Hallerimiz

Gökhan Kırlangıç

Aslında hiç farkında değiliz neyin elimizden alındığının. Yeryüzünde bize en çok huzur vermesi gereken sığınağımızın neye çevrildiğinin, her köşesini kaplayan zorunluluk hallerinin evimizi nasıl yuva olmaktan çıkardığının… Akşam oldu mu ev kapısında geri giden ayaklar, asık suratlar, gürültülü mutsuzluklar, evde bulamadığını sokaklarda arayan çaresiz insanlar ve her birine türlü bahaneler… Oysa bu haller hiç bize ait, bizden değil.

Hadi o zaman niyet tazeleyelim

Vakti bereketlendiren, her işe yetiştiren vesile; iyi niyetten başkası değil.Ibadet şuuru ile yapılınca işler; ruhu da sıkmaz, vakti de. “Bismillah” diyerek başlasın anneler yatakları toplamaya, “Niyet ettim Allah rızası için ailemin rızkını kazanmak üzere çalışmaya” diye mırıldanarak giysin ayakkabısını babalar, kardeşinin çantasını hazırlamasına yardım etsin ablalar, gönül almayı öğretsinler birbirlerine… Şu halde ne yetişmeyen iş kalır, ne de aceleye bir gerek…

Biblolardan, nakışlı örtülerden, tablolardan değil irfan sahiplerinin duyduğu salat kokularından, kalp ehlinin gördüğü hatm-i hacegan çiçeklerinden bahsediyoruz. Sokaktaki bulması olmayan arayışlarımıza kıblesini gösteren manevi süslerden ki o süsler sayesinde büyüklere, çocuklara sancı olan kısır “erişememe” tohumu yerini kökü mana toprağında olan ve günden güne büyüyen nergislere, sümbüllere terk etsin.

Roller karıştıkça birileri silikleşiyor, birileri ağırlıkların altında eziliyor. Er kişiler bıraksın kumandayı bir kenara da takkeyi alıversinler başlarına ve evin reisliğine soyunmak zorunda kalmasın naif hanım kişiler. Evde kimin sözü son sözdür bilsin küçükler… Emanet ait olduğu yere konsun ki hak ve sorumluluk dengesi yeniden kurulsun.

Sofrada Buluşalım Sonra

Ailenin birbirinden ayrı geçirdiği uzun saatlerden sonra tekrar bir araya geldiği ilk nokta sofra olsun. Öyle bir sofra ki çeşit çeşit yemeklerle değil çeşit çeşit güzel sözler ve dualarla doyursun büyükten küçüğe, başına oturan herkesi. Gün boyu hırsın acı tadına mecbur kalan gönüller, kanaatin ve muhabbetin tatlılığında felah bulsun. Babanın gölgesinde, annenin yamacında kurulan bu sofrada hayırlı nesiller büyüyedursun… ne dersiniz ?

Kalın efendim sağlıcakla ...