DEĞİŞİM, BOZULAN EZBERLER VE İSLAMİ KALVİNİZM ÜZERİNE

Atanur Pala

Rasyonel batının iktisadi gelişimi ve kapitalizmin hakimiyeti karşısında mistik doğunun ve İslam dünyasının geri kalmışlığı son yüzyılın belki de en çok tartışılan konularından biridir. M.Weber,  ’’Protestan ahlakı ve kapitalizmin ruhu’’  adlı eserinde Avrupa’nın geleneksel toplumdan modern topluma rasyonalite sayesinde geçiş yaptığını ve M.Luther King ve J.Calvin’in gösterişsiz bir yaşamı salık verirken çok çalışmayı ve üretmeyi temel düstur olarak belirleyen protestan ahlakının modern kapitalizmin temelini, ruhunu oluşturduğunu ifade etmektedir. Weber aynı eserinde doğunun mistik düşüncesinin ve İslam dininin gelişmeye engel teşkil edecek yapıda olduklarını iddia ettiği için hep eleştirilmiştir. Weber’in bu ezberinin nasıl bozulduğu hepimizin malumu. Ancak şunu da ifade etmeliyiz ki, Weber, her ne kadar mistik ve dini düşünceyi gelişmenin önünde bir engel olarak görse de, yine de protestan ahlakını kapitalizmin ruhu olarak görmek sureti ile dini düşünceyi ve ahlakı merkezde tutmuştur. Zira meselenin bu noktası gözardı edilerek Weber  la-dini  ilan edilmektedir. Bizde ise 80 öncesinde kapitalizmle İslam arasındaki etkileşim bağlamında yapılan tartışmalar, Müslüman-eşya ilişkisi henüz platonik bir düzeyde olduğu için oldukça teorik çerçevede geçen tartışmalardı. Bugün ise bu ilişkinin artık daha rasyonel bir düzlemde cereyan ettiğini ve ürettiği sıcak sorunlarla birlikte pratize olduğunu söyleyebiliriz.

İnsanımızın eşya ile ilişkisi ve imtihanı boyut kazandıkça da klişe haline gelmiş eski ezberlerin bozulduğuna şahit olmaktayız ve bundan sonra da şahit olmaya devam edeceğiz. Doğuyu ve İslamı bilmedikleri için dinin, mistik düşüncenin gelişmeye engel olduğunu iddia eden Marks ve Weber’i üstad kabul etmiş olan I.cumhuriyet entelektüellerinin, İslam’ın gelişmeye engel olduğu yönündeki ezberleri de artık bozulmuş durumda. Aslında bizden çok önce uzakdoğuda Japonya’da, Kore’de, Malezya’da başlayan ekonomik kalkınma hamlesi ile (sözkonusu ülkelerdeki kalkınmaların kapitalizmden ne kadar etkilendikleri, ne derece kapitalizm ile içi içe geçtikleri ve kalkınma dinamiklerinde Kapitalizmin etkisi meseleleri önemli ve ayrı bir tartışma konusudur.)Weber’in ve Marks’ın ezberi çoktan bozulmuştu. 1997-2001 döneminde yaşadığımız kırılma bizde ezber bozma faaliyetinin inkıtaya uğramasına neden olsa da son 7-8 yıldır yaşadığımız hızlı değişim süreci ile açılan mesafeyi azalttığımızı söyleyebiliriz. Ülkemizde özellikle Anadolu’da değişim o kadar hızlı cereyan etmekte ki, Europa stabılıty ınıtıatıve/ Avrupa istikrar inisiyatifi adlı kuruluşun, 6 yıl önce, 2006 yılında hazırladığı Orta Anadolu’da muhafazakarlık ve değişim adlı raporunun bugün her açıdan güncellenmeye, hatta yeniden yazılmaya ihtiyacı bulunmakta. Zira rapor 2006 yılında biri İstanbul merkezli laik, modern, diğeri Anadolu merkezli geri, yoksul ve muhafazakar iki farklı Türkiye’den bahsediyordu. Uzak doğu ve Türkiye artık gelişiyorsa Weber’i Marks’ı ve bizim seçkinci elitlerimizi yanıltan neydi, nerede yanılmışlardı sorusunu sormak, cevaplamak ve Müslümanların bugün eşya karşısındaki duruşlarını, kapitalizmle ilişkilerini analiz ederek meseleyi bir temele oturtmak durumundayız.

Zira yukarıda da ifade ettiğimiz gibi eşya ile ilişkilerimiz arttıkça modern kapitalizmin ve küresel dünyanın tasallutunun bizi nereye götürdüğü, zihin dünyamızı ne kadar etkilediği meseleleri içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Ekonomide liberal politikaları dini yaşamda ise muhafazakarlığı tercih eden ve kenardan merkeze yürüyüp artık merkeze hakim olan Müslümanlar bugün kalvinizmle ve burjuvalıkla suçlanmakta iseler, bu sorulara cevap vermek artık elzem hale gelmiş demektir.