Merhametsiz Kapitalizmin Esiri Olanlar ve Büyükanne Projesi

Prof. Dr. Hülya Küçük

Bugünlerde en çok konuşulan konulardan birisi, bir çoğunuzun malumu olduğu üzere, Konya’nın da dahil olduğu bazı illerde başlatılan “torunua bakan büyükanne” projesi.  Tercihan 65 yaşını aşmamış sağlıklı babaanneler/anneannelerin torunlarına bakmasını teşvik için onlara maaş bağlanması projesidir. Aile fertlerini ve farklı kuşakları birbirlerine yakınlaştırmaya ve kaynaştırmaya götüreceğinden şüphemiz olmaması gereken bu projeden dolayı,   ilk etapta olumlu şeyler düşünmemek elde değil. Evet,  bu proje çekirdek ailenin zaferini yaşayan asrımızda, büyükannelerler tekrar bütünleşmeyi, geniş aile yapısına dönmeyi tekrar sağlayabilir gibi görünüyor. Ama diğer taraftan da insanı başka iki alanda düşünmeye sevketmesi gerekiyor:

 

  1. Çocuğa yabancıların değil de teyze, büyükanne gibi birinci derece yakınların bakması, anne sevgisine yakın bir sevgiyi verebilecekleri açısından değerli ve hatta paha biçilmez idi. Oysa şimdi ortada bir “para” var. Artık sevgiden dolayı değil, para için torun bakmaya razı olmuş gibi görünen büyükanne var. “Hayır belki de o her hal ü kârda bakacaktı ama çocuğun anne babası istemiyordu” diye düşünmeye zorladım kendimi, olmadı; çünkü parayı alan çocuğun ebeveyni değil. Büyükanneyi sevmiyorlarsa neden para almasını istesinler ki!? Neden kendi evlerine gelmesini istesinler ki?!Yoksa elindeki paraya mı göz diktiler? Bu da olmaz değil…

 

Bu proje, insanların dikkatini “çocuğa bakan kişilerin kimliği” konusuna toplamalarında yardımcı olabilir ama ortadaki üceret konusu, çocuk bakmada birinci derecede yakınların öneminde rol oynayan altın değerindeki noktaları ortadan kaldırmakta, elde edilecek faydaları sıfırlamaktadır. Çünkü, tekraren ve vurguyla söylüyoruz ki anne ve birinci derecedeki yakınların çocuk bakım ve terbiyesini üstlenmelerinin değeri, verecekleri sevgide yatmaktadır.

 

Sevgili okuyucular,aslında dikkatinizi çekmek istediğim bir konu var ki yanlış anlaşılır diye korkuyorum ama yine de söylemek zorunda hissediyorum kendimi: Anne çocuğunu büyük bir sevgi ile besler ve büyütür. Bu büyütmenin “sevgi ile” oluşunun çocuk üzerinde o kadar pozitif tesirleri vardır ki saymakla bitmez. Zekâ ve sağlıklı bir ruhî gelişiminin ancak bu sevgi ile olduğunu söylemem kâfidir sanırım. Ondan başka, hiçbir kimse bu sevgiyi yeterince ve layıkıyla verecek güçte değildir. Anneanne/babaanne veya anne yarısı olan teyze bir nebze diğer insanlardan farklıdır elbet. Annenin işi veya kariyeri sebebiyle minik yavrusuna bakamayacağı için “para” ile tutulan bakıcılar, onun bedenine bakabilir ama asla onun zekâsının ve ruhî gelişiminin sağlıklı olmasına yardımcı olamazlar. Bazen, günümüz insanının her zamankinden çok daha fazla kapitalist, daha basit bir ifade ile, tercihini hep paradan yana yapan insanlar olmasında, kendisine “para ile bakan” bakıcılar veya kreşlerde olmasının tesiri var mıdır, diye düşünürüm. Evet, insanoğlu zaten parayı sever ve “onun ağzını ancak toprak doyurur”; bunu hepimiz biliyoruz ama, 20 lira tutarındaki taksi ücretini ödememek için taksiciyi öldüreninsanların (!) yaşadığı dünyamızda bizim fıtratımızı bozan şeyleri daha iyi tanımalıyız gibi geliyor bana. Anne sevgisinden mahrum olarak büyümenin, başka bir insan tipinde tam tersi etkiler yapması da mümkün: “Ben annesiz büyüdüm hocam!” diyerek kimsesiz bir yetim gibi boynu bükük dolaşan latif ve zarif öğrencilerimi de gördüm; hep hüzünlüydüler. Anneler, gelin “canınızdan çok sevdiğiniz” varlıkları, çocuklarınızısevginizden mahrum bırakmayın; “işiniz ve kariyeriniz” için yaratıldığınızı zannettiğinizde, yavrunuza bakacak anneanne/babaanne veya teyze yoksa, ne için yaratıldığınızı bir daha düşünün. Hiç olmazsa bebeklik döneminde, mümkünse yedi yaşına kadar onu kendinizden bir an bile ayırmamaya gayret edin.

 

  1. Dikkat çekmek istediğim ikinci konu, bu projeyi yürütme sırasında da bazı “yolsuzlukların” yaşanabileceğidir. Mesela bu büyükannelerin, çocuğa baktıklarından nasıl emin olunacak veya nasıl kontrol edilecekler? Yani “çocuğa ben bakıyorum/bakacağım” beyanından sonrasında ya bu kâğıt üzerinde kalırsa, oradan alınan parayı tutulan başka bir bakıcıya aktarma gibi yolsuzluklar olursa_ ki olacaktır_ bunlar nasıl kontrol edilecek ve nasıl önlenecek?  Annesinin emekli maaşını alıp onu yaşadığı tek gözlü bir evde/gecekonduda kimsesiz ve yalnız bırakarak çekip giden kapitalist zihniyetli merhametsiz evlatlar olduktan sonra her şey olur bu dünyada. Çünkü Mevlana’nın, Allah rahmet etsin, dediği gibi: “İnsanların İsm-i Aʻzâm’ı (onlara göre Allah’ın en büyük ismi), paradır.

 

Devletimiz, kapitalist zihniyetli aile fertlerini biraraya getirmenin bir yolu olarak böyle bir tedbir almak zorunda kalmıştır;ama bu hususlarla ilgili tedbirler de hemen alınmalıdır gibi geliyor bana.