Fransa olayları…

Ömer İnal

Son günlerde ardı ardına gelen sansasyonel olaylara tanıklık ediyoruz… İlk olarak Dolmabahçe Sarayı’nın önünde nöbetçi koruma polislerine yönelik başarısız saldırı girişimi yaşandı… Bu olaydan 4 gün sonra ise Sultanahmet meydanındaki polis noktasında canlı bomba yöntemiyle 1 polis şehit oldu…

Bu iki saldırının da derin izler taşıdığı muhakkak ve ilerleyen günlerde çok daha net bilgilerin kamuoyuna yansıyacağı bir gerçek… Bu yaşanlarla birlikte ilk akla gelen ise, olayın gerçekleştiği mevkiin anlamı ve failin uyruğu dikkate alındığında, Türkiye’nin batının Rusya’ya yaptırımlarına aldırış etmeden bağımsız politika üretme arzusuna karşı duyulan bir rahatsızlığın tezahürü olarak görmek mümkündür…

Fransa’da yaşanan olay ise basit bir temele dayanıyor gibi görünse de daha girift bir mahiyete sahip olduğu şüphesizdir… 12 kişinin ölümüne sebep olan olayın, derginin yayın politikasının sonucu zuhur ettiği algısının kamuoyunda yer edinmesi için gösterilen çaba, islamofobinin zihinlerde daha net yer edinmesi için yapıldığı yönündeki kuşkuları artırmaktadır… Çünkü İslam, barış dinidir ve terör yaftasının gölgesinde kalamayacak kadar çok net ve kesin evrensel kurallara sahiptir…

Fransa’da yaşanan bu olayı anlamak için olayın hemen öncesindeki bazı gelişmeleri irdelemek gerekir… Aralık-2014’de Fransa'da senato, Filistin'in devlet olarak tanınmasını hükümetten talep eden karar tasarısını kabul etti. Aynı tasarı geçen haftalarda parlamento tarafından da kabul edilmişti. Senatonun kabul ettiği karar tasarısı sembolik bir anlam taşısa da tasarıdan Filistin’in devlet olarak tanınması belki de sürpriz olmayacaktı çünkü Filistin'in devlet olarak tanınmasına yönelik girişimler son dönemde Avrupa ülkelerinde artış gösterdi. İsveç'in geçen ay Filistin'i bağımsız devlet olarak tanıma kararının yanı sıra İrlanda ve İngiltere parlamentoları bu yönde bağlayıcılığı olmayan kararlar almıştı.

İspanya'da parlamento, hükümetin Filistin'in tanımasına yönelik tavsiye kararı alırken, Hollanda’da da iktidar ortağı İşçi Partisi, Filistin devletinin tanınması konusunun mecliste tartışılmasını istemişti…

İsrail, Filistin'in devlet olarak tanınmasının bölgeye yanlış mesaj bir göndereceğini, Filistinlilerle barış sürecini tahrip edeceğini belirterek uyarılarda bulunmuştu… İsrail Paris Büyükelçiliği ise Fransa Parlamentosu'nun ‘'Filistin devletinin tanınmasını'’ hükümetten talep eden kararı kabul etmesine tepki gösterdi. Büyükelçilikten yapılan açıklamada, "Fransa Milli Meclisi'nde alınan bu karar, İsrail'in Filistinlilerle barış anlaşmasına ulaşmasının imkânını azaltır" denildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Fransa'nın Filistin'i devlet olarak tanıma girişiminde bulunmasını ‘’büyük bir hata’’ olarak niteleyerek tepkisini dile getirmişti…

Tüm bunlarla birlikte yakın zamanda ise Viyana’da Cami kapısına domuz kafası ve işkembe asıldığı görüntüleri basında geniş yer aldı… Aynı olay Norveç’de yaşanmış, ayrıca Caminin imamı baltalı saldırı girişimine maruz kalmıştı… Bununla birlikte Almanya, Avusturya, Danimarka, Hollanda ve İngiltere’deki camilere de saldırılar düzenlendi. İslamofobi gösterileri ağırlık kazanmaya başladı… Ve son olarak da Peygamberimizin(sav) karikatürünü yayınlayan dergiye baskın yapılarak 12 kişi öldürüldü…

Yaşanan bu gelişmelerden sonra artan islamofobiyle birlikte Avrupa’da Filistin’in devlet olarak tanınmasının kamuoyunun tepkisine neden olabilecek iken bu durumun kimin işine yarayacağı sormak bir istihbaratçı gözüyle olaya bakmak anlamına gelecek ve arka planı görmeye vesile olacaktır…

Orta doğuda yaşanan gelişmeleri de Avrupa’daki bu gelişmelerden ayrı bir bağlamda değerlendiremeyiz… Belkide şöyle bir soru sorabiliriz; orta doğudaki mezhepsel çatışmalar, bölgenin çimentosu olan İslam’ın yıpratılarak halkların ayrışmalarına sebep olurken bir yandan da terör ile İslam yan yana gösterilerek körüklenen islamofobiyle Batıda halkların kendi dinlerine daha sıkı sarılmasını ve dağılmaya yüz tutan AB’ni bir arada tutmayı mı hedefliyor?

Selametle…