Güney Sınırımız SURİYE

Ali Kaya

Sevgili okurlarım önce 1960 yılından beridir Türk siyasi hayatının duayenlerinden siyasete adanmış bir hayat  olan  9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in  vefatı için yüce Allah’tan rahmet dilerim. Bu haftaki yazımızın konusunu temelde Batı ve Ermenilerin olan ama vitrinde Kürt olduğu söylenen sözde büyük Kürdistan hayali üzerine fikirlerimi beyan etmek istedim.

Ben burada batı nın kirli oyunlarından birinin daha tezgahlandığını düşünmekteyim. Önce körfez harbiyle Irak parçalandı,  mezhep çatışmaları ile birleşmeleri zorlaştırıldı sonrada bu bölgenin üzerinde kaos ve ölüm hakim kılındı. Şu bulunduğumuz coğrafyada tarihte Lawrence’lar vardı şimdide onun izinden Lawrence olmaya  aday ajanlar cirit atıyorlar.

ABD ve Batı bu bölgenin üzerinde Osmanlı zamanından beridir uyguladığı kirli planlarının İsrail’e güdümlü bir Kürdistan hayalinin olduğunu artık bilmeyenimiz kalmamıştır zannediyorum. Vaktiyle Abdülhamid hanın karşı çıktığı ama tahttan indirilmesine sebep olan ve  Yahudilerin o zaman Osmanlı toprakları olan Filistin’e  yerleştirilmesi ile başlayan süreç sonunda ,Dünyanın çeşitli yerlerinden getirilen ve Filistin’e  yerleştirilen ve devlet kurmaları sağlanan Yahudilerin Siyonist devleti İsrail’in yayılmacı politikalarına engel olabilecek tek güç Türkiye’dir. ABD ve Batı bunu bildiği için Türkiye’nin  kendi problemiyle uğraşmasını sağlayacak politikaları tezgahlamıştır. Dün Alevi-Sünni, Laik-Anti-laik şimdide Türk-Kürt çatışmasına zemin hazırlamak için çalışmaktadır. Ben Kürt kardeşlerimizin bu oyuna gelmeyeceğini biliyorum.

Çünkü görüştüğüm hasbihal ettiğim dostum olan onlarca kürt arkadaşım ve kardeşim var onlarda ağız birliği etmişcesine PKK’nın bir ermeni örgütü olduğunu her daim söylerler. Hemen güneyimizde kurulacak olan sözde Kürdistan bunun için kurgulanmış ve hayata geçirilmesi için zemin hazırlığı yapılmaya başlanmıştır.

ABD ve İsrail’in kurdurduğu DAEŞ bu coğrafyada Allah adına Müslümanları katlediyor, baktığımızda ölen Allah-u Ekber diyor öldüren de, bu işte ki tezatlığın ta kendisi değil mi? Burada Müslümanların durup düşünmesi gerekmiyor mu? Hemen güney sınırlarımızda Deaş’ın kontrolündeki bölgelere Koalisyon güçlerinin hava saldırılarının hız kazanması ile başlayan bir süreç ile Deaş –Pyd çatışmalarının hız kazanması ülkemizi kaygılandırması gerek diye düşünüyorum. Çünkü PYD PKK’nın Suriye koludur ve ABD ile Batı  bu örgüte desteğini açıkça veriyor niye Çünkü eli kanlı örgüt olan DAEŞ’e karşı kullanıyormuş. Yahu Teröristin iyisi kötüsü olur mu? İkisi de Terörist ve katil sonuçta. Bu da PYD nin daha da güçlenmesi ve alan kazanması demektir. Hemen güney sınırlarımızda PKK’nın Suriye kolu olan PYD ye ABD ve Batı’nın oluşturduğu koalisyon güçlerinin desteği ile PYD daha da güçlenerek Irak ve Suriye deki unsurlarını birleştirerek bu bölgelerde etnik temizlik yapması kuşkularımızı güçlendirmektedir.

Türkiye’nin ısrarla tampon bölge oluşturma isteğine ABD ve Batının karşı çıkması sizce hangi mantıklı  sebeple izah edilebilir ki. Tampon bölgenin oluşturulması o bölgedeki unsurların hareket alanını kısıtlayacağından batı bunu istemiyor zaten.

 PYD eşittir PKK oda eşittir sözde Büyük Kürdistan hayali her zaman var olacaktır kanaatindeyim.

Saygılarımla