KİMLİK ÜZERİNE

Hasan Mutluoğlu

Allah insanı yaratırken, diğer yaratıklar içinde özel bir konum ve önem üzerinde yaratıldığını, peygamberler vasıtası ile bizlere gönderilen ilahi mesajlardan öğrendik/öğreniyoruz.

İnsanın tanınmasını sağlayan önemli özellikleri vardır. Bu özellikler sayesinde insan tanımlanır ve diğer insanlar tarafından tanıdık bir varlık haline gelir.

İnsanın tanınmasını sağlayan bilgilerin açığa kavuşturulması, anlaşılması için gereken açıklamaların yapılması gerekir.

Bilindiği gibi, bilginin anahtarı soru sormaktır. Yani bilgilenmenin yolu, soru sormaktan ve doğru cevaba ulaşmaktan geçer.

Bizi yaratan Allah’ın tasarrufunda olan, insanın etnik ve cinsiyet özelliği, irade/istek dışı bir durumdur.

Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alman, Arap, Beyaz ırk, Siyah ırk… v.s  Erkek, kadın olma durumları bizim isteğimiz dışında olan, kaderimizle alakalı yaratılışa uygun gerçeklerdir.

Bu bilgilere ulaşmak için,” KİM” sorusu sorulmalıdır. Sorduğumuz bu sorunun karşılığında kişinin kimliği öğrenilmiş olur.

Bu kimliği kazanmak için, bizim isteğimizin ve katkımızın olması mümkün değildir. Yüce Yaratıcının tasarrufunda olan bir durumdur.

Daha açık bir ifade ile. Bizi isimlendiren Millet/etnik ve cinsiyetimizi seçme hakkına sahip değiliz.

Seçme hakkına sahip olmadığımızdan dolayı da, bulunduğumuz bu kimlik özelliğinden dolayı da, ayıplanma ve aşağılanma veya üstünlük hiçbir zaman ve hiçbir durumda söz konusu olamaz.

“Herkes,  yaratılış itibarı ile eşittir. Kimsenin kimseye karşı üstünlüğü yoktur.”

“İnsanlar, bir tarağın dişleri gibi, yaratılışta birbirine eşit olarak yaratılmıştır.”

Bunu ifade ettikten sonra; insanların farklılığını ortaya koyan çok önemli bir özelliğe değinmek gerekiyor.

Bu önemli özellik, insanın kişiliği ile alakalı özelliklerdir. “NASIL” sorusunun cevabını verebilecek önemli kişilik özelliklerini belirtecek ifade ve anlatımlardır.

İnsanın kendi tercihine bağlı, kendi iradesi doğrultusunda benimsediği ve kazandığı önemli, farklı kişisel özelliklerdir.

Kişiliğimizi oluşturacak olan önemli bilgilerin kazanımı, öğrenilmesi doğum ile başlayıp ömrün sonuna kadar devam eden eğitim sürecinde gerçekleşir.

İnancı, mesleği, medeni durum v.s bireysel olarak benimsenen ve kazanılan kimlik, bireyin farklı kişiliğini ortaya koyan özelliklerdir.

Bu özelliklerin kazanılmasında kişisel çabanın önemli bir katkısı olduğunu ifade etmekte yarar vardır. Ancak, bilgilerin kaynağı, yaratıcının yarattıklarına kolaylık sağlamak üzere, Peygamberler vasıtası ile sunulan ilahi mesajlardır.

İnsanları birbirinden farklı ve üstün kılan, üstün olmayı sağlayan, kişisel tercih ile kazanılan önemli ve içselleştirilip davranış haline getirilen bilgilerdir.

Kişisel tercihimiz neticesinde, kazandığımız ve bizi fark ettiren “Kişisel Özelliğimiz” bizi yaratan Allah’a karşı sorumlu hale getiriyor.

Hayat boyu yaptığımız bütün faaliyetlerden, çalışmalardan veya yerine getirip/getiremediğimiz sorumluluklarımızdan  dolayı, hesap vereceğimiz bir gerçekle karşı karşıya geleceğiz.

Kişiliğimizin oluşmasında faydalanacağımız en önemli kaynağın ilahi mesaj olduğunu ifade etmiştik.

Kişiliğin oluşmasını sağlayacak olan eğitim faaliyetlerinde bu gerçek daima göz önünde tutulmalıdır.

Sağlam kişilikli, tanınmış kimliğe sahip olmanın, Allah’a kul olmanın yolu, gerçek bilgilerin kazanılması ve davranış haline getirilmesi ile mümkün olabileceğini unutmadan sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz.

Yazıma bir ayet meali ile sonlandırmak istiyorum:

“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayıdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdar olandır. Hucurat /13. Ayet