da olaya mizah katarak ben bir iddia da bulunayım o da şu Gazeteci yazar Kaşıkçının ortadan kaybolması ile Gümüşhane de Balahor köprüsünün ortadan kaybolması arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyorum Köprüyü kim kaybetti ise Kaşıkçı olayında da onlar sorumludur diye düşünüyorum istihbaratçılara kopya de verdik. Bunları niçin yazıyorum çünkü ABD istihbaratı CIA’nın bu olaydan haberinin olduğu haberleri üzerine bizim Milli istihbarat teşkilatımıza uyarı ve ikaz kastı ile yazıyorum. Çünkü bu işte bir çomarlık var.

 

Gelelim ajan suçlaması ile 2016 yılı aralık ayında tutuklanan Abd vatandaşı sözde rahip Brunson hakkında yapılan karar duruşmasının yankılarına. Çünkü bu karar önce Ak parti ve Sayın Başkan Erdoğan için ülke içinde zora gireceği bir karar olması bakımından önemlidir, tamam her birimiz yargının bağımsız olduğuna inanmaktayız fakat Brunson davası kararı ile kamu oyu tarafından anlaşılan ise tamamen farklıdır oda Amerika istedi Türk yargısı Brunson’u bıraktı söylemleri çok fazla seslendirilmeye başlandı,  çünkü mahkeme devam ederken Abd başkanı Trump,  “Rahip Brunson için çalışıyoruz”  gibi sosyal medya mesajları mahkemenin kararına gölge düşürmüştür. Mahkemenin bu kararı iki devlet arasında yapılan bir anlaşma gereği olsun veya olmasın aklıma ilk gelen soruyu sormak istiyorum sözde Amerika ambargosunu delmek suçlaması ile Halk bank Genel Müdür Yardımcısı M Hakan Atilla’nın Amerikan mahkemelerince suçlu bulunarak 32 ay ceza alması ile Amerikan yargısının bağımsız olmadığını tüm dünyaya gösterirken biz neden Türkiye Cumhuriyetinin bekasına kast eden Fetö veya Pkk ya üye olmak ve en önemlisi ajanlık suçlaması ile yargılanan bir Amerika vatandaşına biz yargıda bağımsızlığı tarafsızlığı savunuyoruz.  Amerika yaptığı tüm politikaları ile Türkiye’ye düşman olduğunu defalarca göstermiştir. Bunlar da her kesimin malumu 1974 Kıbrıs barış harekâtında, 12 Eylül Askeri darbesinde,  dahası 15 Temmuz darbe kalkışmasında,  Irak ta,  Kerkük veya Kandil de,  Suriye de,  Fırat kalkanın da,  Afrin de Zeytin Dalı harekâtında ve en son Münbiç meselesinde Amerika’nın bize aleni düşmanlık yaptığını en bariz gösteren Suriye’nin kuzeyinde Pyd ye bir sözde devletçik kurmak için yaptığı binlerce tır silah yardımı ve Türkiye sınırına yaptığı yığınak daha hangisini sayalım, bunlar Amerika’nın Türkiye düşmanlığını aleni hale getiren gelişmelerdir. Tüm bunları görerek Papaz veya rahip Brunson meselesini yargı bağımsızlığına bırakmamak gerekirdi. Bağımsız yargının bu kararına saygı duymak gerekir bizde öyle yapıyoruz fakat gönlümüzde olanı dillendirmesek te olmazdı yani.  Brunson için Mahkeme de Karar duruşması devam ederken Trump’ın mesajlarında da bir çomarlık olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Etti mi ikinci çomarlık.  

 

Uluslararası medyadan duyduklarımıza göre CIA Kaşıkçı olayından haberi varsa ve bunu MİT’e bildirmeyip beklediyse burada bir oyun var demektir. Türk mahkemelerinin Rahip Brunson kararını beklemeden Amerikanın Brunson için çalışılmasın da Amerika yine bir perde arkası oyunun peşinde olduğunu ve gündemi meşgul edecek malzemeleri önceden hazırladı demektir. Çünkü Fırat’ın doğusunda kurmaya çalıştığı PYD terör devletçiğine zaman kazandırmak istediğini düşünmekteyim. Çünkü Başkan Erdoğan’ın bu olaylar ile hem halk hem de muhalefet tarafından köşeye sıkıştırılma ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Kaldı ki Rusya Federasyonu da Suriye de kurulmak istenen devletçiğin seslerinden rahatsızlığını dile getirmeye başlaması hem de üst düzeyde seslendirmeye başlaması tesadüf değildir. Son aylardaki dövize endeksli kur savaşının Kaşıkçı olayının ve Brunson davasının Amerika’nın tek bir amacına hizmet etmektedir o da Pyd devletçiğinin sorunsuz kurulması için Türkiye içte birbiriyle uğraşarak bölgeye yüzünü dönmesine engel olmaktır.  SAYGILARIMLA