Muhtemel bir savaş!

İpek Özkayaalp

Son zamanlarda dünya da görülen gelişmelerin yanı sıra asırlardır değişmeyen bir husus var, ülkeler arasında olan Savaşlar.

En yakın zamanda Azerbaycan – Ermenistan savaşı, Rusya – Ukrayna savaşı ve birçok İslâm ülkelerinin hâlâ işgal altında olduğunu ve zulüm edildiğini göz önünde bulundurarak, Yunanistan’ın yayılmacı emellerini ve basında çıkan savaş senaryolarının, Türkiye’nin de sıcak bir savaşla karşı karşıya gele bileceğini düşündürmektedir.

Düşmanlarımızı korkutmak ve savaşı önlemek, barışı ve huzuru sağlamak ve muhafaza etmek için, savaş araç ve gereçlerinin hazırlanması gerekmektedir.

Bu hazırlıklar sadece hükümet tarafından değil sivil toplumda da bilinçli bir şekilde düşmanı caydıracak derecede yapılmalı.

’’Ey mü’minler! Düşmanlarınıza karşı bütün imkânlarınızı seferber ederek kuvvet hazırlayın ve beslenmiş, eğitilmiş savaş atları yetiştirin. Böylece, Allah’ın düşmanlarını, sizin düşmanlarınızı ve bunların dışında sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutun. Allah yolunda ne harcarsanız karşılığı size tastamam ödenir ve hiçbir haksızlığa uğramazsınız’’.

                            (Enfâl / 60. Ayet)

Hatırlamakta fayda var…

Bosna – Hersek ve Azerbaycan’daki kardeşlerimiz savaşa hazırlıksız yakalanmışlardı.

Bu sebepten dolayı hem can kaybı çok oldu, hem de vatanları çok kısa bir zaman içerisinde kısmen veya tamamen işgale uğramıştı.

Savaşlarda sadece ülkeler işgal edilmekle de kalmamıştı.

Şehirleri, Evleri bombalanmış yetmemiş kadınları ve kızlar hamile kalıncaya dek tecavüze uğramış, ya da cani bir şekilde öldürülmüştür.

Genci yaşlısı, kadın çocuk demeden öyle zulümlere maruz kaldılar ki, birçoğu da kaçırılıp organ mafyalarının elinde telef olmuşlardı.

Halkın anlaması gerek!

Bu tarz olası durumlara karşı önceden tedbir alınması gerekir.

Halkın savaş olasılığına karışa, savaş anında yapılabilecek sivil savunma tedbirlerinin öğretilmesi konusunun üzerinde durulmalı.

Savaşta ve olağanüstü durumlarda neler yapılır?

Bireysel olarak her bir Vatandaşın ilk yardım eğitimi alması gerektiğinin düşünüyorum.

İlk yardımda savaş anında hasta ve yaralılara yapılması gereken ilkyardım tekniklerinin ve müdahalelerini öğrenip pratik eğitimde almamız gerekiyor.

Sadece bununla kalmayıp bu tarz olağanüstü durumlarda hayatımızı sürdürebilmek içim, tabii çevreden faydalanarak onca imkânsızlıklar içinde nasıl bir yaşam mücadelesi sürdürebiliriz öğrenmeliyiz.

Hiç Vakit kaybetmeden savaş konusunda bilinçlenmemiz ve hazırlanmamız lazım.

Aramıza da kaç kişi ikamet ettiği yere en yakın sığına biliyor?

Kimin acaba evinde hazırda bir ilk yardım çantası bulunuyor?

Doğa ile Baş başa kaldığımızda nasıl bir mücadele veririz, gerçekten bunu biliyor muyuz veya kendimizi geliştiriyor muyuz bu konuda?

Yeterince doğayı biliyor muyuz, avcılıktan ve bitkilerin dilinden anlıyor muyuz?

Yön bulma yetimiz nasıl?

Bunları saymakla bitmez, oturup düşünelim; olası bir savaş durumunda nasıl bir yaşam mücadelesi veririm, yeterince donanıma ve bilgiye sahip miyim bu konuda ben?

Organize olmak gerek…

Sorulması gerek sorulardan biri de komşularımızı tanıyor muyuz?

Evet, komşularımızı yeterince tanımıyoruz maalesef.

Onlarla organize olmak gerek aralarında sağlık sektöründe olan var mı, kim hangi meslekle uğraşıyor vs.

Oturduğunuz binada Yöneticinin tanışma toplantıları düzenlemesi hatta Mahalle Muhtarlarının yöneticilerle birlikte olası Afet ve savaş gibi konularda bilinçlendirip organize olunması gerek.

Bu bence en başta gelen şeylerden biri ’’Organize’’ olunmalı acilen, komşularla iyi bir diyalog ve dayanışma içine girilmeli birlikte tedbir düşünülmeli.

Tedbirler konusunda en yakın sivil savunma örgütünde ve emniyet teşkilatından bilgi ve yardım alınmalı.

Şunu da hatırlatmakta fayda var; ırk ve mezhep farklılığı problem haline getirilmemeli, bu konuda iç ve dış tahriklere kapılmamalıyız.

Bütün Müslümanlar kardeş!

Unutmayalım Bosna – Hersek’te komünist ve dinsiz olanlar bile o cani katliamdan kurtulamadılar, bu da hafızalarımızda hep diri ve canlı kalsın ki, bu ülkede yaşayan ve Müslüman kökenli olan herkesin düşmanlara karşı birlikte olması gerektiğini unutmayalım.

Bizim Allah’tan başka ve bu vatandan başka sığınacağımız bir Türkiye daha yok.

Vesselam…