Kim kaybetti, Kim kazandı?

Ömer İnal

7 Haziran sonrası olası gelişmeleri değerlendirdiğimiz bu köşede, 1 Kasım sonuçlarının farklı bir tabloyu ortaya çıkaracağını, halkın çözümsüzlüğe değil, en iyi çözüme oy vereceğini dile getirmiştik…

Rabbimize sonsuz kere şükürler olsun ki 1 Kasım, milletimizin engin ferasetiyle 5 aylık fetret devrini sona erdirdi.

Bu başarıda elbette Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ahmet Davutoğlu’nun büyük katkı ve emekleri var, yalnız bu etkenlerin yanında Türkiye’nin her köşesi başta olmak üzere Filistin’den, Bosna’dan, Kosova’dan, Ürdün’den, Suriye’den Irak’tan ve daha aklımıza gelmeyen birçok ülkedeki Müslümanların duaları bu başarının arka planında yatan bir gerçekliktir…

1 Kasım akşamında seçim sonuçlarının netleşmeye başlamasıyla, sevinç gösterileri yapılan ülkelere baktığımızda, neyin ve kimin kazandığını daha net anlamış oluruz…

Aynı minvalde 1 Kasım sonuçlarına en çok üzülen başta İsrail medyası olmak üzere bir kısım yabancı medyayı da görmek, 1 Kasım’ı daha iyi anlamamıza vesile olacaktır…

1 Kasım bu sebeplerden dolayı Ak Parti’nin zaferi değil Türkiye’nin bir zaferidir… Ahmet Davutoğlu’nun 1 Kasım gecesinde Konya Mevlana meydanında verdiği mesajlarda bu yönüyle derin anlamlar içermektedir… Bu konuşmasında ‘’La galibe illallah’’ –Allah’tan başka galip yoktur- ifadesini kullanmış olması bu bilincin en önemli göstergesidir…

1 Kasım’ın kaybedenleri ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a her fırsatta hakareti kendilerine görev bilen muhalefettir…

Terörle mücadeleye destek vermek yerine, ‘neden savaşıyoruz’ diyerek ordumuzu hedef alan, itibarsızlaştırmaya çalışan medya, muhalefet ve diğer güdümlü STK’lardır.

Sırtını terör örgütüne yaslamış olan partinin lideri ‘‘Saray’ın ordusu ve polisi yenildiler yenilecekler’’ diyerek Türkiye Cumhuriyetine meydan okurken buna tepki göstermeyen güya  ‘milliyetçi’ zümreye, Milletimiz hak ettiği cevabı vermiştir…

Milletimizin 1 Kasım’da verdiği en güzel ders, muhalefet partisi olmanın, hükümete hatta devlete husumet beslemek, düşmanca davranmak değil, Milli meselelerde birlikte olup, ülkeyi bir an olsun boşluğa ve kaosa sürüklenmeden gerekeni yapmak olduğudur…

Devlet Bahçeli’nin, ‘’gerekirse elimiz taşın altına koyarız, ülkeyi namerde muhtaç etmeyiz’’ sözleri bu dönemde lafta kalmış, ‘sırtını terör örgütlerine yaslayanların’ partisinin devletin mahremine bakan sokmalarına seyirci kalmıştır.. Her şeye ‘’hayır’’ diyerek ülkeyi adeta kilitlemeye sürükleyen Bahçeli’yi Milletimiz sabırla izlemiş ve günü geldiğinde gereken dersi en güzel şekilde vererek, Milliyetçiliğin tüm oy hesaplarının üstünde olduğunu önce Bahçeli olmak üzere herkese göstermiştir…

Bahçeli’nin ‘’Hayırda Hayır vardır’’ sözünü Milletimiz başka bir zaviyeden değerlendirmek suretiyle 1 Kasımda Bahçeli’ye Hayır diyerek Büyük hayırlara vesile olmuştur Allah’ın izniyle…

Rabbim devletimize ve milletimize zeval vermesin ve  Bizleri takva ehli yöneticilerden de mahrum etmesin inşallah..

Selametle…