Mal canın yongasıdır

Seyfullah Koyuncu
Birkaç gündür şehir dışındaydım. O yüzden bir süre sizlerden ayrı kaldım.
 
Yazı yazmaya 2-3 gün ara verdiğiniz zaman hemen paslanıyorsunuz. Ben de bu yazıyı tıpkı harmandalı oynar gibi iki ileri bir geri yaparak ancak yazdım.
 
Neyse ki heybem boş değil.
 
Gazetecilik alışkanlığından olsa gerek, gittiğim şehirlerde insanlarla iletişime geçip bir şeyler sormayı çok seviyorum.
 
Haliyle burada konuşulanları da haber veya köşe yazısı olarak sizlerin beğenisine aktarıyorum.
 
Gazetecilik aslında tam da böyle bir iş.
 
Ziyaretlerim boyunca çokça insanla muhabbet ettim. Kimisi esnaf, kimisi çalışan, kimisi öğrenci, kimileri de emekliydi, yani çok sayıda birbirinden farklı profilde insandı.
 
İşten güçten, havadan sudan açılan muhabbetler her defasında aynı yere geldi dayandı.
 
Gördüm ki vatandaşın tek gündemi var o da ekonomi.
 
Özellikle mutfaktaki yangından, ev kiralarından ve otomobil piyasasından hayli dertliler.
 
Yani vatandaşın konuştuğu tek konu kendi cebi…
 
Ülke insanımız Konya tabiriyle gahrimendir, geçim ehlidir, azımsanamayacak çoğunluğu da aza kanaat etmeyi bilir.
 
Ama nihayetinde de “mal canın yongasıdır” demiş atalarımız.
 
Ben de bu sebeple seyahatimin bitişinde, Konya’ya dönüş yolunda bu konuştuklarımı hafızamda tazeleyip yazmaya hazırlandım.
 
Tam o sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan heybemdeki bu bilgilerle alakalı olarak önemli bir çıkış geldi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan son konuşmasında, “Zincir marketlerdeki fiyat farklılıklarının üzerine gitmek suretiyle buralardaki ciddi fiyat farklılıklarını da süratle kaldıracağız. Bizim işimiz zaten böyle bir adaletsizlik, zulüm, suiistimal varsa bunun sorumlusu olan bakan arkadaşlarım bunları yakın takibe almak suretiyle bu zulmün önüne geçeceğiz” ifadelerini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu açıklamasının sahadaki uygulaması ne kadar gerçekleşir bilemem ama eğer bu konuda gerçekçi bir sonuç alınamazsa sokaktaki vatandaşı çok daha kara günler bekliyor demektir.
 
Sadece market rafları değil, konut kira fiyatları ve araç piyasası da bu çözümlerden nasibini almalı.
 
Daha dün İzmir'de bir depoda çekildiği iddia edilen görüntüler insanın çok canını sıkıyor.
 
Görüntülerde bayilerin elinde olmadığını belirttiği sıfır km yüzlerce aracın yan yana sıralanmış şekilde bekletildiği görülüyor.
 
Araçlarda yapılan ÖTV indiriminin vatandaşa değil de araç üreticilerine ve bayilere yaraması, bu konuda atılan adımın ne kadar gerçekçilikten uzak olduğunu bir kez daha gösteriyor.
 
Yaz günü domatesin kilosunun 5 liradan pahalıya satılması hiç aklıma yatmıyor. Bir karpuza 30 lira ödemek her babayiğidin harcı değil.
 
İnanın vatandaş artık bu konuda bıkmış durumda.
 
Üzülerek söylemeliyim ki; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği “adaletsizlik, zulüm, suiistimal” şu anda market-pazar başta olmak üzere neredeyse tüm piyasada sonuna kadar var.
 
O yüzden bu yaraya acilen bir şifa bulunması gerekiyor.
 
Öyle müfettişlerin denetimiyle, ufak cezalar yazmakla ya da geçici çözümlerle bu iş kotarılamayacak evreye ulaştı.
 
Daha radikal adımlar atılması lazım.