Dolmamış Dolmuş Şoförüne

Hakan Bahçeci

En zor mesleklerden biri olsa gerek şoförlük; hem bedenen hem zihnen sürekli dinç ve dikkatli olmayı gerektiriyor. Ekmeğini direksiyon sallayarak kazanan bu erbabı meslek yola ve yolcuya dair sözleriyle mümtaz bir yere sahipler.

            Şoförlük mesleğinin en hızlı en heyecanlı en kıvrak yapıldığı yer deyince aklınıza ralli ya da Formula1 pistleri aklınıza geliyor değil mi? İleri teknoloji ürünü, yüksek sesli, hızlı arabaların yer aldığı yarışları diyorsanız tamam lakin aynı heyecanda araç kullanan değme şoförlere taş çıkartacak dolmuşçuları anmadan geçmeyin derim.

            Kolay iş değil dolmuş şoförlüğü, o sizin pistlerde hız rekoru kırarken gördüğünüz pilotlar gelip büyükşehir trafiğinde kendine verilen 14 kişilik türbe yeşili dolmuşla bir otogar servisi yapsın bakalım, vaziyet ne olacak?

             Şimdi bu dolmuşçulara verilen bir güzergâh ve bu güzergâhın tamamlanması için verilen bir süre var. Bu süre içinde alabildiğin kadar(!) yolcu alıp maksimum kârı elde ederek varış noktasına ulaşacak ve damalı bayrağı göreceksin. Görev basit mi geldi, işi biraz daha heyecanlı hale getirelim o zaman; dolmuş şoförü olarak keskin bir göz, keskin bir kulak, keskin bir koku alma duyusu ile birlikte hızlı bir işlem becerisi, zamanı kontrol edebilme alışkanlığı ve belki de en önemlisi çatlamayan bir sabır taşına sahip olmanız gerekiyor.

            Duraktan çıkan bir dolmuş şoförü vaktini de aşmayarak yolcu toplamaya başlıyor. O sıkışıklıkta elini kaldırıp kaldırmadığı belli olmayan yolcuyu fark edeceksin, yolcuyu biraz geçsen olmaz erken dursan hiç olmaz. Yolcu bindi, şoför hareket etti, arkadan uzanan bir el “şuradan bir kişi” dedi. Parayı mı alacaksın vites mi atacaksın, biraz geciktirsen yolcu sert bir dille tekrar eder “alır mısın” der, yutarsın, çünkü yolcu haklıdır. İnen binen hepsini takip edeceksin, ücretini ödemeyeni bileceksin, kimi tüm para verir bozacaksın, para sahte mi, eksik mi tam mı, hemen fark edeceksin.

            Yolcuları aldın, onları yerleştirmen de gerekebilir, arka dörtlüye kimse oturmak istemez, uyarırsın. Ablam çocuğuyla binmiş, çocuğun yaşı altı mı yedi mi, bakınca anlaman gerekir. Meraklı yolcular vardır, yanına oturur, dolmuşun modelini, trafiğin halini, işin gelirini sorar da sorar. Cevap vermesen kaba olursun, cevap verirsin arkadaki işine bak diye konuşur.

            Yolcuyu memnun etmek şart; dolmuşun temiz, gömleğin beyaz olacak. Mesela, “müsait bir yer” sana göre değil müşteriye göredir. Yolcunun biri iner, şoför freni bırakır, gaza basar, vites daha iki olmamıştır, “müsait bir yerde” inmek ister hanım ablamız. “Bu dolmuşun da bir durma mesafesi var, zınk deyince durmaz ki bu meret” diyemezsin. Tüm bu olan bitenler o daracık koridorla şoför koltuğunun arasında cereyan ederken, dolmuşun da halini anlayacaksın; motordan ses mi geliyor, şanzımanın yağı mı eksik, lastiğin havası mı yok duyar duymaz anlayacak ona göre tedbirini alacaksın.

            Yukarıda saydığımız tüm bunları hemen her an risk taşıyan trafiğin içinde seyir halindeyken yapacaksın. Yani çoğunun kendi özel aracında yapamadığını sen evine ekmek götürmek için direksiyon başında yapacaksın.

            Şimdi saydığımız tüm bu zorlukları hakkıyla başaran dolmuş şoförü kardeşlerimize bir iki soru sorsak, müsait bir yerde; madem bu kadar işi, sabırları zorlayan bu trafikte becerebiliyorsunuz da misal şu kornayı neden bu kadar hırpalıyorsunuz. Kimi şoförler âdet yerini bulsun kabilinden aklına her estiğinde çalıyor kornayı. Hem kardeşim, sarı ışık “geç” değildir. Geçmene izin veren ışık yeşildir. Öndeki aracın üzerinden hoplayıp geçemeyeceğine göre adama sövüp saymanın manası nedir?

Zamanla ilgili bir müddetiniz olduğunu anladık da bunun benimle ilgisi nedir? Akşamın sabahın o trafiğinde biraz sakin olsan da yediğimiz içtiğimiz dışımıza çıkmasa… Söylemeden geçemeyeceğim bizim şoförlerimizin en kolay ve sıradanmış gibi yaptığı şeylerden biri de telefonla konuşmaları; büyük başarı doğrusu, adam hem araba kullanıyor, hem para alıp üstünü veriyor, hem trafik kurallarına uyuyor, hem korna yapıyor, yolcuya laf yetiştiriyor, hem de telefonla yol hakkında diğer dolmuşa bilgi veriyor, helal olsun valla.

Bir dolmuş şoförünün fazlaca takdire şayan olduğunu teslim ediyorum. Kazadan beladan korusun onları ve tabi yolcularını. Bu arada en afili cümleler de hep onlarda söyleyeyim. Bakın onlardan biri: “biz hiç kimseyi yarı yolda bırakmadık, sadece müsait bir yerde indirdik.”