Fetih ile rencide etmek

Ömer Kocabaş

Cuma günü kutladığımız İstanbul’un fethinin yıldönümünde içimizdeki ecnebiler bir kez daha yüzlerini gösterdi. Eskiden olsa fetih coşkusunda bile bir araya gelemiyoruz, toplumun yaşadığı bu ayrışma bizi nereye götürür diye biraz ince düşünürdüm. Fakat artık devir incelikler devri değil, bizi düşünmeyene, bize saygı duymayana biz de aynı muameleyle karşılık vereceğiz. Doğruluğu, yanlışlığı elbette tartışılır ama neticede biz de insanız. Nefsimiz, duygularımız var. Ne evliyayız, hâşâ ne de peygamber…

Fetih coşkusu koronavirüs nedeniyle katılım açısından sınırlı olacağından bu yıl farklı bir yol izlendi. Ayasofya’da günün anlam ve önemine binaen Fetih suresi canlı yayında okundu. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan Fetih suresinin mealini okuyup, çeşitli açıklamalar yaptı. Bu kadarı bile içimizdeki ecnebileri germeye yetti. Sosyal medya üzerinden konuşanların bir kısmı kıvırtmadan içinden gelenleri olduğu gibi söyledi. Ayasofya’da fetih suresi okunarak, Rumların rencide edildiğini, Yunanistan ile zaten bozuk olan ilişkimizin bu adımla daha da bozulacağını, bu durumun Akdeniz’deki çıkarlarımıza ters olacağını falan yazıp çizdiler. Bunların dediklerinin doğruluğunu, yanlışlığını tartışmayacağım, onun değerlendirmesini siz yapın. Adamlar en azından içlerinden geleni olduğu gibi söyleyebildiler.

Diğer taraftan ruhlarını batıya satıp, Cumhurbaşkanı Erdoğan nefreti üzerinden bir ittifak peşinde koşanlar ise doğrudan İstanbul’un fethine, Ayasofya’da Fetih suresi okunmasına bir şey diyecek cesareti gösteremediklerinden yine Erdoğan’a saldırmayı tercih ettiler. Aradıkları malzemeyi de Muharrem İnce verdi. Neymiş beyefendinin canlı yayında katıldığı programa Fetih yayını nedeniyle ara verilmiş. İnce’de bunu şova dönüştürüp Erdoğan’dan korkmuyorum falan diyerek yayını terk etti. Hemen sosyal medyada Erdoğan’dan korkmuyorum diye yazıp çizmeye başladılar. Bu arada İnce’nin kendisini Erdoğan ile kıyaslayıp, Cumhurbaşkanlığı seçiminde rakiptik, bilmem kaç milyon kişi bana oy verdi minvalinden konuşmaları bana rahmetli Erol Büyükburç’un jüri olduğu yarışmada sözü kesilince saklı değilim ben sanatçıyım demesini hatırlattı. Büyükburç’un sanatçı olduğuna kefil oluruz…

Bu başlık altında birleşenler aslında fetihten, Fetih suresinden, fetih coşkusundan falan değil de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından, İnce’nin sözünün kesilmesinden rahatsız olmuşlar tabii ki yerseniz… Kanal daha sonra yayından önce İnce’ye gereken bilgilendirmenin yapıldığını açıkladı. İnce’de yayında sitemde bulunabilirim demiş. Artık nasıl bir gaza geldiyse kendince bir Davos çıkışı yapmış oldu(!) İnce’nin verdiği rakamları doğru kabul etsek bile görende ilk defa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasını 35 kanalın birden canlı verdiğini zannedecek. Cumhurbaşkanının canlı olarak yaptığı rutin açıklamalar bile çok sayıda kanalda yayınlanırken böyle anlamlı bir günde yapılan yayın elbette canlı verilecekti. İzlemek istemiyorsanız kanal değiştirirsiniz olur biter. Örneğin aynı dakikalarda bağımsız tarafsız kanalların birinde canlı yayında Uğur Dündar, Yılmaz Özdil ve İmamoğlu fetihle ilgili bir program yapıyorlardı. Maden suyu niyetine izlenebilirdi…

Ayasofya’daki programın Yunanistan’ı rahatsız edeceğini elbette biliyorduk ama içimizdeki ecnebilerin ne ara bu kadar alçalabildiklerini anlamadık. Olaya laiklik penceresinden bakıp 21. yüzyılda fetih kelimesinin sömürgecilik, işgal anlamına geldiğini, cihatla birlikte fetih kelimesinin de güncellemesini ciddi ciddi söyleyen, lafa gelince bilmem kaç yıllık gazeteciyim diye poz kesenler oldu. Bunlara ecdadımızın fetih politikasını anlatmaya çalışmak gereksiz bir çaba olur. Bırakın bu kafa konforuyla yaşama devam etsinler. Olumlu adımları hep bizim atmamızı bekliyorlar. Rumları rencide etmeden bir fetih kutlaması nasıl yapılacaksa? Adamlar aynı dakikalarda İstanbul’u nasıl ele geçirip, Ayasofya’yı kilise yapabiliriz diye sosyal medyadan tartışıyorlardı. Komşulara şirin görüneceğiz diye kendimizden taviz vermek doğru değil zaten bir işe de yaramıyor. Bir ara Ermenistan Cumhurbaşkanını ülkemize davet edip maç falan izlemiştik de ne oldu. Adamlar oradaki maçta bize yapmadıklarını bırakmamışlardı. Avrupa’da camisi olmayan tek başkentin Atina olması ve Yunanistan’ın Selanik’i ele geçirmesinden sonra yaptığı ilk şeyin ihale açıp, şehirdeki yüzlerce camiyi kısa sürede yıktırması anlamak isteyene yeter…

Ayasofya’nın ibadete açılmasının ise maalesef biraz daha zamanı var. Yerimiz dar merak edenler 23 Mart 2019’da kaleme aldığımız “Ayasofya’yı ibadete nasıl açabiliriz?” başlıklı yazımıza bakabilirler.