KAVUŞMA SEVİNCİ

Hasan Mutluoğlu

Kırk gün kırk gece süren Almanya gezimizi sonlandırdık. Özlediğimiz vatana, akrabalara ve dostlarımıza kavuştuk. Ayrıldığımız dostlarımızı da hüzünlendirdik. Tekrar buluşmak dileği ile vedalaştık.

Geçen hafta yazımda, gençlerle yaptığımız söyleşinin sonunda; “Türkiye ile Almanya arasında savaş çıksa hangi tarafta olursunuz?” diye sormuştum.

Bu sorunun cevabının nasıl olması gerektiğini açıklayan paylaşımı bugünkü yazımda vereceğimi ifade etmiştim.

İnternet ortamında yayınlanan “AnaHaberGazete” de oldukça ilginç ve bir okadar önemli yazılar yazan Hasan Erden, bu konu ile alakalı 16 Ocak 2016 günü yazdığı makalede şöyle diyordu:

“25-30 yıl önce Turgut Özal’ın o zamanlarda en az 50 bin tahmin ettiği ABD’de okuyan Türk öğrencilerin sayısının herhalde bugün kat kat yükselmiş olduğunu tahmin edebiliriz. Belki yüz binleri bulan bu gençlerimizin içinden, acaba  “Amerika’nın Çocukları” haline getirilemeyen ve Müslüman Türk milletinin evladı olarak kalabilen ve kendisini koruyabilen kahramanlar ne kadardır?

Nitekim Türkiye'nin ilk uçak mühendisi Prof. Dr. Necdet Eraslan'ın oğlu olan ve Ay'a gitme konusunda Apollo projelerinin yazılımını (bilgisayar programlarını) gerçekleştiren ekipte görev alan Türk bilim adamı Prof. Dr. Arsev H. Eraslan bu kahramanlardan birisidir.

Arsev Eraslan, NASA’nınBu adam bize şart” dediği bir bilim adamıdır. Amerikan Uzay merkezinden emekli olduktan sonra açıkladığına göre, yıllarca önce, 1965’te Apollo Projesine katılırken, kendisine Amerikan vatandaşlığı teklif edilmiş. Eraslan bu öneriyi reddetmiştir. Türk bilim adamı olayı şöyle anlatıyor:

 

“Çok gizli projelere katılmam için ABD vatandaş formunu doldurmamı istediler. “Doldurmam” dedim, ikna edemediler. Sonunda, 'ABD ile Türkiye arasında bir savaş çıkarsa hangi tarafa gideceksin?' dediler. (…)Mektupta eğer ABD ile bir savaş çıkarsa 24 saat içinde hangi tarafa sadakatli olacağımı bildireceğim” diye yazdım. Bu formüle ikna oldular.”

Eraslan “ABD vatandaşı olsam, dedelerim mezarında ters dönerdi.” Diyor.”

Sohbet yaptığımız gençlere, yazının bu bölümünü okuyunca, çok ilginç ve mantıklı buldular. Türk bilim adamının söylediği son sözden oldukça etkilendiler.

ABD VATANDAŞI OLSAM, DEDELERİM MEZARINDA TERS DÖNERDİ”

Almanya’da yaşayan çocuklarımızın, gençlerimizin her an “Kültürel beslenmeye” ihtiyaçları var.

Devletimiz tarafından görevli olarak gönderilen din görevlileri, öğretmenler, bu doğrultuda çalışmalar yapıyor ise de, zamanın yetersiz olması, ulaşılacak kitlenin çokluğu, çalışmaları olumsuz etkilemekte.

Okula devam eden Türk çocuklarının ifadelerine göre, sınıflarda çoğunluğu yabancı ülke kökenli öğrencilerin oluşturduğunu, yabancılar içinde de en fazla Türk öğrencilerinin olduğunu öğreniyorum.

Almanya’da; Türk gençlerinin - günümüz itibarı ile- lise ve Üniversite’de okuma oranı, Alman gençlerinin okuma oranından yüksek olduğunu öğrendiğimde, bu yetişecek olan gençliğin, ülkemiz için ne kadar önemli olduğunu, her an göz önünde bulundurulması gereken bir gerçek olduğunu unutmamak lazım.

Vatandaşlarımız yaşadıkları bu ülkede, yaşam düzenlerini kurmuşlar, hayat standartlarını oturtmuşlar.

Belirsizlikleri, kararsızlıkları yok. Ne yapacaklarını artık kararlaştırmışlar ve bilerek hareket ediyorlar.

Emekli olan vatandaşlarımız, yılı ikiye bölmüşler, yarı zamanlı Türkiye ve Almanyada yaşamaktalar. Çocuklarına ve torunlarına yardımcı olmaktalar.

Geleceğimiz için önemsememiz gereken taraf, yetişmiş ve yetişmekte olan insan gücünün, Türk dili, İslam Dini, Kadim Değerler ve Kültürümüz ile sağlam irtibatlı hale getirilebilmesidir.

Devletimiz; bu konuda yapılabilecek çalışmaları yerinde yapılacak araştırıcı çalışmalar ile tesbit ettirip yeniden planlaması gerekir.

Yerinde yapılabilecek tesbitler, yapılacak çalışmaların daha verimli isabetli olmasını sağlar.

Benim görüştüğüm onlarca vatandaşın görüş ve istekleri, hedef belirlemede, amaca ulaşmada en isabetli yol olabileceğine dair oluşan kanaatimdir.

Allah’ın lütfu bu insan gücünün değerini görememek, gereğini yapmamak, veballerin en büyüğü olacaktır.