Medeniyet, düşünceye saygıyla başlar…

Büşra Aksakbağı Ay

Kendi mesleğimi de ayırmadan, bazı mesleklerin kutsallaştırılmasına her zaman karşı oldum.

Daha doğru bir ifadeyle her mesleğin kutsal olduğuna inananlardanım…

Öğretmenlik, doktorluk, avukatlık, gazetecilik...  

Mesleklerin önemi ayrı bir şeydir fakat kutsallaştırılmaya gidildiği an o meslek grubunun kendini ayrıcalıklı zannetmesi kaçınılmaz oluyor çoğu zaman...

İnsan vicdanı ayrı bir şey.

Hangi mesleği yaparsanız yapın insani vicdana ve etik değerlere sahip değilseniz mesleğinizden kaynaklı sonsuz saygı duyulması samimiyetsiz geliyor.

Bir doktor hastasına kötü davranıyorsa mesleğinden dolayı saygıyı hak etmez...

Bir öğretmen sınıfında öğrenciler arasında ayrımcı bir yol izliyorsa sadece isminin önünde öğretmen var diye saygıyı hak etmez..

Bir avukat mesleğini kötüye kullanıyorsa mesleğinden dolayı saygıyı hak etmez...

Bir gazeteci ülkenin sırlarını ifşa ediyorsa, ülkesini gittiği diğer ülkelere jurnalliyorsa mesleğinden dolayı saygı duyulmaz…

Ama aynı şekilde işini layıkıyla yapan her insan aynı derecede saygıyı da hak eder…

Tabi bunların yanında meslekten dolayı bir baskıda oluyor..

Gazeteciler olarak şu cümleye alıştık; “Bak şöyle bir haber var şöyle de bir başlık atarsın” Alakalı alakasız kişilerin “şu şöyle olmalıydı” sözlerine de..

Fakat, yazılarımıza müdahale etmek.. Bu olamaz, olmamalı... Yazı bir gazetecinin bir yazarın en mahrem ve sadece kendine ait olan bir alandır… Tıpkı diğer bütün mesleklerin olduğu gibi…

Geçen hafta ki yazımdan sonra gazetemize kaç telefon geldi bilmiyorum..

Hepsi tebrik telefonu değildi tabi ki..

Yazdığım yazıdan kaynaklı olacak ki bu sefer arayanlar daha temkinli idi. Sert tavır sergilemeden bir yaptırım uygulanmaya çalışıldı.

Yetti mi, yetmedi.

Yazı İşleri Müdürümüzün yazdığı bir köşe yazısından sonra da telefonları susmadı…  Bu gibi işlemlere defalarca şahit oldum…

Bir gazetecinin tüm varlığı; Fotoğraf makinesi ve kalemidir.

Ve biz bu silahları vatandaş adına kullanıyoruz.

Vatan için, Millet için, Mazlum için, hakkını arayamayacaklar için sorular soruyor yanıtlarını bekliyoruz… 

Ortada yanlış bir durum var ise bunu kaleme almak bizim en asli görevimiz.

Ne bekliyorsunuz Hiç eleştirilmemeyi mi?

Yanlışlarınızı görmeyelim mi?

Ya da sürekli övülmeyi mi?

Gazetecilerden böyle bir beklentiye girmeyin bence…

Ortada devlet sırlarını yayımlamak, nefret söylemi yaratmak, hakaret gibi bir durum yok ise kimsenin müdahale etme yetkisi ve gücü yoktur.

Aksini iddia eden varsa verelim kalemimizi kendisi yazsın!

Biz de onların yaptığı işlere… Onlardan daha iyi yapacak şekilde donanıma sahibiz merak etmesin kimse…

Biz, sizin istediklerinizi değil, ortada olan yanlışı ve olması gerekeni yazmaya devam edeceğiz.

Biz kendimiz için değil, istiklal ve istikbal için kullandığımız kalem için saygı bekliyoruz…