İslam Birliği için teşkilatlanmak-2

Esra Doğan

İslam Birliği Teşkilatı’nın 13. İslam Zirvesi’nde bir önceki yazımda da belirttiğim üzere gençlerin ve kadınların rolüne değinmek istiyorum.

Ümmet bilincinden bahsediyoruz her platformda ve gençleri bu şuurla yetiştirmemiz gerektiğini dillendiriyoruz. Ümmet bilincine sahip bir toplum muyuz, öncelikle bunu irdelemek gerekir ya da kaçımız bu şuurla ilerlemekteyiz, tebliğe önem verirken temsilde yeterince etkin miyiz?

Bu ülke darbelerle, özgürlüğü kısıtlayacak gereksiz uygulamalarla hep yıpratılmaya, gözdağı verilerek herkesin kabuğuna çekilmesi sağlanmaya çalışıldı. Başarılı olundu mu, kısmen evet diyebiliriz. Bu süreç bizlerden çok şey götürdü, genel olarak düşündüğümüzde özgüvenimizi azalttı.

Zulme boyun eğmeyenler ne yaptılar peki, işte onlar şu an ümmet bilincini tekrar canlandırmaya çalışanlardır. Sıkıntılı dönemlere şahit olmayan bu zamanın gençlerine, bu bilinci kazandırma derdinde olanlardır.

Bu bilinç sadece birlik olmayla sınırlandırılmamalıdır. Bütünsel düşünülüp temellendirilmelidir. Cumhurbaşkanımızın bu konu hakkında Zirvede ifade ettiği cümle önemli:

“Ümmetin geleceği olan gençleri daire-i adliye çerçevesinde hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakınan, özgüven sahibi bir nesil olarak hayata hazırlamalıyız.”

Bu hazırlıkta aile, öğretmen, arkadaş ve toplumdaki her bireyin olumlu yönde katkısı olmak zorundadır. Sadece seminerler vererek bu bilinç kazandırılamaz. Öncelikle herkesin kendinde oluşan bilinci gözden geçirmesi gerekir.

Sonrasında ise söylemlerimizle, davranışlarımızla, sergilediğimiz tavırla bir toplumun inşasına katkıda bulunduğumuzun farkında olmamız, biz iyiliği emredip kötülükten nehyedersek, bizden sonra gelecek neslin de bu bilinçle hareket edeceğini bilmemiz gerekir.

Dünya Müslümanlarının yarısını oluşturan Müslüman kadınlar, gelecek nesillerin alt yapısını oluşturan kadınlar, hayırlı evlat yetiştirenlerin ayakları altına cennet serilen kadınlar…

Kadının bir toplum, bir bilinç, bir şuur oluşmasındaki rolü çok büyüktür. Şimdilerde dedikodu yapan, tonlarca makyaj yapıp bugün şunu mu giysem bunu mu, şunu mu yesem onu mu diye düşünen bir kadın profili oluşturulmaya çalışılsa da, uyanık olmak gerekir.

Müslüman kadınlar; bir toplumu şahlandıracak, bulunduğu yeri cennete çevirecek, olumsuzlukları bertaraf edip sıkıntılarla baş edecek, ferasetiyle dünyaya hükmedecek güce sahip olan kadınlardır.

Bu vasıflara sahip olan kadınlar, aldıkları her görevi layıkıyla yerine getirir ve hatta yaptıkları işi zenginleştirecek görüşler sunar ve uygulamaya geçirilmesi konusunda çaba sarf ederler. Şimdilerde okuma gruplarına, kendisini donanımlı kılacak seminerlere, kurslara devam edenlerin ve bu ülke yararına neler yapabilirimin derdine düşenlerin çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor.

Durum bu iken Cumhurbaşkanımızın “Kadın Konferansı” oluşturulması teklifi değerlendirilip en kısa sürede bu konferans oluşturulmalıdır. Kadınlar Müslüman toplumun yarısını oluştururken, aslında en çok söz hakkı onlara düşmeli.

Söz hakkı vermeyerek kadınları basitleştirip meta haline getirenlere destek olduğumuzu unutmayalım. Feraset sahibi kadınlar; ülkelerini ileriye taşıyacak roller üstlenmeye gönüllülerdir. Ümmet bilincinin yerleşmesi konusunda büyük pay onlara düşüyor.

Yenilenmemiz ve daha da gelişmemiz için ümmet olmamız, farklılıklarımızla zenginleştiğimizi görmemiz ve ötekileştirmeye yönelmememiz gerekir. 

Çocuklarımızla, gençlerimizle, kadınlarımızla, beylerimizle hep birlikte özde Rıza-yı İlahiyi ve O (sav)’nun ümmeti olmayı amaçlayan Müslümanlar olmalıyız. Özümüzden ayrı düşmediğimiz taktirde yürüdükçe yürüyelim, kitleler ardımızca dizelensin.