“İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER”

Hasan Mutluoğlu

Ülkemizde yaşayan her fert, toplumu etkileyen her türlü problemle alakadar/ilgilenmek zorundadır. Toplu yaşamanın üzerimize yüklediği bir görevdir. İlgisiz kalınırsa ne olur? Kaos olur, düzen bozulur. Yapmak zorunda olduğumuz görevleri yerine getirmediğimiz için, başımıza gelenlere katlanmak zorunda kalırız.

Kur’an-ı Kerim de şöyle bir ayet var:” İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak eder misin Allah’ım?” (A’raf 155)

Müslüman; toplumda kendine düşen görev ne ise onu yerine getirmenin şuurunda olmalıdır. Unutulmaması ve yerine getirilmesi gereken en önemli görevlerden birisi “İyiliklerin yaygınlaşmasını sağlamak, kötülüklerin azaltılması için çaba sarfetmek (Al’i İmran 104)”tir.

Tarihe bakıldığında yıkılan/çöken toplumların akıbeti,  bu anlayışın uzağında olan “neme lazım” anlayışı ile bağlantılıdır.

Kanuni Sultan Süleyman; Osmanlı Devletinin yükselme dönemi sonrasının nasıl olacağı konusunda kafa yorar. “Osmanoğulları da inişe geçer çökmeye yüz tutar mı?” diye düşünmeye başlar. Dönemin alimlerinden, aynı zamanda süt kardeşi olan Yahya Efendi ile bu düşüncesini paylaşır.

Yahya Efendiye güzel bir mektup yazar. “Sen alim bir kişisin, Kerem eyle de bizi aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları’nın akibeti nasıl olur? Bir gün olur izmihlale uğrar” mı?

Yahya Efendinin cevabı çok kısa olur. Anlaşılamadığından içinden çıkılmaz hale gelir. Mektupta cevaben “Neme lazım be Sultanım!” diye yazılıdır.

Cevabı hayretle okuyan Sultan, bir anlam çıkaramaz. Yahya Efendi gibi bir zatın böyle bir cevapta geçiştirme yapmayacağını düşünerek, bu cümlenin arkasındaki ifadeyi anlama gayretine düşer.

Yahya Efendinin dergahına giderek; sitemle sorusunu tekrar sorar. Ciddiyetle cevap verilmesini ister. Yahya Efendi  telaşlanır. Koskoca Sultana ciddiyetsizlik yapılır mı?

“-Haşa Sultanım, cevabımı, kanaatimi size arz ettim.” der.

“-Sanki  “Beni böyle işlere karıştırma” der gibi bir anlam çıkarıyorum.”

“-Sultanım! Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlık şayi olsa, işitenler “neme lazım” dese ve sussa. Haksızlığa , zülme uğrayanların feryadı göklere çıksa, herkes kulağını tıkasa, o zaman devletin sonu ne olur? “

Böyle bir anlayış çöküş getirir. Devlet ortadan kalkar. Azınlık halinde olan sorumluluk sahipleri, sonucu değiştirmeye güçleri yetmez.

Devletin bekası, halkın mutluluğu için, yetişecek yeni nesile  “Varlık ve Beka” için gereken değerleri mutlaka öğretmeli ve benimsetmeliyiz. Bu görev her fert ve kurumu ilgilendirir. Yapılan/yapılacak çalışmalar,  birbirinin tamamlayıcısı ve bağlantılı olması gerekir. Hedefe ulaşmada önemli bir etkendir.

Bu konu ile alakalı görüşünü, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy şu dörtlükte ne güzel ifade ediyor:

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim kırbaç yerim.

Behey adam aldırma da geç git diyemem aldırırım.

Çiğnerim çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım.”