DÜNDEN BUGÜNE

Hasan Mutluoğlu

Seçim atmosferine girdiğimiz şu günlerde, kendi yaşantımın safhalarını da göz önüne alarak, dünden günümüze kadar seçimlerle alakalı neler hatırladığımı test etmeye ve sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Yaşadığım seçim zamanlarını şöyle bir değerlendirme yapmaya çalıştım Şunu fark ettim.

Her seçim mutlaka hareketlilik, heyecan ve inanılmaz coşkulu yarış getiriyor.

30 Mart seçimleri, geçirdiğimiz diğer seçimlere göre çok daha farklı bir havası, şartları var.

Yerel seçimler yasası değişikliğinin getirdiği yeni şartlar ve durumlar sebebiyet verse de, onun dışında çok daha farklı ve önemli durumlar bizleri-seçmenleri- etkiliyor.

Geçmişte yapılan yerel seçimler, dar bölge ve mahalde yapılan seçimler olduğundan, ektikleri yerel olarak yaşanıyordu.

Köyleri ilgilendiren en önemli seçim, köy muhtarlık seçimi idi. Kendi içlerinde çözüme kavuşturuluyordu. Dışarıdan gelen herhangi bir etkiye gerek duyulmuyordu.

İlçeler, şehirler kendi belediyesinin seçimlerini de kendi mücavir alanında yapıyor, çalışmalarını da daha yerel ve dar ölçülerde gerçekleştiriyordu.

Seçimlerin en etkileyici unsuru,  iktidar partisi olurdu. İktidara yakın yerel seçilmişlerin hizmet almalarının daha kolay olacağı düşünülür, vatandaşın tercihi ona göre olurdu.

Büyük şehir ve yerel seçim yasasında yapılan değişiklikler dolayısıyla, alışa geldiğimiz oy kullanma şekli yaşadığımız çevrede değişmiş oldu.

Büyük şehir yasasına tabi olan Konya, cumhuriyet tarihinin en önemli seçimini gerçekleştirmiş olacak.

Bu seçim, öyle görünüyor ki, yerel seçim anlayışının ötesinde bir anlayışla gerçekleşecek.

Hepimizin yakından takip ettiği, 17 Aralık ve sonrası gelişmeler, yapılacak olan yerel seçimleri, yerel anlayışın dışına, ülkemizin geleceğini netleştirecek bir anlayışa doğru kaydırmış durumda.

Daha açık bir ifade ile. Vatandaşların kahır ekseriyeti, adayların profiline, yapacakları çalışmalara, vaatlerine önem verse de, daha önemlisi, seçimi bahane ederek, hükümetin devamına dair bir anlama gelecek referanduma dönüştürülmesi anlayışını önemsiyor.

Gazetelerin, Konya seçim bölgelerinde yaptıkları, seçmenin nabzını tutma çalışmalarını yakinen takip ettim.

Bu takibi sizlerin çoğu da yapmıştır. Seçmenlerden alınan en önemli mesajlardan birisi, seçilen adayların benimsenmesinde sıkıntı yaşandığına dair tespitlerdir.

Yerel seçimlerde, aday seçimleri yapılırken, seçmenlerin tercihi çok önemlidir. Yörede sevilen, hizmet etmeye yatkın, genel idare ile uyumlu olabilecek bir anlayışta birisinin adaylığı, seçilme şansını yükselttiği gibi, oy oranını etkiler.

Konya seçimlerinde hizmetleri yürütecek aday belirlemelerde isabetli davranılamadığı kanaatindeyim. Bu kanaatimi,  kendi yöremi de göz önüne alarak ifade ediyorum.

Adayların durumuna bakarak oy kullanmada alternatif partilere yönelmeye, ülkenin içinde bulunduğu gerçekleri göz önüne aldığınızda, mevcut iktidarı destekleme doğrultusunda oy kullanma zorunluluğu doğuyor.

Genel seçimlerde, yerel seçimlerde de aday belirlemede, dar bölgenin kanaatine olan güvensizlik ortadan mutlaka kaldırılmalı.

Dayatılan adaylara oy verme mecburiyeti anlayışına son verilmeli. Demokrasi anlayışı, “Sen anlamazsın” dayatması halinden çıkarılmalı.

Her şeye rağmen, var olan siyasi otoriteye evet demek için bir yığın sebep olduğunu görüyorum.

Herkesi sağ duyulu davranmaya davet edenlere kulak verilmesi gerektiğini düşünüyorum.