KUR FARKINDAN KAYNAKLI İFLAS’A DİKKAT

Nuh Dede İnal

24 Eylül 2018 tarihli gazetede yayınlanan yazımda da bahsettiğim üzere; döviz borcundan kaynaklı iflas 2023 yılına kadar gelir tablosu ve bilanço hesaplarında dikkate alınmayabilecek. Uygulama 15.09.2018 tarihli Resmi Gazetede Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 376. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar hakkında tebliğ ile başlamış olup, 01.01.2023 tarihine kadar devam edecek.

Bir şirketin iflas etmesi demek; alacaklarını tahsil edememesi, borçlarını ödeyememesi demek olup, teknik olarak iflas etmek ise; sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının karşılıksız kalması veya sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması halleridir. Yani şirket faaliyetine devam ediyor, tahsilatlarını yapıyor, ödemelerini yapıyorken; bilanço ve gelir tablosunda zarar sebebiyle, öz kaynaklarının azalması sebebiyle sermayenin karşılıksız kalması halinde banka ve diğer kurumlarca şirketin borca batık olduğu öne sürülerek kredi verilmemesi, bankanın alacaklarının tahsili yoluna gitmesi, böylece şirketin Türk Ticaret Kanunun hükümlerine göre iflas ettiğinin resmiyet kazanması halidir.

İlgi tebliğ ile sermaye kaybı halinde genel kurulun toplantıya çağrılması ve genel kurul ile yönetim kurulunun vazifeleri açıklanmış, sermayenin tamamlanması, sermayenin azaltılması veya sermayenin artırılması hallerinin genel kurulca gerekli tedbirlerden birini alması gerektiği, bu tedbirlerin alınmaması halinde ise şirketin kendiliğinden sona ermesi ve tasfiyesi işlemleri Türk Ticaret Kanunun ilgili maddelerince yerine getirileceği belirtilmiştir.

Kasım ayında verilecek olan Geçici vergi beyannamelerinde gelir tablosu ile finansman giderleri beyan edilecek olup, birçok firma beyannamelerini ve gelir tablolarını bankalara verecek. Döviz borçları nedeniyle kur farkı zararları artan şirketlerin finansman giderleri gelir tablosuna yansıyacağından, dönem zararları artacak; şirketin sermaye kaybı yaşadığı görülecek ve borca batık durumda olduğu algısı oluşacaktır. Bu durumda bankalar gelir tablosu üzerinde yapacakları analizler neticesinde kredi limitlerini yeniden gözden geçirecek ve şirketin kredi kullanımını kısıtlayacak veya durum hakkında izah isteyebilecektir.

Bu nedenle yukarıda bahsi geçen tebliğin Geçici 1. maddesinde “01.01.2023 tarihine kadar, kanunun 376. maddesi kapsamında sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararları dikkate alınmayabilir.” hükmü ile Türk Ticaret Kanunu uyarınca teknik olarak iflas etme müessesesi 2023 yılına kadar ertelenmiş, gerek firmalar gerekse ekonomik yapı bir nebze olsun rahatlatılmıştır.

2018 yılının 9 aylık vergilendirme döneminin kapatılacağı 2018/3. dönem geçici vergi beyannamesinin hazırlanmasında henüz ödenmemiş olan döviz borçlarından kaynaklı sermaye kaybı veya borca batık olma durumlarına neden olunmaması için kur farkı zararlarının dikkate alınmaması şirketlerin geleceği için önem arz etmektedir.

Ayrıca ticari hayatın devamı ve ülke kalkınmasında değer üreten birçok şirketin sermaye kaybı veya borca batık olma durumunu yaşamaması adına bu tür önlemler alınarak; ekonomik sıkıntılar en aza indirilmelidir.

Bu nedenle 15.09.2018 tarihinde Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan tebliğin ticari hayatın sağlıklı işlemesi adına yerinde ve gerekli olduğu, zamanında yayınlandığı görülmektedir.

İşlerimizin hayr, akıbetimizin hayr olması dileğiyle, selam ve dua ile…