MOBBİNG

Bekir Dolu

İSTİFAYA ZORLAMA

Mobbing, “işyerinde yıldırma” olarak Türkçeye çevirebileceğimiz bir ayrımcılık ve eziyet biçimidir. Ve genellikle çalışanın hiçbir hakkını almadan işinden istifa ettirilmesini hedefler.

İş hayatında çok eskilerden beri rastlanan bir vakıa olmakla birlikte mobbing kavramının bilinir olması son yıllarda oldu. Ancak daha şimdiden bu konuda davalar açılmaya başlanmıştır. Daha önce gündeme gelmeyen veya hukuken adlandırılamayan haksızlıklar bu işin adı konulmaya başladıktan sonra artık dava konusu edilebilmektedir.

Kişiye eziyet edilmesi, yıpratılması için ille de kapı dışarı edilmesi ya da sille-tokat kovulması gerekmiyor. Yıpratma ve yıldırma politikası diye adlandırabileceğimizi bu sinsi yöntem sayesinde binlerce insan istifaya zorlanıyor. Hem de hiçbir hakkını alamadan.

Türkiye’de genel olarak işverenler, İş Kanunlarının işçiyi koruyan tazminat ve işe iade hükümlerinden kurtulmak ve işçiyi istifaya zorlamak için mobbing uygularlar. Ve bu süreçte mobbinge maruz kalan işçi, çoğu zaman psikolojik açıdan ciddi anlamda zarar görerek istifayı basar ve işten ayrılır.

Bazen de çalışanlardan bir kişi kurban olarak seçilir ve bu kişiye uygulanan mobbing ile diğerlerine gözdağı verilir. Çalışanların terbiyesi(!) dolaylı olarak bu yolla sağlanır.

Hukukumuzda yeni bir kavram olmasına karşın iş hayatında sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Son yıllarda artan mağdurların, mobbing uygulayan işverenlere karşı açtığı davalar genellikle olumlu neticelenerek emsal oluşturmakta ve bu davaların duyulması sebebiyle çalışanlar da daha bilinçlenmektedir.

 

 

İş Kanunu 5.md.sinde yer alan işverenin “eşit davranma borcu” ve yine  Borçlar Kanunu 417. md.sinde yer alan işçinin hem kişiliğinin, hem de yaşam ve vücut bütünlüğünün korunması hakkında düzenlemeler mevcut mevzuatımızda mobbinge maruz kalanların dayanabileceği temel normları oluşturmaktadır.

Mevzuatımız henüz “çalışanların istifaya zorlanması” diyebileceğimiz bu duruma karşı yüzde yüz yeterli olmamakla birlikte umut verici mahkeme kararları ile bilhassa işveren-işçi ilişkisinde işçinin işçilik hakları ile kişiliği ve onuru korunabilmektedir.

İşyerinde psikolojik yıldırma ve yıpratmaya maruz kalan çalışanlar, işverenlere karşı açacakları davalarda sonuca ulaşabilirler. Özellikle işçilerin psikolojik tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların işverenden işçilik hakları ile manevi zararlarını tazmin edebilmeleri için hukuki yardım almaları çok önemlidir.