DERBİYİ DAHA FAZLA İSTEYEN KAZANDI

Arif Tekeli

Pazar akşamı Türkiye’de futbol adına bir şölen gecesiydi. Heyecanı ile ciddi bir şölen olsa da sahada oynanan oyun ile Fenerbahçe-Göztepe veya Galatasaray-1461 Trabzon maçlarını bile aratan bir maç. Bu kadar kaliteli ayaklardan insan daha farklı bir şey bekliyor fakat hayal kırıklığına uğruyor. Türkiye’de derbilerde oluşmaya başlayan bir kaide vardı 3 Temmuz süreci öncesinde, Fenerbahçe derbileri kazanır kaidesi. Bu artık kaide olmaktan çıkmaya başladı. Çünkü Fenerbahçe’nin bir numaralı motivatörü Aziz Yıldırım artık deplasman maçlarına gitmiyor. Bunun eksikliği ciddi bir şekilde hissediliyor. Galatasaray’a karşı psikolojik üstünlüğü kaptırmakta olan bir Fenerbahçe var. Burada hakkı teslim edilmesi gereken kişi Fatih Terim’dir. Derbide en bariz olan şey, Galatasaraylı oyuncuların maçı daha fazla istediğiydi. Fenerbahçeliler Galatasaraylılar kadar motive değillerdi ve Galatasaray’ı gözlerinde büyütmüşlerdi. Bu teknik direktörlük başarısıdır. Aykut Kocaman’ı çok beğenen birisi olarak söyleyebilirim ki; pazar akşamı oynanan derbiyi Fatih Terim kazandı, Aykut Kocaman kaybetti.

Geçen hafta derbi ile ilgili yazdığım yazıda maçın kaderinin ortasahada belli olacağını ve Selçuk ile Baroni’nin bu noktada kritik oyuncular olduğunu yazmıştım. Gerçekten de öyle oldu. Ama ben maçtan önce bu tahmini yaparken ortasahası üç kişi olan ve daha formda oyunculardan oluşan Fenerbahçe’nin iki kişilik Galatasaray ortasahasına karşı üstünlük kuracağını düşünmüştüm. Bu şekilde olmadığı gibi tam tersi oldu. İki kişilik Galatasaray ortasahası hiç kişilik Fenerbahçe ortasahasına çok bariz bir üstünlük kurdu. Alex’in takımdan ayrılmasıyla ortasahada daha mücadeleci bir takım olacağını düşünen Fenerbahçeliler ise Baroni’nin kendini “Bir Alex” sanıp forvet arkasında akmaz kokmaz bir futbol oynamasıyla hayal kırıklığına uğradılar. Mehmet Topal’ın eski takımına karşı etkisiz ve çekingen futbolu da buna eklenince ortasahanın tüm yükü Raul Meireles’e kaldı. Meireles de Selçuk ve Melo ikilisine karşı bu noktada fazla varlık gösteremedi. Pazar günkü maçın özeti de sanırım bu şekildeydi.

Fenerbahçe adına sahada bazı eksiklikler var, bunun devre arasında giderilmesi gerekir. Bunların başında Alex’in yerine ofansif özellikleri yüksek kaliteli ve -Kuyt gibi- gönülden bu işi yapacak bir futbolcu alması lazım. Şampiyonluk yolunda Baroni’ye güvenilemeyeceği anlaşılmıştır herhalde. Bunun yanında ciddi bir miktar para ödenerek transfer edilen ama hayal kırıklığı yaratan M. Krasiç’in de artık forma girmesi gerekir. Devre arasını iyi değerlendirmeli. Fenerbahçe takımında oynamanın ne denli önemli bir olay olduğu Krasiç’e hatırlatılmalı. Son olarak ise Stoch yeniden kazanılmalı. Stoch belki de sonuca direkt olarak etki edebilecek nadir futbolculardan fakat kıymeti bilinmiyor. Caner hırsı ve isteğiyle sol kanatta yalancı bir bahar estiriyor ama iş neticeye gelince sonuç işte bu maçtaki gibi oluyor. Devre arasında Aykut Hoca aradaki sorun ne olursa olsun Stoch’u kazanmanın yolunu bulmalı.