“İSLAM’I NASIL YOK EDELİM?”

Ramazan Yaşar

1710 yılında İngiliz Sömürge Bakanlığı’nın emriyle Mısır, Irak, İran, Hicaz ve İstanbul’da casusluk faaliyetlerinde bulunmuş ajan HAMPHER’ın anılarına yer verdiği kitabın ismi bu. O tarihte Osmanlı coğrafyası üzerinde faaliyet gösteren beş bin ajan/casustan sadece biri HAMPHER. HAMPHER’ı diğerlerinden farklı kılan İngiliz Sömürge Bakanlığı’na sunduğu raporların bir bölümünü daha sonra kitap olarak yayınlaması.

“İslam’ı Nasıl Yok Edelim” ismini verdiği kitabın bugün için bizi ilgilendiren bölümü, “Müslümanların zayıf noktaları” ve “Müslümanların sömürgeleştirilmesi için tedbirler” başlığı altında anlatılıyor. Nedir o güncel olan konu? Lübnan’a çöken Şii Hizbullah örgütü, Suriye’ye zulmeden Nusayri Esat ailesi, ABD’nin Saddam’ı asarak anahtarını İran’a teslim ettiği Irak’tan sonra sıra Yemen’de…İslam coğrafyası hızla bir mezhep savaşına ve Şii kuşatmasına doğru yol alıyor.

Batıyla ciddi sorunları olduğu algısını yayan, ancak nedense hiçbir yerde çatışmayan İran’ın önünde tüm kapılar bir bir açılıyor. Irak’ta Saddam’ı devrilip, ülkenin yönetimini İran’a teslim eden “Büyük Şeytan” ABD, Suriye’de de Nusayri Esat’ın katliamlarını seyrediyor. Suriye’de Esat güçlerine komutan eden İranlı subayların görüntülerini, öldükten sonra İran’da düzenlenen cenaze törenlerini artık saklama gereği duymuyorlar.

Irak’ta DEAŞ’a karşı başlatılan operasyonlara komuta eden İran Devrim Muhafızlarının görüntülerini seyreden Batı’nın sessizliği çok manidar. Türkiye’nin Suriye’ye yardımlarında adeta kuş uçurtmayan Batı, nedense İran’ın Suriye’den Akdeniz’e açılmasına, Kuzey Irak üzerinden Türkiye’ye komşu olmasından pek de rahatsız görünmüyorlar. Tarih boyunca İslam ve Arap coğrafyasına yönelik yayılmacı girişimleri olan İran, belki de tarihinde ilk kez bu kadar Batı desteğini arkasına alarak sahaya inmiş durumda. “Büyük Şeytan” dediği ABD ve Batı’ya tarihinde tek kurşun atmamış İran’ın önünü açmak için ABD, Irak’ta yüzlerce askerini feda etti.

Doğuda Irak, kuzeyde Suriye, güneyde Yemen’i kontrolü altına alan İran, Arap yarımadasını kuşatmış olacak. Tarih boyunca yayılmacı emeller peşinde koşan İran için şartlar olgunlaştırılmış gözüküyor. El-Kaide ve DEAŞ bahanesiyle bölgeye yayılan İran’a karşı sadece Arap devletlerinin değil Müslüman halkların da ciddi bir tepkisi oluşmaktadır. İran’ın Yemen’deki hamlesinin son adım olmadığını bilmekte fayda var. Tüm Arap ülkelerinin tek çatı altında toplanmasını sağlayan Yemen işgaliyle, Körfez Emirlikleri tehlikenin kapılarına dayandığını maalesef geç fark ettiler. Türkiye’nin Yemen çıkışı ise İran’ın yayılmacı niyetine dikkat çekmek bağlamında hayati öneme sahiptir.

Tekrar yazımızın başına dönelim.

HAMPHER 305 yıl önce ne diyordu? “Müslümanların en önemli zayıf noktalarından biri Sünni-Şii ihtilafıdır. Müslümanları sömürgeleştirmek için Sünni-Şii ayırımı üzerine çalışma yapmamız gerekiyor” diyordu. Ardan geçen 305 yılda HAMPHER’ın tespitlerinin doğruluğu değil; Müslümanların hiç değişmemiş olmaları oturup düşünmemiz gereken bir gerçek olarak önümüzde duruyor.

Gelinen noktada “Büyük Şeytan” Amerika’nın İslam dünyasının göbeğinde 52. eyaletini kurduğunu gösteriyor. 51. eyaleti bildiğiniz gibi İsrail. İran’la 52 eyalete ulaşan ABD’nin; İran’ın nükleer programıyla ilgili İsrail’e karşı yürüttüğü savaşı anlamak şimdi daha kolay olsa gerek. İsrail’in tüm baskı ve tepkilerine rağmen ABD, İran’ın nükleer santrallerine operasyon izin vermiyor. İsrail ile Obama’yı kan davalı yapan bu politikanın arka planında ne var? ABD, nükleer enerji ve nükleer silahlar konusunda İran’a neden koruma şemsiyesi tutuyor. İsrail’in olası bir İran saldırısında, ABD uçaklarının İsrail uçaklarını düşürmesi emrini veren Obama nasıl bir hedef peşinde?

İran’ın Ortadoğu’da 4 başkenti var. Bağdat, Şam, Beyrut ve şimdi de Sana. Ve bunu daha da genişletmek istiyor. Sıradaki Başkent neresi? Arap dünyasını birleştiren de bu korku…Ancak daha korkunç olanı İslam dünyasında artık adı konmamış bir mezhep savaşının başlamış olduğu gerçeği…