DERBİ HAFTASI VE T. KONYASPOR’UN MUHTEŞEM OYUNU

Arif Tekeli

Fenerbahçe Tarifeyi Bozmadı:

Fenerbahçe-Galatasaray derbisi bir dünya derbisi miydi, değil miydi hafta boyu bunu tartışadursak da bütün Türkiye’yi kendine çeken bir derbi olduğu inkâr edilemez. Bu manada haftanın gündemi derbiydi. Derbinin neticesinde öne çıkan şey ise geleneğin bozulmamış olmasıydı. 14 senedir kazanamayan Galatasaray yine kazanamadı. İşin tuhaf tarafı kazanmak için en ufak bir çaba dahi harcamadı. Bu başarı(!) Ünal Aysal’ın başarısıydı. Fatih Terim gibi tam anlamıyla bir galip (winner) teknik direktörü kovup yerine yabancı bir hoca getirmek bu sonucu doğurdu. Aşırı kontrollü oyun Fenerbahçe’nin etkili oyununun önünü belki kesti fakat köşe vuruşu dahi kullanamayan bir Galatasaray meydana getirdi. 3 Temmuz’un üstüne konan ve Fatih Terim’in de katkısıyla başarılıymış gibi görünen Aysal için tehlike çanları çalmaya başladı.

Fenerbahçe açısından bakacak olursak; hep merak ettiğim bir soru olan “Daha önceki rakiplerine nispeten daha güçlü takımlara karşı bu tempolu ve aşırı atak futbolun ne yapabileceği?” sorusunun cevabını buldum. Fenerbahçe sezon başından bu yana gerektiğinde pas oyununu da oynayabilen bir takım haline gelmiş. Bu benim Ersun Yanal’a olan güvenimi sağladı. Ligde Anadolu takımlarına karşı sonuç alan Yanal’ın, kendi seviyesindeki takımlara karşı da galip gelebileceğini görmüş oldum. Bu ilerisi için Fenerbahçe taraftarına güven verecektir. Bu anlamda hafta içinde stent takılan Yanal daha rahat çalışacaktır. (Bu vesileyle geçmiş olsun dileyelim.) Ersun Hoca sezon başında verdiği 100 gol sözünü gerçekleştirebilecek mi bilinmez fakat bu yolda olduğu bir gerçek. Neticede bu sonuç 3 Temmuz sürecinin Fenerbahçe takımı açısından psikolojik olarak atlatıldığını gösteriyor.

Maça dair kesinlikle atlanmaması gereken detay ise Konya’lı hakem Deniz Çoban’ın ve Bülent Yıldırım’ın Türkiye’nin en değerli hakemleri olduğu gerçeğinin tescillenmiş olmasıdır. Gerek Bülent Hoca gerekse Deniz Hoca Türkiye’de rakip kabul etmez hakemler. Şişirilmiş olarak gördüğüm Cüneyt Çakır’dan veya Fırat Aydınus’tansa Bülent Hoca veya Deniz Hoca’yı tercih ederim.

Muhteşem Hasan Kabze:

Torku Konyaspor geçen hafta sergilediği muhteşem futbolun ikinci perdesini de bu hafta sergiledi. Muhteşem bir futbolun ardından gelen galibiyet nasıl ifade edilir bilmiyorum ama Hasan Kabze’nin performansının üzerinde durmak gerektiğini biliyorum. Hasan Kabze’nin bu maçta ortaya koyduğu futbol ve bunu yapmasını sağlayan tükenmez kondisyonu Konyaspor için güzel bir sezonun habercisi. Sezon yeni başlamıyor elbet ama ligde daha henüz hiçbir şey belirgin değilken böyle etkili bir oyuncuyla sezona devam etmek bir artı olacaktır. Bu transferi yapanları kutlamak gerekir. Hasan Kabze başarılı kariyerine rağmen böyle istekli arzulu oynamaya devam ederse Konya’da efsaneler arasına girer. Bu Konya’ya kazandırdığı kadar Hasan’a da kazandırır. Böyle devam etmesini dilerim.

Diğer fark oluşturan isim ise Tolga Ünlü’ydü. Tolga’nın ilk sezonunu hatırlıyorum da “dünyanın en kötü sağ beki” diyordum izlerken. İkinci sezonundaki performansı ise futbol mucizesiydi. Bu kadar etkisiz bir oyuncunun nasıl bu kadar etkili bir oyuncu haline geldiği beni inanılmaz şaşırtmıştı. Bu sezon Süper Lig’e çıkıldığında ilk 11’de düşünülmedi Tolga. Ali Turan, Tolga Ünlü’ye oranla daha defansif bir oyuncu. Belki fark ortaya koymak için Tolga tercihinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Başta Hasan Kabze ve Tolga Ünlü olmak üzere tüm takım inanılmaz etkili bir oyun oynuyor. Burada sorun Uğur Hoca’nın kendi koltuğunu güvende hissedememesi bana göre. Hoca’nın bu hafta maç sonu değerlendirmesindeki açıklamaları da zaten bu rahatsızlığını yansıtıyor. Hoca’ya güven verin ve bu muhteşem futbola odaklanın.

Bu takım başarışız olur da ligden düşerse tek sebebi Hocanın tedirgin olması ve neticesindeki başarısız sonuçların getirdiği hoca değişikliği olacaktır. Bu tür işlere hiç girmeden Uğur Hoca’ya hak ettiği güvenin verilmesi ve bu keyifli futbolun izlenmesi gerekiyor. Umarım bu yola girilir.