KİMİN MÜTTEFİKLERİ?

Prof. Dr. Önder Kutlu

Eli kanlı terör örgütüne karşı başlatılan esaslı mücadele müttefiklerimizin canını sıkmışa benziyor. Olayların sıcaklığı ve gelişme seyri arasında geçtiğimiz günlerde kamuoyu ile paylaşılan Almanya ve ABD’nin Patriot füzelerini Türkiye’den çekme açıklaması kafalarımızı karıştırmaya yetti. Bunlar kimin müttefiki, deme ihtiyacı hissettik.

Hakikaten böyle müttefik olur mu? Altmış beş yıldır katlandığımız Amerika hegemonyası bugün artık mızrağın çuvala sığmadığının da göstergesi. Kore’ye gönderdiğimiz askerlerimiz ve yanı başımızdaki Rusya gibi ülkelerle aramıza koyduğumuz mesafe bize siyasi ve ekonomik anlamda önemli yükler yükledi.

Oysa kendileri bu ülkelerle iş tutmaya devam ettiler. Bizlere düşmanlık, kavga ve izolasyon düşerken onlara işbirliği, ekonomik katkı ve siyasi başarı kaldı.

Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği silah ve savunma sistemleri müttefiklerimizi rahatsız etti. Başına buyruk, kendi menfaatlerini savunan tavrı sıkıntıya neden oldu. Batı medyası Türkiye’ye karşı ciddi ve ağır şekilde tepki veriyor.

Ağza alınmayacak laflar ediyorlar. Meşru müdafaa ve tamamen uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde yürütüldüğünü bildiğimiz mücadelede neticesinde teröristlerin verdikleri ağır kayıplardan pek memnun olmuşa benzemiyorlar.

‘Alman ilgisi’ yaklaşık yüz elli senedir devam ediyor. 1871 yılında ulusal birliklerini sağlar sağlamaz Osmanlı’ya yöneldiler ve çıkar sağlama amacıyla dost canlısı göründüler.

İttihat ve Terakki döneminde başlayan bu ilişkiler derin devlet ve Ergenekon eliyle günümüze kadar devam etti. Türkiye’de bölücü ve yıkıcı terör örgütleriyle çok yakın çalıştılar. Gizli ya da açıktan destek sağladılar.

Paralelci kaçak savcıları Ermenistan’da zannederken birden bire Almanya’dan çıkıveriyorlar. Şaşırmayalım lütfen.

90’lı yıllarda ‘Alman silahlarını PKK’ya karşı kullanamazsınız’ demekte beis görmeyen ülkeden başka bir tavır beklemeniz mümkün olmaz.

ABD farklı değil. Çevremizdeki ülkelerdeki muhalefeti kışkırtan, oraları ateş topuna çeviren Amerika bugün kalkmış Patriotları çekeceğini ifade ediyor.

Bu ülkelerdeki problemlerin bu haddeye gelmesinin tek müsebbibi bu ülke. Irak ateş topuna çevrildi; Suriye’deki hoşnutsuzluk bu hale geldi; Mısır kan gölü; Libya yaşanamaz durumda.

İki milyon Suriye’li ülkemizin her tarafına yayılmış vaziyette. Bölgedeki güçlü konumumuz çok zarar gördü. Kabul edilebilir bir durum değil, yani.

Türkiye kendi ekseni oluşturmadan bu problemler bitmez. Bugün eksen ABD ve Almanya merkezli. Onlar uydu ülkeleri oluşturmuşlar. Balkanlar tamamen Alman egemenliğine bırakılmış. Rusya içlerine doğru esnetilen bir nüfuz alanı bulunuyor.

Almanlar İkinci Dünya Savaşı sonrasında dip yapan popülarite ve etki alanlarını mütemadiyen artırma derdindeler. Ekim 1962’de patlayan Küba Füze Krizi’nin hemen ertesinde başlayan Alman etkisi bugün de devam ediyor.

O gün NATO’nun askeri kanadının dağılmasına ve Fransa’nın bu kanadın dışına çıkmasına bile neden olan olaylarla Almanya tekrar sahneye çıkmıştı. O tarihten sonra hep güç topladılar, hep önemlerini artırdılar.

Bölgeye olan ilgileri Osmanlı döneminden kalma. Hicaz Demiryolu hattının inşası işini kotaran Alman İmparatorluğu zengin enerji kaynakları ve kutsal yerler nedeniyle bu bölgeye karşı çok duyarlı (idi).

O zamandan beri ilgilerinde bir azalma yok.

ABD’yi konuşmaya gerek bile yok.

Peki, Türkiye ne yapmalı? Yaptığı şeyleri yapmaya devam etmeli. Kendi silahlarını geliştirmekle kalmamalı, aynı zamanda dost sayısını da artırmalıdır. Bu bugünden yarına gerçekleşecek bir durum değil. Ama en azından bu doğrultuda atılacak adımlar önemli. Suriye’den başlaması gereken normalleşme, tüm bölgeyi kapsayacak şekilde yaygınlaştırılmalıdır.

O zamana kadar rahat yok.