Konya’daki tarihi medrese zor durumda!

Konya’daki 653 yıllık tarihi medrese zor durumda. Harap hale geldi!

Gazetemiz yazarlarından Siyaset Bilimci ve Araştırmacı Ömer Tokgöz, Beyşehir ilçesinde bulunan Eşrefoğlu cami ve İsmail Ağa medresesinde ziyaret ve inceleme gezisinde bulundu. Yaptığı ziyarette 653 yıllık medresenin zamana meydan okuduğunu, muhteşem işçiliğe sahip portal kapı sağ üst kısmında harap bir durum ve taşların düşmekte olduğu hatta boşluklarda otların çıktığını tespit etti.

‘2010 YILINDA RESTORE EDİLDİ’

Araştırmacı Tokgöz, taç kapıda meydana gelen göçme ve hasar oluşan kısmın acilen tamir edilmesi gerektiğini belirterek portal kapı hakkında şu açıklamayı yaptı; “1912'li yıllara kadar faal olan medrese 1924 yılından, 2000’li yıllara kadar atıl vaziyette kapalı ve boş kaldığı için virane oldu. Harap vaziyete düşmesi sonucu 2010'lu yıllarda restore edildi.”

‘GÖRSEL BİR ŞÖLEN’

Kapıda kullanılan malzemelerin görsel bir şölen sunduğunu dile getiren Tokgöz, “Beyşehir'de 40 yıl beylik yapan İlhanlı Beyi İsmail Ağa medresesinin giriş kapısında başlayan bozulma ve göçme riski bulunan bölgede yer alan devasa portal kapıların özellikle Selçuklu dönemi medrese, cami, han gibi eserlerin tamamında yer alıyor. Fani dünyadan ebedi aleme doğru yürüyüşün ve geçişin bir sembolizmidir. Kapının tamamında kullanılan mukarnas ve nişler ise iki yan tarafında mihrabiyeler ile desteklenerek estetik ve görsel bir şölen sunuyor.” şeklinde konuştu.

‘TANITIM LEVHASI GEREKİYOR’

Medresede tanıtım levhası olması gerektiğini belirten Tokgöz, “İsmail Ağa medresesi Eşrefoğlu caminin hemen arka kapısından açılan bir kapıyla medreseye girilecek şekilde, Sivas Gök Medrese ve Çifte minareli medrese yerleşkesi modelinde birbirine yakın inşa edilmiş. Dar bir sokak geçişi nedeniyle Eşrefoğlu medresesi, bedesten ön planda olduğu için nisbeten gölgede kalıyor ve ziyaretçiler tarafından da pek bilinmiyor. Bu yüzden ziyaretçilerin bilmesi ve tüm eserleri görmesi için buradaki külliye yerleşim planını gösteren tanıtım levhası konulması gerekiyor.” ifadelerine yer verdi.

‘SEYFETTİN SÜLEYMAN HALİL BEY TARAFINDAN YAPILDI’

Tokgöz, medresenin ilk yapılış tarihi ve bugünlere gelmesini sağlayan Emir İsmail Ağa medresesi hakkında ise şu bilgileri verdi: “Eşrefoğlu Cami’nin batısında olup, Seyfettin Süleyman Halil Bey tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra Büyük Emir İsmail Ağa tarafından onarılmıştır. Medresenin karşısında İsmail Ağa Türbesi bulunmaktadır. Halk arasında "Taş Medrese" olarak tanınan tarihi yapının Anadolu'daki İlhanlı egemenliği sırasında, 1370 yılında, İsmail Ağa tarafından yaptırıldığı biliniyor. İsmail Ağa yöredeki emirliği süresinde, gerek Beyşehir merkezinde gerekse Beyşehir’e bağlı bazı köylerde bir takım eserler yaptırmıştır. 1379 yılında vefat eden İsmail Ağa, İlhanlıların Anadolu’ya tayin ettiği emirlerdendir.”

‘EN İHTİŞAMLI BÖLÜMÜDÜR’

Medresenin dekorları anlatan Tokgöz, “Medrese, muntazam taş işçiliğine sahiptir ve açık avlulu iki eyvanlı medreseler grubuna girer. Zengin dekorlu taç kapısı en ihtişamlı ve sağlam kalabilen bölümüdür. Avlusunda bir havuz bulunmaktadır Cephede ve dış köşelerde gövdeleri bitkisel bezemeli sütunçelere yer verilmiştir. Cepheyi çevreleyen üç geniş bordür üzerinde iri palmet ve Rumiler mevcuttur. Kapı açıklığında yanlarda mihrabiyeler, üstte zengin mukarnaslı kavsara yer alır. Medrese’nin ortasında kareye yakın avlunun etrafı revaklarla çevrili olup, revaklarla bunları taşıyan ve temel kalıntıları belli olan sütunlar yıkılmıştır. Ana eyvanın iki tarafında yer alan mekanlardan güneybatı köşedeki, medreseyi yaptıran İsmail Ağa’nın türbesi, batıdaki kışlık dersanedir.” sözlerine yer verdi.

İŞTE KİTABESİNDEKİ YAZI

Taç kapıdaki kitabesinde şunlar yazılıdır: “Bu şerefli medrese, Büyük Emir adına yapılmıştı. Keremler babası, din ve dünyanın şerefli, izzet sahibi Halil oğlu Emir İsmail Ağa tarafından 771 yılında yenilendi. Allah sa’yini kabul etsin.”

‘SÜT DEDE OLARAK ANILIYOR’

Tokgöz, şu şekilde sözlerini sonlandırdı; “İsmail Ağa medresedeki türbesinde metfundur. Zamanla ziyaretgah haline gelen bu türbe yöre halkı tarafından ‘Süt Dede’ olarak anılmaktadır. Bu ismin sütü olmayan veya sütü kesilen kadınların türbeyi ziyaret ederlerse sütlerinin geleceklerine inandıklarından kaynaklandığı söylenmektedir. İsmail Ağa bir devlet yöneticisi olduğu ve binanın da eğitim kurumu olduğu halde sütü kesilen kadınlara şifa veren bir telakkiye nasıl geçilmesi enteresan bir gelişmedir. Bu sık karşılaştığımız ve türbe algısı açısından ilahiyat literatüründe heteredoks bir volk/halk islamı olarak nitelenen bir durum. Rivayetin tıbbi olarak geçerli olup olmadığı bilinmiyor. Ancak bu amaçla ziyaret yapan kişilerin araştırılması ve gözlenmesi ile sağlıklı bir sonuç verebilir.”

Konya Haberleri