Bütün sorunların temelinde ‘Köyden Kente göç var!”

Necmettin Şimşek

 Türkiye’nin ısrarla ihmal ettiği bir sorun var. Aslında bu sorun  çözülse bugün yaşadığımız tüm sorunların en az yüzde 95’ini bir çırpıda siliverecek;
“Köyden kente göç ve tarımın geliş(e)memesi” 
Şehirlerdeki trafik sorunundan, hava kirliliğine, çarpık kentleşme ve yapılaşmaya, 
petrol ürünlerinin kullanımının fazlalığından eğitimdeki sorunlara, işsizlikten üretimdeki düşüklüğe, enflasyondan kültürel ve sosyal yaşamın en ince ayrıntısına kadar bütün sorunların temelinde köyden kente göç var. 
Bu sorunu çözmüş bir Türkiye hedeflerine ulaşmış bir Türkiye olacaktır. 
Ama ya farkında değiliz, yada umursamıyoruz… 
Bunun için çalışması gereken kurumları da genel itibariyle başka konular üzerinde çalışırken buluyoruz. 

***
    Kırsal kesimden kentlere göç eden insanlarla birlikte ülkemizde kentleşme oranı yükseldikçe, kentsel alanlarda yaşayan insanlara sürdürülebilir ve sağlıklı besin kaynakları sunmak da giderek zorlaşıyor.

    Bu anlamda "gıda güvenliği" kavramına da daha fazla ilgi göstermemiz gerekiyor. Gıda güvenliği, ekonomik performans ve sosyal refah için de son derece önemli bir husus. 

    Hayvanların sağlığı ve refahı, gıda, atık imhası ve mesken yeri gibi konuları da dikkate alan çözümlerin yanı sıra yönetim, eğitim ve adil bir toplum gibi konularda da kafa yorulması gerektiği anlamına geliyor.

    İlerici bir ülke olmalıyız! Genel anlamıyla rasyonel düşünen, bilimi ve teknolojiyi önemseyip inovatif ürün ve hizmetler geliştirmeliyiz. Geleceğe odaklı, ileriye dönük alınan kararları ve hedefleri programlı biçimde uygulamalıyız.

    Tarımsal üretim zincirleri oluşturmalı ve yenilenmesine yatırım yaparak pazar bulmalıyız. Çiftçiler ve yetiştiriciler, tarımsal üretim zincirinin tam ve etkili bir ortağı olmalıdır.Bu tarımsal üretim zincirinin birincil görevi, yenilikçi, sosyal olarak sorumlu ve sürdürülebilir yöntemleri kullanarak optimum fiyat / kalite performansıyla yiyecek, çiçek ve bitki üretmektir.

    Tarım üniversitesi bu alandaki teknik bilgi ve becerinin (know-how) yüksekliği, sürdürülebilir ve verimli tarımın en önemli anahtarıdır.

    Eğitim, araştırma ve nitelikli iş gücü olan Ar-Ge merkezlerimiz olmalı.

    Tarım-gıda ürünlerinin işlenmesi için makineler, robotik yumuşak meyve toplayıcıları, otomatik et ayırıcıları gibi yüksek düzeyde otomasyona sahip teknolojiler kullanılmalı.

Sonuç:

    1.649.873 kilometrekareye yakın toplam ekilebilir arazi ile Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın en çok tarım arazisine sahip olan bir numaralı ülkedir. Tarımın payı ve değeri, 90lı yıllardan bu yana her zaman artmıştır.

    Yaklaşık yüz yıldır olması gerektiği gibi yapılmaması, bilimsel metotlarla geliştirilememesi, dışa bağımlılığın her geçen gün ve yıl dramatik bir biçimde artması, gelecek açısından stratejik bir sorunsala dönüşmesi riskinin meydana gelmesi, yeterli düzeyde, gelişmiş toplumlarda olduğu gibi, modern tarım ve hayvancılık işletmelerinin bir türlü kurulamaması, olguyu bir soruna dönüştürmüştür. 
    Bu sektöre yönelik söz konusu sorun bir ekonomik problem olmakla birlikte, ekonomik sorunlarla ele alınıp, derinlemesine ve analitik bir biçimde irdelenmesi ve değerlendirilmesi gereken bir konudur. Her geçen gün stratejik bir boyuta doğru gitmekte, gelecek nesilleri ilgilendiren, gelecek nesillerin gıda ihtiyacı, arz güvenliği ve açlıkla karşı karşıya kalma veya kalmama ikilemine dönüşmüştür. 

    Sanayi ve teknolojisini geliştiremeyen tarım ülkesi zamanla, teknolojik gerilik nedeniyle avantajlı olduğu tarım ürünleri ve gıda sektöründe de mutlak üstünlüğü kaybetmekte, tamamen her alanda hatta üstün olduğu tarım ve gıda alanında da sanayi ülkesine bağımlı hale gelmektedir. 

    Teknoloji, sanayi, hizmet sektörünün yanı sıra bu alanda yaptığı yatırımlarla eş zamanlı olarak, ileriki zamanlarda bir milletin varlığını ve güvenliğini ilgilendiren stratejik bir sektör olan tarım ve hayvancılık ile gıda sektörüne yatırım yapmayan, söz konusu ürünleri ithal etme yolunu seçen bir ülke, hayat damarını, yaşam kaynağını, nefes borusunu başka ülkelerin eline vermiş demektir. 

    Cumhuriyetin ilk yıllarında, nüfusun % 70’i kır, % 30’u da kent nüfusu idi. Tarımsal istihdam oranı yine yaklaşık olarak % 70, % 30’luk istihdam oranı ise toplamda sanayi, hizmet ve inşaat sektöründe idi. % 30’luk istihdam oranının içinde ise sanayinin payı son derece düşüktü. 1950’lere gelindiğinde ise kır-kent nüfus oranı yarı yarıya geldi. Bunun sebebi de toplumsal hareketlilik, sanayileşme ve şehirleşmedir. Günümüzde ise kır veya köy nüfus oranı % 8, kent nüfus oranı % 92’dir. 28 milyonluk toplam istihdam içinde tarımsal istihdam oranı % 20, sanayi istihdam oranı % 20, hizmet ve inşaat sektörü istihdam oranı ise yaklaşık olarak % 60’tır (Hizmet sektörü % 50, inşaat sektörü % 10). 

    Teşviklerin yeterli hale getirilmesi, destekleme alımlarının yapılması, Devlet, özel sektör ya da ilgili kurumlar eliyle sağlıklı, güvenilir kanallardan ürünün emek ve değerine göre sistematik bir yapı çerçevesinde iç ve dış piyasada değerlendirilmesi ile çözüme ulaşabiliriz.