Muhalifliğinde bir raconu olmalı

Ömer Kocabaş

Dünya çığırından çıktı. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı yeni normal kavramının ortaya atılmasıyla belli olalı çok oldu. Koronayla uyutup, dünyaya yeni şeklini vermeye başlamışlardı. Şekillendirme devam ediyor, edecek de… Hani telefonlara, bilgisayarlara sürekli güncelleme geliyor ya, bu şekillendirme işlemi de bazen çok görünür, hissedilir bazen de farkına bile varamadan olup bitiyor. Yeni düzenin sancılarını, ekonomik olarak hissediyoruz. Üretim-tüketim dengesinin bozulması bahane edilerek dünya genelinde gıdaya, enerji kaynaklarına ulaşım zorlaşırken enflasyonda alıp başını gidiyor. Bazılarının enflasyon, hayat pahalılığının sadece bizim ülkemize özgü olduğu konusundaki algı çalışmalarına çok kolay düşüyoruz.

Hükümeti ekonomi yönetimi konusunda eleştirmeliyiz, eleştiriyoruz da ama muhaliflere yine de yaranamıyoruz.  İnsanız ekonomiyle yatıp, kalmakta bir yere kadar. Bazen çaresizlikten, bazen de bıkkınlıktan bırakıp başka şeylere odaklanıyoruz, çünkü insanız… Bir ailemiz, arkadaşlarımız, çok şükür düzenli gidip gelebildiğimiz bir işimiz var. Diğer yandan da hayat kendi yatağında akmaya devam ediyor. Sabahtan akşama kadar döviz fiyatları şu kadar artmış, altın şu fiyata çıkmış diye ekrana bakınca elimize bir şey geçmiyor. Elimizdeki para, çapımız belli. Oradan üç kuruş kâr ettiğimizi zannederken diğer taraftan alım gücümüzün ne kadar düştüğünün farkına bile varamıyoruz.

Siyaset üzerine sohbet etmeyi çok sevmesem de yaptığımız işin doğası geriyi bir şekilde konu dönüp dolaşıp siyasete geliyor. Şu ara hükümete vurmak çok moda. 5-6 yıl önce çok komik faiz oranlarıyla ev, araba alanlar, bin dolardan fazla maaşımız var diyenler bugün hükümete söylemedik laf bırakmıyorlar. Tamam, eleştiri yapılabilir, insan her daim refah içinde yaşamak ister ama burası dünya. Cennette değiliz. Ülkemizin, bölgenin gerçekleri göz ardı edilerek, korona bahanesiyle neredeyse iki yıldır dünyanın içine edildiğini görmezden gelerek yapılan eleştirinin kusura bakmasınlar bir kıymet-i harbiyesi yoktur. İktidarın iyi günlerinde her türlü imkânında yararlanıp kötü gününde cephe alanları ne kadar zorlasam da anlayamıyorum. İdeolojik olarak ilk gününden beri iktidara karşı çıkanları bile bir nebze anlayabiliriz. Lakin düne kadar iktidarın yanında yer alıp, yaptığımız ufak tefek eleştirileri bile bozgunculuk olarak değerlendirenler bugün en, öz, has, hakiki iktidar düşmanı olmuşlar. Aslında onlara farklı bir isimde verebiliriz ama durduk yere başımızı derde sokmanın bir âlemi yok(!)

Muhalefet cephesini destekleyenlere iyi de adayınız kim olacak? İttifakınızda sözde sosyal demokratlar, sözde milliyetçiler, sözde muhafazakârlar, özde PKK sempatizanları var. Bu kadar karmaşık bir yapıdan nasıl bir aday, ya da adaylar çıkacak nasıl oy vereceksiniz diye sorulunca da en kötü aday bile Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan iyidir cevabını alıyoruz. Karşımızdaki seviye bu. Emin olun daha kimi aday yapacaklarını kendileri de bilmiyor. Aday olacak ismin şimdiden yıpratılmasın diye gizlendiğini söyleyerek yerseniz ayak yapıyorlar. İşin sonunda Ekmeleddin İhsanoğlu’nda olduğu gibi tıpış tıpış oy vermeye koşacaklar gibi.

Geçenler ülkücü, eskiden MHP’yi destekleyen bir ağabeyimizle muhalefetin aday durumunu konuşurken HDP bile başa geçse bunlardan daha iyi yönetir dedi. Eminim ağabeyimiz bunu kızgınlıkla söyledi. HDP ile kendisini aynı cümle içinde kullanmama bile kızacaktır. Lakin muhaliflerimiz ne ara bu kadar hizaya getirildi anlayamıyorum. Ekonomik sıkıntı tamam da sanki ülke tarihinde ilk defa böyle bir dönem yaşıyormuşuz gibi davranmak da neyin nesi. Korona, iklim değişikliği lakırdılarının etkisini görmezden gelerek üstelik. MHP-AK Parti ittifakı kurulunca ülkücülerin bir kısmı -eski deyince kızıyorlar- İyi Parti’yi desteklemeye başlamışlardı. İyi Parti- CHP ittifakını nasıl olduysa içlerine sindirmişlerdi. Şimdi ise sırf hükümete karşı çıkmak uğruna HDP’nin ittifak içinde sessizce yer almasını görmezden gelmeye çalıyorlar. 2023 seçimlerinde ittifak alenileştiği zaman bakalım nasıl görmezden gelebilecekler?

Günün sonunda ne dersek diyelim hayat devam ediyor. Önümüz kış, garibanların derdi, geçim sıkıntısı büyük. Dua etmekten başka elimizden gelen bir şey yok. İktidarıymış, muhalefetiymiş, siyasetiymiş boş tartışmaların kimseye bir faydası yok. Onların hepsi yolcu, bu ülkenin vatandaşları olarak biz hancıyız. Elimizden geldiğince ülkemize sahip çıkalım.