Kalpte Sönmeyen Ateş

Fatmanur Bektaş

“Harun Reşid’in oğlu Me’mun henüz çocuk iken, hocası sebepsiz yere sopayla ona vurmuştu. Me’mun:

-Neden bana vurdun? Diye sordu. Hocası ona sadece:

-Sus! Dedi.

Biraz konuştular. Me’mun tekrar sordu:

-Neden bana vurdun?

Hocası yine:

-Sus! Dedi.

20 yıl sonra Me’mun halife olunca, hocasını çağırttı ve:

-Bana neden sebepsiz yere vurmuştun? Diye sordu. Hocası tebessüm ederek:

-Onu hâlâ unutmadın mı? Dedi.

Halife Me’mun:

-Vallahi asla unutmadım, dedi.

Hocası tarihe ibret olarak not düşülecek şu sözleri söyledi:

-Zulme uğrayanın asla unutmayacağını öğrenesin ve kimseye zulmetmeyesin diye yaptım.

Sakın ha kimseye zulmetme! Çünkü zulüm, yıllar geçse de kalpte sönmeyen bir ateştir.”

Mazlum; haksızlığa uğrayan ve baskı altında ezilen, kendisine zulmedilen, eziyet gören kimselere denir.

İslam’da günahların en büyüğü zulüm yaparak insanlara zarar vermektir. Allah’u Teala Hud suresinde: “İyi bilin ki Allah’ın lâneti zalimlerin üzerinedir.” Buyurarak zulümden sakındırmıştır.

Peygamber efendimiz (sav): “Mazlumun duasını almaktan sakının. Zira onun duası ile Allah arasında hiçbir perde yoktur” buyurarak insanları uyarmıştır.

Biz Müslümanların üzerinde mazlumların yanında zalimin karşısında olmak, mazlumlara yardım etmek gibi bir görev vardır. Güzel dinimiz İslam mazluma yardım etmeyi emretmiştir. Ancak zulme mâni olmak, mazluma yardım etmekten önce gelir vesselam.