Kıyamet

Büşra Aksakbağı Ay

2020 yılına gireli henüz 1 ay oldu..

1 ayda hem dünya hem ülkemiz için üstüste felaketler yaşandı..

*

Avustralya’da orman yangınları ile start verdik… Ekosistem altüst oldu.

Çin’in Wuhan kentinde corona virüsü ile salgın başladı yüzlerce insan hayatını kaybetti.

Afrika’da başlayan çekirge istilaları gittikçe yayılmaya başladı.

Ege ve Marmara depremler ile beşik gibi sallanırken Elazığ ve Malayat’da yaşanan depremde birçok vatandaşımız göçük altında kalarak hayatını kaybetti.

Van’da vatandaşlarımız çığ altında kaldı, onları kurtarmaya giden emniyet güçleri de çığ altında kalarak şehit oldu.

Kayseri’de ortaya çığan yoğun fırtına ile ağaçlar yerinden söküldü, araçlar zarar gördü, binaların dış cepheleri bile söküldü.

Giresun’da yaşanan heyelanda felaketin kıyısından dönüldü…

Askerlerimiz Suriye’de sınır güvenliğimiz için şehit düşüyor.

Pegasus uçağı arıza sonucu kaza yaparak alev alev yandı, neyse ki yolculara bir şey olmadı...

Son olarak dünyanın manyetik alanının değiştiğine dair bilimsel bulgular konuşuluyor.

Ne demek bu?

Basit anlatımı ile; manyetik kutup yer değiştirdiğinde kuzey, güney olacak. Doğu ise batı olacak.

Kıyamet alametlerinden en bilinen gösterge; güneşin batıdan doğması idi…

Kıyamet’i ancak Allah bilir biz sadece alametlerini görebiliriz.

Şimdi düşünelim, kıyamet yaklaşıyor mu yoksa çoktan koptu mu?

*

İnancımıza göre kıyameti bizlerin yaşantıları getirecek.

Keza bununla ilgili birkaç hadis örneklemek gerekirse;

+ İlim kalmadıkça, depremler, katliamlar çoğalmadıkça kıyamet kopmaz.

+ Fitneler artmadıkça kıyamet kopmaz.

Yaşadığımız dünyaya bakınca alametlerin pek çoğunu yaşıyor ve yaşatıyoruz.

*

Bu sıralar Jose Saramago’nun Körlük kitabını okuyorum.

Kitapta anlatılanlar günümüzle o kadar benzer ki…

Ütopyaların bir bir gerçekleştiğini görmek tüyler ürpertici.

Kitapta bir salgın başlıyor ve salgına yakalananlar tecrit ediliyor.

O noktada insanlar salgından çok birbirleri ile mücadele ediyor.

İnsanoğlunun yaşama içgüdüsü ile ne kadar çığırından çıkabileceği gözler önüne seriliyor.

*

Çin’de salgın başladığında maske takmadığı için insanlar birbirlerini dövmeye, öldürmeye bile başladı.

Yağmalamalar ise cabası.

Elazığ’da deprem sonrası kiralar iki katına çıktı.

İnsanların acılarından nemalanmak ne kadar da acınası.

İşte kendi küçük dünyalarımızın kıyameti budur.

*

Tüm bu küçük kıyametlerin yanında elbette ve çok şükür hala umut veren güzel görüntülerde var.

Emlak simsarlarının karşısında karşılıksız canla başla depremzedeler için çalışan vatandaşlarımız.

Çığ altında kalanları kurtarmak için kendini tehlikeye atarak kurtarma çalışmalarına katılan insanlarımız.

Yanan ve her an patlama ihtimali olan uçağa koşarak yolcuları kurtarmaya çalışanlar…

*

Felaket veya kıyamet adı her ne ise böyle anlarda bile insanlığımızı unutmamak gerekir.

Asıl kıyamet insanlığımızı kaybettiğimizde başlar…

*

Yaşanan felaketlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, ülkemize geçmiş olsun. Rabbim beterinden korusun.

Ders çıkarmak umudu ile…