Doğru, sallanır ama yıkılmaz

Büşra Aksakbağı Ay

Cumhurbaşkanlığı sistemi nedir, ne değildir...

İçerde ve dışarda "bazı kesimler" tarafından bu kadar istenilmeyen ve bazı kesimlerce de tam aksine bu kadar istenilen başkanlık sistemi nedir?

Mutlak otoriterlik midir?

Hayır.

Şu an başkanlık ya da yarı başkanlık sistemi ile idare edilen dünya devi ülkelere baktığımızda senato ile ters düştüklerini görebiliriz. Örneğin; Obama'nın veto ettiği "Terörizmin Sponsorlarına Karşı Adalet Yasası" yasa tasarısı senatodan geçmişti. Öte yandan şu da bir gerçektir ki bir arabada birden çok şoför olmaz. Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın sürekli uyum içinde olduğu süreç ülkemiz için yeni bir durum. Hatırlarsanız 2001 ekonomik krizi bu uyuşmazlık yüzünden meydana gelmişti.

Rejim değişikliği midir?

Hayır.

Şu an mecliste görüşülen 18 maddeyi okursanız rejimle ilgili tek bir kelime dahi olmadığını göreceksiniz. Tam aksine rejimin daha hızlı ve daha "tıkırında" işleyeceği bir sistemden bahsediliyor.

Demokrasiye aykırı mıdır?

Hayır.

Parlamenter sisteme aykırı mıdır?

Hayır.

İşin en ilginç kısmına geliyorum. Başkanlık sistemi ortaya atıldığından beri "parlamenter sistem neyimize yetmiyor" diyen bir ana muhalefet var. Korkarım ki anayasa değişikliği maddelerini okuma gereği bile duymamışlar.

Başkanlık sistemi meclise gelene kadar bombalar, terör saldırıları, doların yükselişi derken çok güçlü bir algı operasyonuna ve çok yoğun bir gündeme maruz kaldık. Kısa bir süredir de olsa çok şükür ki ortalık duruldu. Artık Trump'ın gazeteci fırçalamasını da görebiliyoruz haberlerde.

Sanırım bizi böylesine bir gündeme maruz bırakanlar şimdi topu meclisteki militanlara attılar. Yumruklu kavgalar, milletvekili ısırmalar ve kürsü parçalamalar...

Tabii ki ülkedeki terörün tek sebebi Anayasa değişikliği değil. (Terör derken hem silahlı hem de ekonomik terör örgütlerinin eylemlerinden bahsediyorum.)

Bu gün Türkiye'nin Dünya'nın hayretle izlediği bir Suriye Politikası var. 15 Temmuz'un hemen ertesinde, neredeyse bütün generalleriniz vatana ihanetten içeri alınmışken, Fırat Kalkanı Harekâtı’nı başlatıyorsunuz ve 14 gün gibi kısa bir sürede koyduğunuz ilk hedefi gerçekleştiriyorsunuz. Hızla El-Bab'a ve belki de Halep'e koşuyorsunuz. Bunu kim olsa hayranlıkla izlerdi.

Peki, bütün bunların dolar ile ne alakası var? Bu sorunun çok klasik bir cevabı var. Faiz Lobisi. Her ne kadar ülkemizdeki bazı kesimler buna gülse ve varlığına dahi inanmasalar bile evet Faiz Lobisi! 2012 yılında İngiltere'de, LİBOR piyasasındaki faizleri kendi aralarında anlaşarak belirledikleri ortaya çıkan geniş çaplı bankalar suçlu bulundu. ABD ve İngiliz mahkemeleri "faiz lobisinin" varlığına kanaat getirdi. İngiltere'de sadece para kazanmak için türlü türlü oyunlar oynayanlar hem para kazanmak hem Ortadoğu siyasetine yön vermek için Türkiye'de neler yaparlar? Ama biz hala Faiz Lobisi var mı yok mu tartışa duralım...

Türkiye'nin Suriye politikası değerlendirilirken nedense hep duygusal analizler yapılıyor; "İnsanlar ölüyor" "onlar bizim kardeşimiz" gibi sivil toplum örgütü gönüllüsü mottoları... Evet, bu söylenenler çok doğru fakat işin bir de politik tarafı var.

Malumunuz devletler sivil toplum örgütleri gibi yönetilmezler. Devletler kardeşlik bağını gözettiği miktarda siyasi çıkarlarını da gözetmek durumundadır. Bu siyasi çıkar bir toprak parçası olmak zorunda değil. Mesela Cumhurbaşkanı'nın dediği gibi "Suriye'nin kuzeyinde bir devlet kurulmasına engel olmak" da bir siyasi çıkardır. (Tıpkı 2. Abdülhamid Han'ın Filistin'de dönen oyunları görmesi ve orada bir devlet kurulmasına engel olmaya çalışması gibi). Amerika taa okyanusları geçip gelip DAEŞ'e silah veriyorsa, Avrupa taaa binlerce kilometre öteden YPG'ye tanksavar gönderiyorsa, Çin taaa Asya'dan kalkıp Suriye ordusuna eğitim veriyorsa burada çok lezzetli bir pasta var demektir. Ve bu konjonktürde, bu pastanın en büyük ortağı; hiç şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasçısı ve vazgeçtiği globalleşme iddiasını tekrar ortaya koyan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Nasıl ki bu milli mücadelede kutsal acılar çekip bu milleti ve devleti ayakta tuttuysak bu dönemde de öyle ayakta tutacağız.

Şunu unutmayalım;

Doğru, sallanır ama yıkılmaz. Vesselam.