KUYUCU MURAT PAŞA DUYMASIN

Sezai Keskin

Bunların derdi 4-5 tane kıytırık ağaç değil. Mesele ne park ne alışveriş merkezi, mesele farklı dostlarım. Yanlarında taşıdıkları alet-edevattan ve yasadışı örgütlerin bez parçalarından da bunu kolaylıkla anlamak mümkün.  Resmi rakamlara göre 1 ve 2 Haziranda 89 polis aracı, 42 özel araç, 18 belediye aracı, 4 resmi bina yakılıp yıkıldı. Yine çok sayıda otobüs durağı, trafik ışık ve levhaları, Mobese kameraları, bankamatikler ve kaldırımlar hasar gördü. Çevrecilik böyle mi olur? Siz bu tabloya bakıp da ortada ağaçla, parkla alakalı bir durum görebiliyor musunuz? Ben göremedim. Eğer 4 tane ağaç kesilirse yerine 4 milyon ağaç dikilir. Eylemlere katılanların profiline dikkat ettiniz mi? Kavga etmeye, anarşi çıkarmaya, ülkenin huzurunu bozmaya gelmiş dağdan bayırdan toplama yüzü maskeli serkeş güruhlar. Bir de öbürleri var, bahsetmeden geçmek olmaz, hani kendilerine sanatçı manatçı diyen çakma sanatçılar! Aslında ''S'' harfi bile değiller. Esasen ben üç-beş tanesini bir kenara koyarsak Türkiye'de sanatçı yetiştiğine ve var olduğuna da hiç inanmıyorum. Ey Necip Türk Milleti! Hayran olduğun, peşinden koştuğun, üstünü başını yırttığın şarkıcıyı, türkücüyü, seyrettiğin dizideki tipleri iyi seç, dikkat et, uyanık ol! “Sosyal Medya” dedikleri cehalet âbidesi, her türlü hezeyanın, iftiranın, yalanın merkez üssüne inanma. Böyle hak arama, böyle tepki koyma olmaz. Herkesin vergileriyle oluşturulan kamu mallarına zarar verilmesinin hak aramayla hiçbir ilgisi yoktur. Neymiş efendim; polis orantısız güç kullanıyormuş. Senin elindeki ne onu söyle? Taş, demir, sopa, bıçak…Sen nefret ve kinle polise elindeki demirle vuruyorsun. Polis insan değil mi? Asker insan değil mi? Onun yaşam hakkı, kendini koruma hakkı yok mu? Bana göre herkesten çok var. Yaşadığın bu ülkede seni dahili ve harici tehditlere karşı kim koruyor? Ben söyleyeyim istersen o öfkeyle taş attığın polis ve asker…Ben Devletimden yanayım. Askere, polise uzanan eller kırılsın. Sen içip içip devletin polisine, askerine taş at, içtiğin zıkkımın şişesini fırlat, kin ve öfkeyle saldır sonra da masum numaralarına yat. Hadi ordan! Bu bir hak arama değil, olamaz..Sen onu külahıma anlat. Polis, sonuna kadar sabırla ve şefkatle davrandı. Kanunsuz gösterilerle kamu malına ve şahıslara zarar verildiği durumlarda haklı ve gerekli müdahaleyi yapmıştır. Polisimiz ve Askerimiz tarihi şan ve şerefle dolu yüce Türk milletinin nüvesidir, çekirdeğidir, bu milletin bağrından çıkmış kahramandır.
 

