Kadın eli değince böyle oluyor…

Seyfullah Koyuncu

Konya, Meram Belediye Başkanı Fatma Toru’nun çabalarıyla, ulusal ve uluslararası alanda ses getirecek özel bir etkinliğe hazırlanıyor.

Bu yıl, “Aşımız aşk ola” sloganı ile düzenlenecek olan Ateşbaz Veli Aşçı Dede Mutfak Kültürü Günleri, Meram’ın değerine değer katacak gibi görünüyor.

Etkinliğin tanıtım toplantısında konu ile ilgili olarak Başkan Toru’yu dinleme fırsatımız oldu.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, etkinliğin sloganını çok beğendim.

Sloganı kim bulduysa; aşa, aşk katmadan lezzet bulmanın imkansız olduğunu hatırlatmış bize.

Fatma Başkan’ı da yansıtmış bu naif slogan.

Tamam, ‘belediyenin asli görevi fiziksel yatırımlardır’ diyenler olabilir ama kültür ve sanat da medeniyetin baharatı değil midir?

Hizmet tabağına tat veriyor böyle güzel projeler.

Siyasete bayan elinin değmesinden olsa gerek, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in Gaziantep Mutfağı’nı “Unesco Yaratıcı Şehirler” listesine ekletmeyi başardığını hatırlatarak, benzer başarıyı Fatma Toru’dan da beklediğimi belirtmek istiyorum.

Konya mutfağı sadece etliekmekten ibaret sananlara inat; tirit, bamya, bıçakarası, Konya düğün pilavı ve daha onlarca lezzet hafızalara kazınacak gibi görünüyor.

Düğünlerinde bile binlerce kişiyi misafir edip yemek ikram eden cömert bir şehrin böyle bir projede geç kaldığını da bir kenara not etmek lazım tabi.

Çünkü bizim düğünlerimizde de, ölümlerimizde de, kutlamalarımızda da, misafir oturmalarımızda da ana figür hep yemek olmuştur.

Sofrada bile, ‘hadi ye, niye yavaş yiyorsun’ gibi cümlelerle yemek yemeye teşvik eder, paylaşmayı çok severiz.

Annelerimizin hazırda bekleyen illaki bir tencere yemeği hep bulunmuştur.

Böyle bir güzelliği ele alıp içine aşk katarak projeye çevirmek, inanıyorum ki Konya’ya uzun vadede çok şey kazandıracak.

Bir de bu damak tadı avcılığı hakikaten insanın başına tatlı bir bela.

Damak tadına düşkünseniz, paraya acımaz ve harcarsınız.

İşte bu yüzden, bu mutfak kültürünü turizm endüstrisine eklemleyip üzerine titremek gerekir.

Hz. Mevlana’yı ziyaret eden bir turist bin dolar harcayacakken, onu bu şehrin damak tadıyla tanıştırıp bırakacağı para miktarını daha da artırabiliriz.

Bu sebeple, bu proje sadece Meram Belediyesi’nin değil, Konya’nın önemli bir projesi olacak.

Program sonunda Başkan Toru, soru bekliyordu ama aklımızda da merak ettiğimiz bir konu kalmamıştı açıkçası.

Sadece, meslektaşımız Erhan Dargeçit, içinden geçtiğimiz süreci belirterek reklam desteği istedi ve Fatma Başkan’dan bizim adımıza istediğimizi de aldı.

Tam da bu olayın üstüne bazı hislere kapıldım.

2018 yılı biterken, ağaçlar yaprak dökmeye yüz tutmuşken Türkiye’de gazeteciliğin sonuna mı geldik diye düşünüyorum bazen.

Döviz, kağıt maliyeti, resmi ilan… Derken, sonbahar yaprakları gibi sararmaya yüz tuttu bizim sektör.

Fikir işçiliği zor iş, eleştirmek, takdir etmek, yorumlamak… Hepsi emek ve beceri isteyen işler.

Tabi bir de hayatın gerçekliği para…

Yerel medyanın sorunu şudur;

Doğru pozisyonu alıp doğru ilişkileri kurduktan sonra, bir kişinin bile okumayacağı gazete çıkarıp, haberler yapsanız bile; çok emek verilen bir gazeteyle aynı kefeye konmanızdır.

Farklı ürünleri, aynı vitrinde aynı fiyattan satmak mantıklı mıdır?

Ajanslardan gelen hazır başlıkları kopyalayıp, iyi kötü bir tasarım yaparak 2 kişiyle gazete çıkarılabiliyormuş, bunu öğrendik.

İşi böyle yaparsanız baya kâr edebilirsiniz anlayacağınız.

Bu durum aslında, yeteneksizliğin ve kolaycılığın ödüllendirilmesi değil midir?

Bu konuda kim bir adım atacak merak ediyorum!

Ya da resmi ilanı veren kurumların bir ölçüsü, standardı olmayacak mı bu konuda hala?

Konya’da gazeteler köşe yazarsız çıksa, sanıyorum bunu akşama kadar hiç kimse fark etmez.

İnternet sitelerine bakınca az çok belli oluyor zaten kurumsallık, kalite, emek gibi nüanslar.

Yerel basına destek vermekten çekinmeyin. Yerel gazete okuyun lütfen.