MEZHEP ÖNCELİĞİ DEĞİL ÜMMET ÖNCELİĞİ!

Fatma Betül Felhan

İslam Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e kadar gelen dinin adıdır. İsim değişikliği  insan kaynaklıdır. Hz. Muhammed ile bu din en mükemmel halini almıştır. Şu anki Müslüman dünyasına baktığımız zaman bu mükemmeliyeti görmek güçtür. İnanç, ibadet ve ahlak üçlemesinden oluşan İslam dinini bu değerlerden  ayrı yere getirmişlerdir. Namaz kılan bir insan aynı zamanda ahlaklı da olmalıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” Demiştir. Her değerin ayrı bir niteliği olmakla birlikte bir araya gelince Müslümanı oluşturur. Cihad ediyorum diye insanların hakkına tecavüz edilemez. Yani Müslüman olmak demek eşittir insan olmaktır. Allah-u Teala insan fıtratına en uygun olarak İslam dinini göndermiştir.

 

Gel gelelim Mezhep olayına! Allah-u Teala temel inanç ve ibadet konuları dışında düşünce üzerinde farklılığa izin vermiştir.. Mesela abdest almayla ilgili birçok farklı görüşün olması Müslümana fikir zenginliği ve ibadet noktasında kolaylık sağlar. Yani Mezheplerin ayırıcı değil aksine birleştirici etkisi olmalıdır. Günümüze baktığımız zaman Mezheplerin birleştirici etkisinden çok ayrıştırıcı etkisi daha fazladır. İnsanlar mezhepleri yüzünden öldürülmeye mahkum edilmiştir. Dine farlılık ve güzellik getirmesi amacıyla oluşturulan mezhep ayrılık getirmeye başlamışsa bu Mezhebin suçu değil Mezheplerin uygulayıcısı olan bizlerindir.

 

Mezhepsel kavgalarla ümmet dağılmaya mahkumdur. Mezhepler çeşitlilik açısından güzeldir. İnsanları tek görüşe mahkum etmemek adına. İnsanları birbirine düşürme adına değil. Şuan görüldüğü kadar Ortadoğu da Şii hakimiyeti kurulmak isteniyor ve Sünni Müslümanlar katlediliyor. İran ve Rusya işbirliğiyle vurulan bölgelere bakıldığında çoğunluğun Sünni Müslümanların olduğu bölgelerdir. Mezhepsel kavgalarla İslam alemini paramparça etme derdine düşmüşlerdir.  Aynı meselenin Türkiye’ye taşınması da amaçlanıyor ki son bir haftadır gündemi meşgul eden bir mezhepsel vardır. Herkesin malumu üzere geçen Diyanet İşleri Başkanlığı fetva biriminde yayınlanan alevi ile evlenilmez mevzuu. Bu fetvanın kimin ne amaçla ve hangi bilgiye göre verdiği çok önemli bir konudur. İfta makamı çok farklı çalışmalıdır. Gerçek fakihlerin çalıştığı eski görüşleri ısıtıp ısıtıp insanların önüne getiren bir makam olmaktan çıkıp çağın problemlerine uygun hale getirilmelidir. Eğer Türkiye şartlarında böyle bir fetva verilebiliyorsa bunun arkasında sıkıntılı bir sürecin olduğu malumdur. Bu tip bir fetvanın özelde bazı şartlar altında verilmesi belki mümkün iken herkese açık bir makamda yayınlanması insanın aklına birçok soruyu getirmekle birlikte Alevi vatandaşların tepkisini çekeceği çok açıktır.

 

Güzel ülkemiz üzerinde bir sürü oyun oynanırken böyle bir açıklamanın olması büyük bir talihsizliktir. Türkiye’yi mezhepler kavgaların içine ekmeye çalışanlara karşı tek bir Ümmet bilinci nasip etsin Rabbim. Ve bizleri düşmanların oyununa getirmesin. Amin.

 

Vesselam...