Geleneksel Türk Okçuluğu

Senan Kazımoğlu

Dünya genelinde yaşayan her milletin, kendine özgü karakteristik özellikleri vardır. Türk Milletinin özelliği de, savaşma becerisidir. Evet, Türk milleti bir asker millettir. Bu özelliği sayesinde de, asırlarca dünya hakimiyetine sahip olmuş ve dünyanın gidişine yön vermiştir.

Asker için olmazsa olmazlardan olan silah ve silah kullanma becerisi, Türk Milleti için her zaman önemli ve dikkat edilen bir husus olmuştur. Hatta, Türkler silahı namustan saymış ve ölene kadar onu muhafaza etmiştir.

Türk Milletinin en çok değer verdiği silahlar arasında hiç şüphesiz yay ve okun müstesna bir yeri vardır.  Yay ve ok, adeta Türk Milletiyle özdeşleşmiştir. Türkün en büyük destanlarından olan “Oğuz Kağan” destanında bile, yay ve oka verilen değeri görmekteyiz. Türk Milletinin dünya hakimiyeti sembolü bile bir altın yay ve üç gümüş ok şeklinde olduğu bilinmektedir.

Yay ve oka bu kadar değer veren bir millet, elbette onu çok iyi bir şekilde kullanmağı da bilir. Eski tarihçi ve seyyahlar Türklerin at üstünde dörtnala giderken bile geriye dönüp ok attıklarından ve hedefi vurduklarından bahsederler. Hatta günümüzde birçok eski Türk anıtında bile at üstünde geriye dönerek ok atan bir Türk askerinin resimleri vardır. Büyük Türk devletlerinden sayılan Avar İmparatorluğunun bayrağında da, at üzerinde geriye ok atan bir insan resmi çizilmiştir.

Eski Türk devletlerinden Selçukluya kadar ata mirası olarak gelen yay ve ok kültürü, en büyük zirvesine Osmanlı Devletiyle ulaşmıştır. Osmanlı, sırf yay ve ok kültürünü geliştirmek ve savaşlarda kullanmak için özel olarak okçu tekkesi kurdurmuştur. Bunun neticesi olarak “kemankeş sicil defteri”ne göre Osmanlı’da en uzağa atılan ok mesafesi, 846 metredir ki, günümüzde bu rekoru kırabilecek kimse yoktur. Ayrıca, Osmanlı askerlerinden dakikada 25-30 tane ok atma kabiliyeti olanlar bile olmuştur. Bunda elbette kullanılan geleneksel Türk yayının da önemi vardır. Osmanlı’da yay ve ok yapımı için bir ağaç çoğu zaman 5-10 yıl bile bekletilirdi. Günümüze kadar ulaşan 250 yıllık ok ve yaylarda bile bugün milim şaşma yoktur.

Geleneksel Türk Yayını diğerlerinden ayıran sadece yapımı değil elbet. Bunun için yıllarca yapılan antrenmanlar ve tabi ki de, kendine özgü atış şeklinin mevcut oluşu da, onu önemli kılan etkenlerdendir.

Köroğlu’nun değimiyle “tüfek çıktı mertlik öldü” serzenişi, adeta Türk Okçuluğu için söylenmiş bir sözdür. Ateşli silahların çıkışından ve yaygınlaşmasından sonra unutulan Geleneksel Türk Okçuluğu, günümüzde bir spor dalı olarak mevcut olmakla birlikte ve popülerliğini her geçen gün attırmaktadır. Konya’da bildiğim kadarıyla Geleneksel Türk Okçuluğu dersi veren dernekler mevcuttur. Hazır yaz tatiliyken hem kendimize, hem de evlatlarımıza bu ata yadigarı sporu öğretelim. Ata mirası Geleneksel Türk Okçuluğunu unutmayalım, unutturmayalım.