Taksim; gözü dönmüş militanların olaylar çıkardığı, savaş meydanına çevirdiği, devlet ile halkı karşı karşıya getirmek isteyen kökü dışarıda düşman mihrakların desteklediği ve bazı siyasi partilerin de piyon olduğu bir tiyatro sahnesidir. Aziz ve asil milletimizi aklı selim hissiyle, sağduyulu davranmaya davet ediyorum, tahriklere kapılmayınız, ayni gemide yol aldığımız ülkemizin gelişmesini, kalkınmasını istemeyenlerin ekmeğine yağ sürmeyiniz. IMF’nin Türkiye’den kovulması ile doların son günlerdeki beklenmedik artışı arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Türkiye ekonomisi eskisi gibi zayıf değildir, daha güçlü ve istikrarlıdır. Bunu iyi bilen ekonomisi iflas etmiş, birliği çatırdayan ve ahlakı tamamen çökmüş sömürgeci katil Avrupa boş durmuyor. İçerideki bazı kuklaları ve ayak takımını kullanarak ülkemiz üzerinde oyun oynamaya çalışıyor.
Kudüs Hapishanesi, Devr-i Osmaniye...Bir Osmanlı subayı İngilizlere esir düşer ve birkaç Yahudiyle ayni koğuştadır. Tanışırlar, sohbet koyulaşır ve bir ara Yahudi der ki:
- “ah Osmanlı ah!'' Osmanlı subayı şaşkın bir şekilde; - “Siz Osmanlı'ya mı hasretsiniz” der. Yahudi, kafasını evet manasında sallar ve başlar anlatmaya.                                                                                                                         - ''Kuzum, biz Osmanlı'da düğme tüccarıydık. Düğmelerin içlerini sivri şekilde yapardık ki; düğmeler iliklendikçe, sivri ve keskin yerler düğmeyi koparırdı. Böylece daha çok düğme satar, daha çok kar elde ederdik. Ama Avrupalı bu durumu hemen anladı. Orada kar edemedik'', der. Osmanlı subayı Yahudi’nin ne denli tehlikeli olduğunu görünce şu sözü söyler;                                                                                                                                            

- “Gömleğimin düğmesi dahi kopsa, bunu Yahudi’den bilirim''...
Yaşanan olayları doğru okumak lazım, bu olayların arkasında da melun İsrail olduğundan asla şüphe etmeyiniz. Gömleğinizin düğmesi dahi kopsa Yahudi'den bilin!

                                                                                                
Ballar balı Türkiye’miz gerek coğrafi konumu, gerekse tarihsel mazisi ve kültürel zenginliği itibarıyla her devir tarihi düşmanlarımızın iştahını kabartmıştır. Koskoca Cihan Devleti Osmanlı’da bile irili ufaklı 43 adet isyan hasıl olmuştur. Lakin mahir ve dirayetli devlet adamları sayesinde isyancılar asla başarı hedefine ulaşamamıştır. Bu ulu ve mümtaz şahsiyetlerden biri de Kuyucu Murat Paşa’dır. Kuyucu Murat Paşa (Rahmetullahi aleyh), 1. Ahmet Devr-i Saltanatında 9 Aralık 1606 - 5 Ağustos 1611 tarihleri arasında dört yıl yedi ay yirmi yedi gün beş saat Sadrazamlık yapmış Memalik-i Al-i Osman’ı eşkiyadan temizlemiş, ektikleri fitne ve fesat tohumları ile devlete ve tebaaya büyük zararları dokunan âsilerin işini görmüş, yufka yürekli, yumuşak huylu, şerefli, kahraman bir Osmanlı Vezir-i Azamıdır. 500 yıl önce Şeyh-i Ekber, Muhyiddin-i Arab-i Hazretleri ‘’Kuyucu Koca’’ diye ona işaret ile kitabına yazmıştır. Yine Peçevi Tarihinde Paşa için “Saltanatın namusunu korumakta gayretli, cesaretli bir devlet sahibi idi” denilmektedir. Olayı ideolojik saplantılar perspektifinden tahlil etmeye çalışan zümreleri bir kenara koyacak olursak, hemen hemen bütün muteber kaynak ve biyografiler onun devleti adına çok hayırlı ve büyük hizmetler gördüğünde ve hatta Anadolu’da dağılan birliği yeniden kurduğunda müttefiktir. Paşa, devrin padişahı I. Ahmed Han tarafından büyük iltifatlara kavuşmuş, bir kangren haline dönüşen isyankârları, bütün bir vücuda (imparatorluğa) sirayet etmeden ber-taraf etmiştir. 5 Ağustos 1611’de 95 yaşında iken ahiret alemine göç etmiştir. Türbesi, İstanbul, Beyazıt’ta Vezneciler Caddesi’ndedir. Makam-ı Ali, Mekanı Cennet-i Firdevs olsun…
 

Taksimdekiler! Birkaç gündür ülke gündemini meşgul eden, ülkeyi kısa süreli kaosa sürükleyen işgalciler! Hışşşt size söylüyorum!. Hadi gene şanslısınız! Siz şükredin! Demokratik bir ülkede yaşıyorsunuz, keyfinize diyecek yok, rahatsınız; ya Murat Paşa sizin bu halinizi görseydi ne ederdiniz? Haliniz nice olurdu bre şaşkınlar!?..Şükredin, çok şükredin emi!..