ÇARE SARIGÜL (!)

Sezai Keskin

‘’Ümit fakirin ekmeğidir.’’ TÜRK ATASÖZÜ
*
Şöyle kısaca bir hasar tespiti yapalım. İstanbul’da Mustafa bey, Ankara’da Mansur bey, Türkiye’de
Kemal bey mağlup oldu ama chp kaybetmedi. Zaten chp her seçimde yenilmesine karşın asla seçim kaybettiği görülmemiştir! Sırtı yere geldikten sonra kazanmış olmak yalnız politikada görülür.
Seçim sonuçlarını değerlendiren chplileri dinliyoruz, seçimden zaferle çıktıklarını duyunca acaba başka bir gezegende miyiz diye şüpheye düşmüyor değiliz. Chp bu, hiç şüphesiz Türkiye’nin en renkli partisidir. Mustafa beyin eskiden Şişli belediyesinde gidip geldiği bir işi vardı. Şimdi yok. Ama bu pek üzülecek bir durum değil nitekim chp genel başkanlık yolu gözükmüştür, zira Kemal bey de vaktinde ayni Akp İstanbul adayına seçim kaybettiği halde genel başkan olmuştu. O bakımdan chp’de genel başkan olmak için seçim kazanmaya gerek yok. Sarıgül'ün arkasında dev İstanbul sermayesi holdingler moldingler vardı, kaybetti. Peki neden ‘’Çare Sarıgül?’’ Bunu destekleyecek onlarca sebepten sadece birkaçını sıralayalım. Bi kere adamda soğuk kış günlerinde bile insan içini ısıtacak karizmatik gülüş şekli var. Misal ben kendimden örnek vereyim. Mustafa beyi dinlerken ‘’iki kere iki yedi eder’’ dese inanacak gibi oluyorum. O derece ikna edici. Ayrıyeten Zeki adam! nereye gideceğini, nasıl gideceğini çok iyi biliyor. Hedefi var! ideali asla İstanbul değildi, parti başkanlığı idi ve bunu da hiç saklamadı. Cesur! bir ilçe belediye başkanı iken bile başkanlık koltuğuna talip oldu. Deniz beyden de, Kemal beyden de daha sahici, daha insana dokunuşlu ve daha lider duruşlu. Sayın Sarıgül çalışkan biri dolayısıyla fazla işsiz kalacağını sanmıyorum. Chp’de kazana odun taşımaya başlandı, sular ısınıyor. Tam da bu buhranlı günlerde chp’nin Sarıgül’e, Sarıgül’ün de chp’ye ihtiyacı olduğu su götürmez gerçektir. Karşılıklı yani, al gülüm ver gülüm. Partide acil kan değişimi şart. Bunu gördüğüm için tez vakitte kurultay yapılmasını ve bir an evvel sandalyeye oturmasını dört gözle bekliyorum. Gelgelelim... Beyefendiye. Kum saati Kılıçdaroğlu için akmaya başladı! Artık dakikaları sayılı. Kendisi ile tanışmayı, beraber balık tutmayı,
bol bol denizde yüzmeyi, ormanda gezmeyi çok isterdim. Unutmadan! şu başlığa açıklık getirelim ‘’çare’’ dediksek Türkiye’ye falan çare değil aman ha yanlış anlamayın! Sadece chp’ye ‘’şifa’’. Bunu doğru saptayalım. Türkiye’nin direksiyonunda binbir çeşit fırtına ve kasırgaya karşı can siperane bir gayretle 12 senedir gemiyi selametle yüzdüren usta bir kaptan var. ‘’Çare’’ sözcüğünün içi boş olmadığını bir de şu tespitle sağlam temellere oturtalım. 31 Mart’ta ‘’Yönetmen’’ filmin senaryosunda değişiklik yaptı. Roller ve başrol oyuncusu değişti. Daha evvel Kemal beyin arkasındaki ayni medya İstanbul sermayesiyle aniden Sarıgül'ün arkasına geçti. Daha önce kurultayda Baykal’a karşı kaybeden Sarıgül eğer mücadelesinden vazgeçmezse, bu kez kazanmaya çok yakın. Kaybedilmiş savaş, kaybettiğinizi düşündüğünüz savaştır. Çünkü suya düştüğünüz için değil, sudan çıkamadığınız için boğulursunuz. Süper Kahraman! Sarıgül gökkuşağına ulaşmak istiyorsa yağmura katlanmak zorunda olduğunu anlamıştır. Her gecenin sabahı, Her kışın bir baharı, Her şeyin bir zamanı, Chp’nin dermanı var...
*
Temel okuldan eve gelir. Babası günün nasıl geçtiğini sorar.
Temel:
-Babacuğum otopüste gelurken biri duşti, herkes güldi ben gülmedum.
-Aferun uşagum sana. Peki kim duşti?
-Ben duştum...
*
Kemal beye geçmiş olsun. Nasıl bilirdiniz? diye sorulsa, yorum yapamam, hiç tanışmadık çünkü ama alınganlık yapmasın iyi bir siyasi başkan değildi. Yerinde olsam emekliliğinin tadını çıkarırdım.
Çağırırsa ben de hikaye, anı çok. Beraber çay içer, Hasb-ı hal ederiz. Dertleşiriz, abi kardeş…
Siyaset böyle işte… Anlaşılan Ankara’da rüzgar başka yönden esiyordu. Görünen köy kılavuz istemez, ‘’Çare Sarıgül’’ Peki, ortada plan proje var mı? O yok, zaten önemli de değil. Önce başkan olsun da, Gün ola harman ola, ona da sonra bakarız evvelallah!..