Meşhur Bir Tarikat Liderinin Soyu Altınekin’de mi Devam Etti?

Latif Yerli

Konya kadı sicillerini karıştırırken Altınekin’de 300 yıl önce yaşanan ilginç bir davaya rastladım. Tarihi ile ilgili birçok şeyi bilmediğimiz memleketimizde acaba bir tarikatın soyu mu devam etti? diye kafamı kurcaladı. Bunun üzerine bir araştırma yapma gereği hissettim.  Tevliyet (Mütevellilik) ile ilgili olan İzzet Sak ve Cemal Çetin hocamızın transkripsiyonunu yaptığı, 45 numaralı Konya Kadı Sicilinde Dava;

“İnsuyu Kazâsı’na tâbi‘ Suarık nâm karye sâkinelerinden olup medîne-i Konya’da vâki‘ Ebû İshak Kâzerunî nâm sâhibü’l-hayrın evlâdından olup zâtları ma‘rifet şer‘iye ile mu‘arrefe olan bâ‘isâtü’l-kitâb Müslime ve Havvâ ve Neslihân ve Teslîme nâm hatunlar…” diye başlıyor. (1)

Yani dava o zamanlar İnsuyu’na bağlı Altınekin’de Kazeruniye Tarikatının Kurucusu Hayır Sahibi Ebu İshak Kâzerunî’nin soyundan gelen kişilerin yaşadığı ve Kâzerunî Zaviyesi Vakfı mütevellisi olduklarını ortaya koyan bir davadır.

 

Peki Ebu İshak Kâzerunî Kimdir?

İsmi İbrahim bin Şehriyarî’dir. 963 yılında İran Şiraz civarında Kazerûn’da doğdu. Kâzerunî doğduğu şehirde 1035 yılında vefat etti. İran ve Anadolu’da İslâmiyet’in yayılmasında büyük hizmeti geçen Ebu İshak Kâzerunî’nin Çin ve Hindistan’da da büyük şöhreti vardır. Çin denizinde seyahat edenler fırtınadan ve korsanlardan korunmak için Kâzerunî kabrine ve tekkesine yazılı adaklarda bulunur, yolcular sâlimen ülkelerine varınca bu adaklarını tekkeye teslim ederlermiş. Binlerce talebesi ve yüzlerce halifesi, sağlığından itibaren bütün İslâm âlemine dağılıp, İslâm’ın yayılmasına hizmet etmiştir. İlim ve mâ’rifetteki yüksek derecesi dolayısıyla, Ebu İshak İbrahim Kâzerunî, “Sultânü’l-Evliya” ve “Kutbü’l-Aktab” unvanlarıyla meşhur olmuştur.(2)

 

Ebu İshak Kâzerunî Tekkesi

Ebu İshak Kâzerunî’nin vefatından sonra İslâm ülkelerinin pek çok yerine adlarına makamlar inşa edilmiş ve bunlara vakıflar tahsis edilmiştir. Sırf kendi hayatında 65 hângah ve zaviye kurulmuştur. İbrahim Hakkı Konyalı, Konya’dakinden başka Erzurum’da, Bursa’da, Edirne’de, Malazgirt’te adına hângahlar tesis edildiğinden bahseder. Konya’da bulunan tekkesi eski Beyhekim Mahallesi’nde Beyhekim Mescidi’nin batısındadır. (3)

Ebu İshak Kâzerunî Tekkesi vefatından sonra yaklaşık 400 yıl sonra Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılıyor. Bu tekkenin günümüze kadar gelebilmesi tarihi açıdan önemlidir.

 

Gelelim Davaya;

Kayda göre Müslime, Havva, Neslihan ve Teslime isimli Altınekinli kişiler Ebu İshak Kâzerunî’nin soyundan gelmektedir. Ebu İshak Kâzerunî 1035 yılında vefat ettiği, bu dava da 1714 yılında gerçekleştiğine göre 680 yıl içerisinde Ebu İshak Kâzerunî’nin soyu bir şekilde Altınekin’de ortaya çıkmıştır. Birçok âlim gibi Ebu İshak Kâzerunî’nin de soy silsilesi hakkında yeterli bilgi mevcut değildir. Bu yüzden Altınekin’e kadar bu soyun nasıl devam ettiğini açıklamakta zorlanıyorum. Fakat Türk vakıf geleneğinde mütevellilik evladiyet üzerine devam eder, yani herhangi bir vakfı kuran kimse mütevellilik görevini evladına onunda evladına vermesini şart koşar. Eğer Ebu İshak Kâzerunî Tekkesi kurulduğunda atanan mütevelli onun soyundan geldiyse bu şahısların soylarının da böylelikle Altınekin’e kadar uzandığını açıklayabiliriz.

Davada Rabia isimli bir kişi Kâzerunî soyundan geldiğini iddia ediyor, bu iddia üzerine Müslime, Havva, Neslihan ve Teslime isimli kişiler yani asıl soydan gelen kişiler tarafından dava açılıyor. Dava sonucunda kadı Rabia isimli kişiden 10 gün içerisinde ikamet bildirmesini istiyor. Fakat Rabia 10 gün içerisinde ikamet bildiremediği için dava Rabia kişi isimli aleyhinde sonuçlanıyor. Rabia, Ebu İshak Kâzerunî’nin soyundan geldiğini kanıtlayamıyor.

Sonuç olarak benim asıl ilgilendiğim önemli bir tarikatın liderinin soyunun belli bir zaman sonra Altınekin’de devam etmesi ve bunun Konya Kadı Sicillerinde açıkça bir dava ile ortaya çıkmasıdır. Birçok tarihi vesika incelendiğinde Altınekin, Selçuklu Döneminden bu yana önemli bir güzergâh üzerinde bulunduğundan, Konya’nın tanınmış birçok hattatını yetiştirmesinin yanı sıra Osmanlı’nın İlk Köylü Şirketi’ni (Konya Zıvarık Köylüleri Zürra Osmanlı Anonim Şirketi) de kurmuştur. Ayrıca Atçekenlerin Altınekin’e yerleştirilmesi ve Osmanlı ordusuna bazı paşaların (paşa mezarlarının varlığı bunu gösteriyor) Altınekin’den seçilmesi Altınekin İlçesinin bu gün olduğu gibi geçmişinde de ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

    

Kaynaklar

  • İzzet Sak, Cemal Çetin, Konya Kadı Sicilleri, 45, Konya 2016, s. 128-29.
  • M. Ali Uz, Konya Âlimleri ve Velileri, Konya 2015, s. 93-94.
  • İbrahim Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Konya Tarihi, Konya 2007, s. 598-600.