DEVLET BAHÇELİ’NİN KORKUSU

Murat Can

Devlet Bahçeli yapılacak bir koalisyona peşinen kapılarını kapattı. Daha ilk günden yaptığı açıklamalarla ben bu işte yokum mesajını net bir şekilde verdi.

Peki, Bahçeli blöf mü yapıyor?

1999 Genel seçimlerinde ortaya çıkan tabloyu hatırlayın.

DSP 136 MİLLETVEKİLİ

MHP 129 MİLLETVEKİLİ

Fazilet 111 MİLLETVEKİLİ

ANAP 86 MİLLETVEKİLİ

DYP 85 MİLLETVEKİLİ

Partiler ve çıkarttıkları milletvekili sayısı bu.

Devlet Bahçeli 1999 seçimlerinin sonuçları daha belli olur olmaz bir açıklama yaptı. 28 Şubat’ın ardından yapılan seçimlerde “ Fazilet biraz dinlensin” diyen Bahçeli tüm hükümet kozlarını Bülent Ecevit’in ellerine vermiş oldu.

Oysa Bahçeli, Fazilet Partisi ve DYP ile hükümet kursa; Başbakanlığı ve Meclis Başkanlığı’nı alacak, bunun yanında istediği ismi Cumhurbaşkanı yapabilecek bir avantaja sahip olacaktı.

Yani devletin başına gerçekten Devlet gelecekti.

Devlet Bahçeli 1999 yılında tüm bunları elinin tersiyle iterek DSP ve ANAP’la koalisyon kurup, yapılan ilk seçimde de partisinin baraj altında kalmasını sağlayarak adeta zor olanı başarmış oldu.

Bu koalisyon sırasında da pek çok vebale imza attı. APO’nun asılmaması ve Kur’an kurslarına çocukların 12 yaşından önce gönderilmesini engelleyen yasa da bu veballi icraatlara örnektir.  

Dün durum buydu.

Bugün MHP’nin karşısına yeni bir fırsat çıktı.

Milletvekili sayısını yükselterek koalisyon ortağı olma imkânına sahip bir MHP var karşımızda.

Ancak ne gariptir ki, Bülent Ecevit’in kollarına koşa koşa giden Bahçeli, yine gergin açıklamalarla Ak Parti’ye olmaz da olmaz diyor.

Peki neden?

Öncelikle Bahçeli’nin partisine güvenmediğini düşünüyorum.

Bahçeli MHP kadrolarının ülke yönetiminde başarısız olacağını düşünüyor. Bu başarısızlığın oy düşüşüne ve kendilerini yeniden baraj hattına çekeceği düşüncesinde olmalı.

Daha önce yaşadı bunu MHP. Biz buna psikolojide öğrenilmiş çaresizlik diyoruz.

Daha önceki deneyimlerinde başarısız olan birisinin yeni deneyimlere, yine başarısız olacağı endişesiyle kendini kapatması…

Sayın Bahçeli bence bu düşüncede. Yeniden baraja yaklaşmamak adına koalisyon riskine girmekten korkuyor. Bir çeşit travma.

Aslında böyle düşünerek ciddi bir hesap hatası yapıyor. Zira Ak Parti’yle yapacağı bir koalisyonda en kazançlı kendisi çıkacaktır. Oylarını yükselteceğine eminim. Ancak yaşadığı olumsuz deneyimler kendisini uçağa binmekten nasıl alıkoyuyorsa, hükümet ortağı olmasına da mani oluyor.

Sayın Bahçeli’nin başka bir korkusunun daha olduğuna inanıyorum ben.

Bahçeli kendisine parti içinden rakip çıkmasını istemiyor.

Evet, okuyunca “olur mu ya?” diye sordurtacak bir iddia.

Bakın Bahçeli MHP Genel Başkanlığı’na hayati organlarıyla bağlı bir isim.

Koltuğu giderse yaşam amacı elinden gider. Bu yüzden kendini sürekli savunma hattında tutuyor.

İşte Meral Akşener örneği.

İsmi daha öncede MHP Genel Başkanlığına geçen Meral Akşener’in adı Meclis Başkanlığı için geçince sinirlendi ve Meral Hanım’ı adeta çizdi.

Devlet Bahçeli aynı gerekçelerle koalisyona girmek istemiyor.

Koalisyon demek MHP’de yıldızlaşan yeni isimler demek. Bahçeli böyle bir öne çıkmayı hazmedemez.

Partisinden kimsenin parlamasına müsaade etmemek ve farklı isimlerin kendisine rakip olmaması adına da bir ortaklığa girmekten kaçınıyor.

MHP hiçbir iktidar iddiası olmayan bir parti... Bundan sonra da böyle bir iddiası olmayacak.

Görünen o ki hükümete de girmeyecek.

Bahçeli’nin korkuları MHP’nin bir koalisyona ortak olmasına en büyük engel...

Ancak tabanda ciddi rahatsızlık var.

MHP tabanı partinin koalisyonda olmasını istiyor.

Kadrolaşmak ve makam sahibi olma arzusu taşıyan taban ve bürokratların baskısı da öyle görünüyor ki Bahçeli’yi ikna edemeyecek.

Kısacası geçmişteki davranışlarına baktığınızda Devlet Bahçeli’nin koalisyon için blöf yapmadığını görebiliyoruz.

Bu tavırlar bir Ak Parti – MHP koalisyonunu olanaksız kılıyor…