“ÇİZGİ”

Doç. Dr. Ömer Akdağ

Binlerce yıldır milletimizin kullandığı güzel Türkçemizi tahrif hareketini başlatan dört kişi vardır.  Daha sonra Nurettin Ataç vs bu tahrip ve tahrif çizgisini devam ettirdiler. Bu dört kişiden birisi Yakup Kadri Karaosmanoğlu’dur.  Diğerleri Semih Rıfat, Ruşen Eşref ve Celal Sahir’dir.  Bunlar,  atalarımızın meydana getirdiği güzel lisanımızı “arı Türkçe” budalalığı zihniyetiyle anlaşılmaz hale getirdiler.

Yakın tarihimizde bu dörtlü ekibin teşkil ettiği güruha “tasfiyeciler” denilmektedir.

Bunların dilimize nasıl zarar verdikleri binlerce örnekle anlatılabilir.

Güzel Türkçemizi “yabancı” kelimelerden arındıracağız diye diye uyduruk kelimelerle milletimizin başına bela olanların halefleri aynı misyonlarını devam ettiriyorlar.

Millet iradesini yok sayanlara dikkat edeniz, bu “Öz Türkçeci” ekibin uzantılarıdır.

Ama daha kestirme bir yoldan ifade edelim;

Teröre ve teröriste karşı takındıkları duruşa bakınız…

Sözü uzatmadan kendi gazetelerinden bir örnek vereyim;

7 Mayıs 1995 Cumhuriyet gazetesinde M. Fuat Andiç’in bu konuyla alakalı ifadeleri meseleyi kâfi derecede vuzuha kavuşturuyor;

“Galiba geçen sene idi. Babıâli’de Yakup Kadri’nin bir kitabını, Erenlerin Bağından’ı arıyorum. Hiç bir yerde yok. Onun birçok kitabını basmış bir yayınevi, Erenlerin Bağından’ı neden basmadınız sualime ‘ O kitabı Türkçeleştirilecek kimseyi bulamadık’ diye cevap verdi. Bin dokuz yüz otuzlu yıllarda basılan ve benin orta mektepte okuduğum bir kitabı bugün Türkçeleştirmek lazımmış! ;Çince mi yazmış acaba Yakup Kadri? Üstelik o Türkçeyi anlayıp da uydurmacaya çeviren bulunamıyor”….

Evet,  gördünüz değil mi?

1930’larda ortaokul talebesinin okuyabildiği bir kitap, 1990’larda Türkçeye “tercüme edecek” birisi bulunamıyor.

Bayramınız “kutlu” olsun Kemalist dostlar (!)..

Yabancı kelimelerden (yani atalarımızın kullandığı kelimeler) “kurtardığınız” bu uydurukça dille onuncu yıl marşını hatırlayabilirsiniz pardon “anımsayabilirsiniz”….

Yakup Kadri değil miydi, “yabancı kelimelerden” Türkçemizi “kurtaranlardan birisi”?  “Yabancı” kelimelerden lisanımızı “kurtararak” yeni bir  Türk gençliği yaratılacaktı ya “her yaştan”……

Maşaallah  maşallah “yaratılan” gençliğe bakınız;  kendilerini anlamaz hale gelmişler. Bizzat kendisinin yazdığı kitabı anlayamaz hale gelmişler….

Ne diyor Cumhuriyet gazetesinin yazarı Andiç? “Yakup Kadri Çinçe mi yazmış acaba?”..1930’lu yıllarda Yakup Kadri Çince yazmadı ama daha beterini yaptı.  Binlerce yıldır konuşmakta ve yazmakta olduğumuz lisanımızın tahrip etti.

Güzelim Türkçemiz şirazeden çıkarıldı.

Üstelik bu tahribat, o dönemle sınırlı kalmadı. Birbirini tetikleyerek devam etti. Tıpkı iktisattaki  “çarpan ve hızlandıran” prensibi gibi….

Veya “sürekli devrim” prensibi mucibince…..

LÜTFEN DİKKAT EDİNİZ AYNI ÇİZGİNİN MENSUPLARI GÜNÜMÜZDE MİLLİ İRADEYİ İSTİSKAL ETMEKTEDİR.

“Bidon kafalı” lafını ederek halkı aşağılayanların kim olduğuna dikkat ederseniz, o çizgiyi görürsünüz.

GÖRMEK İÇİN ÖNCE BAKMAK GEREKİR..

GÖRENE,

KÖRE NE.........