Kimlik siyaseti tehlikelidir…

Şenol Metin

Hiç şüphesiz geçen haftanın gündemini belirleyen siyasetçi Gelecek Partisinin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’dur. HaberTürk’te katıldığı televizyon programında söylediği iki şey haftanın gündemi oldu. İlki;

‘Sünni İslam düşüncesinin bütün büyük isimleri diyor ki; Zulümle yöneten bir müslümandansa, adaletle yöneten bir kafir tercih edilir.’ idi.

Bu sözde düzeltilmesi gereken o kadar çok şey var ki…

Bu sözü ilk söyleyen, sözün muellifi Nasiruddin Tusi’dir. Tusi ise sünni değil, şiidir. Bir dönem Hasan Sabbah’ın Alamut kalesinde de kalmış olan Tusi, şiiliğin özel ve daha aşırı bir yorumu olan İsmaili mezhebine mensuptur. Nasiruddin Tusi’nin şii bir alim olarak mukim olduğu bölgelerde devlet adamlarına danışmanlık yaptığını, vezirlik gibi üst düzey görevlerde bulunduğunu biliyoruz. Bu düzeltme ardından asıl üzerinde düşünülmesi gereken nokta;

Ahmet Davutoğlu formasyonundaki bir akademisyen ve siyasetçinin Tusi’nin şii olduğunu bilmemesi mümkün değil. O zaman;

Şii inancına ait bir sözü-fetvayı sunni islam düşüncesinin kanaati olarak neden paylaştı?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun alevilik üzerine yayınladığı videoya sünnilik başlığında karşı video ile cevap verdiği de düşünüldüğünde bunun bir hata olmadığı açık…

Bu değerlendirmenin seçim atmosferinde yapılması ise ayrıca dikkate alınması gereken bir husus.

Şii-ismaili alim-siyasetçi Nasiruddin Tusi’nin sözünün işlevine ve tarihsel arka planına baktığımızda;

Tusi, bu sözü danışmanlığını, vezirliğini yaptığı Moğol hanı Hulagu’ya Bağdat Abbasi halifeliğine karşı sefer düzenlemesi için cesaretlendirmek amacı ile söylemiştir. Siyaset bilimi açısından moğol idaresine meşruiyet üretmeye, moğol idaresine karşı halkın direnişini kırmaya yönelik bir işlevi vardır. Tusi aynı rolu, sığındığı ‘bazı kaynaklarda esir tutulduğu’ Alamut kalesinde de oynamıştır. Alamut kale komutanına, kaleyi kuşatan moğollara direnmemesini tavsiye ettiği kaynaklarda mevcuttur.

Pensilvanya’da mukim hain FETÖ’nun da benzer bir tavsiyesi vardı, hatırlayalım;

‘Haçlı'nın ülkenizi işgal etmesi çok tehlikeli değildir.Bir kere onlar sizin kadınınıza kızınıza ilişmezler. Mabedinize ilişmezler. İlişmemiş Haçlılar.’

Zihniyet aynı, seri üretim…

Tusi’nin sözünün esasını değerlendirdiğimizde ise;

Söz bir tercih önermesinde bulunuyor. Zalim müslüman yöneticiye karşı adil kafir yönetici…

Ve sünni düşüncesinin adil kafir yöneticiyi, zalim müslüman yöneticiye tercih ettiğini söylüyor. İslam medeniyetinin adil yönetici yetiştiremeyeceği gibi bir algı da üretiyor ki tarihsel tecrübe ile çatışan ve islam siyaset düşüncesi açısından fevkalade hatalı bir önerme.

Ahmet Davutoğlu’nun bu sözün seçim atmosferinde söylemesi ise ayrıca değerlendirilmelidir.

Zalim müslüman yönetici olarak kimin kastedildiğini anlamak için siyaset bilimi okumaya gerek yok.

Ancak;

Adil kafir yönetici olarak kim kastedilmektedir!...

Çok tehlikeli tanımlamalar…

Kendi içinde bulunduğu ittifak sistemini tanımladığı çerçeve;

‘Kafir ama Adil’

Çok tehlikeli tanımlamalar…

Ve Ahmet Davutoğlu formasyonundaki bir akademisyenin, siyasetçinin bu sözlerin ne anlama geldiğini bilmemesi, öngörmemesi mümkün değil…

Türkiye ait olduğu coğrafyanın, yazdığı tarihin, mensup olduğu medeniyetin ürettiği kimlikle ölüm demek olan adil olduğu varsayılan kafir yöneticiye de,

Sıtma demek olan zalim müslüman yöneticiye de muhtaç olmayacak birikime ve stratejik derinliğe sahiptir.

Ayasofya’yı ibadete açan, başörtüsü yasağını sonlandıran, Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Ak Partinin Türkiye’de iç vesayet odaklarını tasfiye ettiği 21 yıllık iktidar deneyiminde islami kimliği hususunda bir tartışmanın olmadığını biliyoruz, Ahmet Davutoğlu’nun sözlerinden de anlıyoruz. Erdoğanofobik mahfillerde Cumhurbaşkanımız için ‘islamcı, fundemantalist, cıhadist Erdoğan’ etiketlemesi yapıldığını ve böylesi bir algı üretilmeye çalışıldığını da biliyoruz.

Yine Ahmet Davutoğlu programda 14 yıl içinde bulunduğu, danışmanlık yaptığı, bakanlık yaptığı, Başbakanlık yaptığı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti için zalim etiketlemesi yapmaya çalıştığını gördük. Muhalefet dili üretmeye matuf, farklılık izharı olarak görülebilse de Cumhurbaşkanımız için ‘tek adam, zalim, diktator, firavun’ etiketlemesi yapan, böyle bir algı üretmeye çalışan mahfillerin okyanus ötesi ile ilişkileri bilindiği için siyasal anlamda doğru bir strateji değildir. Ahlaki de değildir. Doğru da değildir.

Bir düzeltme daha yapalım;

Ehli sünnet siyaset düşüncesinde Müslüman idareciler haksızlık etseler bile onlara isyan edilmez, beddua edilmez, küfrü açık olmadığı sürece itaat edilir. Islahı için dua edilir.’

Bir uyarıda bulunalım;

Seçim atmosferinde alevilik, sunnilik, kürtlük gibi etnik ve inanç kimliklerini gündelik siyasetin nesnesi haline getirmek son derece tehlikelidir. Lübnan, Afganistan, Irak deneyimleri bu kadar taze iken…

Etnik ve inanç kimliği, gündelik siyasetin nesnesi yapılamayacak kadar değerlidir ve tehlikelidir…

Ahmet Davutoğlu’nun HaberTürk’teki programda ifade ettiği bir diğer boyutu 14 Mayıs sonrasında değerlendirelim.