KONYA’YA İLETİŞİM EVLİLİĞİ LAZIM

Sedat Dönmez

Konya’da reklamcılık maalesef hep tasarımdan ibaret görüldü. Firmalar sık sık ajans değiştirdi. O olmadı diğerine. Armudun sapı üzümünün çöpü derken en sonda alalım bir grafiker yanımıza kendimiz yaptıralım dediler. Üretim yapmak başka bir şey iletişim ve reklam başka bir şey firmalarımız bunu ayırt etmeyi öğrenmeliler. İyi üretimcisiniz, iyi hizmet sağlayıcısınız. Fakat reklam, iletişim pazarlama çok başka.

Reklamı ben bilirim diyen firmalara hergelen bir dokundu firma kimliksiz üretim alanına dönüştü. En sonda da firma mezarlığında yerini aldı, marka mezarlığı demiyorum çünkü marka olamadan öldüler.

Marka demek karakteri olan, konumlandırması olan, ruhu olan bir şeydir. Bunun için uzun süreli çalışmalar, yatırımlar gerekir. İnsanların zihninde algı oluşturmak kolay değil. Bu uzun süreli çalışmalarda size reklam ajansınız yol arkadaşlığı yapar.

Bu birliktelik öyle kısa vadede bitecek kısa süreli ilişkiler değil uzun süreli evlilik ilişkileridir.  Medeni kanunlarla bağlanmanız gerekir birbirinize. Yani Konya firmalarına iletişim evliliği lazım. Reklam ajansı ve reklamverenler evlenmeli.

Dünya ve Türkiye’deki büyük markaların hepsi ajanslarıyla uzun süreli birliktelikleri sonucunda büyüdüler, el ele verdiler. Omo 1952 yılında Lowe Ajans ile anlaştı ve hala bu birliktelik devam ediyor. Unilever 20, Kodak 20 yılı aşkın süre Ogilvy&Mather ile çalışıyor. Efes Pilsen de 35 yıllık bir birlikteliğin ardından TBWA ile yeni bir anlaşma gerçekleştirdi. Dile kolay 35 yıl diyoruz. Anadolu’da ajanslar kesintisiz bir sene çalıştığında bunu başarı görüyor.

Tabi bu konuda ajans da çok önemli bir etkiye sahip. Size üç-beş günde marka olmayı vaad eden bir ajansla uzun süreli ilişki kurulmaz. Ajansınız size katkı sağlamalı, kısa ve uzun süreli stratejileri düşünüp sizle paylaşmalı. Satışa geri dönüş sağlayacak reklamlar yapmalı. Reklam satış sağlamıyorsa başarısızlık var demektir. Anlık reaksiyonla reklam yapan ajans değil grafik atölyesi olur. Bu noktada ajansınızla kan uyumunuza dikkat edin. Eğer uyuşmuyorsa hiç başlamayın.

Kan uyumu olan ajansa ise güvenin, bırakın onlar işlerini yapsın, kısa vadede kimse harikalar ortaya çıkaramaz. İletişim sabır ister. Eğer gerçekten ajansınızdan güveni aldıysanız, donanımlı olduğuna inanıyorsanız evliliğin gereklerine göre davranın. Sizin ajansın işine karışmanız ajansın gelip size üretimde bu malzemeden biraz daha koy demesine benzer. Hoşunuza gider mi? Tabi ki gitmez. O yüzden ajansınıza kendinizi teslim edin, güvenin ve bekleyin.

Ajanslar da kendini yenilemeli donanımlarını arttırmalı. Artık reklama Anadolu’da iyi tasarım yapıyoruz olarak bakmamalı. Müşteriyi parası alınacak kişi değil evleneceği, uzun süreli dostluk kuracağı kişi olarak görmeli. Unutmamak lazım ki firma büyürse ajans da büyür.

Konya’da da uzun süreli, kazan-kazan ilişkisiyle, başarı dolu müşteri – ajans ilişkisi görmek dileğiyle.