LOBİ VAR, KONYA LOBİSİ VAR?

Murat Can

 

Lobi dendiğinde aklıma Karadeniz ve doğu gelir.

Bir bakan diyelim Trabzonlu bir genel müdürü görevden almak ister. Trabzon’un geçmiş, gelecek ve hazırda ne kadar vekili, siyasisi varsa bakanın başına üşüşür. “aman sayın bakan, hemşerimizdir, zinhar almayınız.”

Aynı durum memleketimin Doğusu içinde geçerli. Şehir şehir saymayayım şimdi.

Peki, Konya’da durum ne?

Konya bu işe pek girmez. Peki neden?

Hatta bu iyi mi, kötü mü?

Şehrin menfaatleri için elbette lobi yapmak gerek. Konya meselelerini gündeme getirmek çözüm odaklı çalışmak güzel.

Fakat işin şu yanı da var. Hani ağlamayan bebeğe mama vermezler denir ya, Konya’nın böyle bir durumu yok. Hükümet Konya için ne gerekirse yapıyor. Sayın Başbakan ve Sayın Davutoğlu sağ olsun. Tabi emek sarf eden siyasilerde…

E peki lobi başka ne işe yarar?

Hemşerilerinizi bir yerlere yerleştirip işleri sağlam yürütmek için.

Burada iki sorun var.

Birincisi; göreve getirdiğiniz adam ya bu işe ehil değilse? Öyle ya. Liyakat yoksa bu işin vebali var.

İkincisi; karakter. Göreve getirdiğiniz adamlar bir süre sonra kerametlerini kendilerinden menkul sanıyorlar. Bu yüzden selamı sabahı da kesiyorlar. Bu profile uyan birkaç genel müdür falan sayabilirim.

Konya’nın önde gelen siyasileri bu tür işlere girmezler.

Neden?

Yükselttikleri adamların memlekete pek faydası olacaklarını düşünmezler. Genelde olmazda zaten. En fazla kendisine faydası olur.

Bunları neden yazıyorum?

Pazar günü Konyalı olup Ankara’da çalışan bürokratların ve siyasetçilerin bir araya geldiği bir yemek tertip edildi. Yemek Keçiören Belediyesi himayesinde, bir Konya hemşeri derneği tarafından organize edildi.

Katılanlar; yine görev bekleyen bürokratlar ve muhalefet milletvekili. Bu tür organizasyonların ötesine gideceğini düşünmüyorum zaten.

Genelde bu tür işlerde yer alan kişiler derneği, üst düzey kişilere ulaşmak için bir yöntem olarak kullanırken, alt düzey bürokratlar ise siyasilere ulaşmak fırsatı olarak görürler.

Kısacası beklenti işin içine girince bu işler ölü doğar. Ankara’da Konya lobisi tutmaz. Dernek başkanı havasını atmaya, katılanlar havasını almaya mahkûm.

 

KÜLHANBEYİ DANIŞMANLAR

Cemil Çiçek basın toplantısı düzenleyerek yeni uygulamalarla ilgili açıklama yaptı.

Meclise gelirken dikkat edin. Kapıda kalabilirsiniz. Ziyaret kuralları da dahil bir dizi kurallar değişti.

İşte yeni kurallar.

- Basın toplantısı salonunu sadece milletvekili kullanacak

MHP Gurup Başkan Vekilinin yanına 18’lik çocukları alıp “bunlar mı olacak?” dediği basın toplantısını hatırlıyorum. Artık bu tür görüntüler olmayacak. Yani vekil dışarıdan yanına birilerini getiremeyecek basın toplantısı salonuna.

- Grup toplantılarına salon kapasitesinin üzerinde ziyaretçi alınmayacak

Erken gelen oturur, dinler. Yoksa giremezsiniz kaidesi işleyecek. Aklınızda olsun. Gurup izlemek istiyorsanız salona erken gelin.

- Ziyaretçi yasağı kararı alınan günlerde milletvekilleri kulislere ziyaretçi getiremeyecek

Kuliste oturmak bir havadır. Vekilimle kulisteyim pozları Meclise gelenlerde adetten bir resim karesidir. Yasaklı günlerde artık ziyaretçi giremeyecek.

- Saat 10.00'dan önce Meclis'e ziyaretçi kabulü yapılmayacak

- Sadece milletvekillerine tahsisli olan lokantalara ziyaretçiler sokulmayacak.

Meclis randevuyla ziyaretçi kabul ediyor. Aklınızda bulunsun.

Meclis başkanı alınan kararları açıklarken “elinde tespihle vekile posta koyan danışmanlar var” demiş.

Ne günlere kaldık.

Danışman dediğin eskiden saygılı olurdu. Vekilin gözünün içine bakardı. Mecliste vekil profili düştükçe danışman profili de düşüyor anlaşılan.

Her neyse;

Şu geyiklere girmeyeceğim.

Milletin meclisi millete yasak

Vatandaş nasıl olurda kendi meclisine girerken böyle kısıtlamalara maruz kalır?

Ben asilim vekil değil!

Ama şu konulara girebilirim.

Milletvekilleri arasında ciddi bir edep erozyonu var.

Özellikle kimi partilerin seçtiği bazı vekil profili meclisi hafifletiyor.

Meclis başkanının ve Melis yönetiminin bu konuda yapabileceği pek bir şey yok. Hani şair demiş ya: “bi edep olmaz edip”

Edepsizi vekil yaparsan burası meclis, meclis gibi davranayım demiyor. Bilakis kalibresini meclise taşıyıp bu sefer orayı bozuyor.

Peki, bu kimin sorunu?

Tabi ki parti liderinin…

Takımını kurarken adamını iyi seçeceksin.

Muhatabına karşı söyleyecek sözü olmayan küfür, hakaret ve kaba kuvvete sarılır.

Dileğim gelecek dönemlerde sözü olanın bu arenada boy göstermesi.

 

AFYON’UN AKŞEHİR SEVDASI!

Afyon büyükşehir olmak için Akşehir’e Allah’ın emriyle talip olmuş. Ne diyelim. Hayırlısı olsun.

Öteden beri şunu söylerim. Konya’ya bu yük fazla... Uçtaki ilçeleri tırpanlamak gerek. Fakat nasıl olacağı çok tartışma götürür.

Aslında en güzel çözüm büyük ilçelerden bazılarını il yapmak. Ancak bu çok mümkün görünmüyor. Türkiye Avrupa Birliği normlarına göre zaten fazla ile sahip. Hükümetin bu yönde bir adım atacağını sanmıyorum.

Peki, Akşehir Afyon’a bağlanır mı?

Buna da ihtimal vermiyorum. Akşehir gibi bir ilçenin Afyon’a bağlanması demek Konya’ya iki milletvekiline mâl olması demek. Bu kadar Konya Milletvekili ve bir de Sayın Davutoğlu söz konusu olduğunda çok ihtimal dahilinde görünmüyor bu seçenek.

Ancak yine belirtiyorum. Özellikle fiziki ve sosyolojik açıdan Konya’yla çok ilgili olmayan uzak ilçeleri ya dağıtmak gerek, ya da bir il yapıp irili ufaklı ilçeleri oraya bağlamak gerek.

Sonuç olarak:

Akşehir’in Afyon’a bağlanması da, il olması da hayal görünüyor.